Falun Dafa Minghui.org www.minghui.org YAZDIR

Teşekkür Etmek ve Özür Dilemek Hakkında

13 Ekim 2020 |   Çin'deki bir Falun Dafa uygulayıcısı tarafından

(Minghui.org) Sık sık insanların minnettarlığını ifade etmek veya özür dilemek için “Teşekkür ederim” veya "Üzgünüm" gibi şeyler söylediklerini duyarız. Ama Çin'de kaç kişi bu sözleri kalplerinden ve safi nezaketinden söylüyor? Çoğu insan iyi bir şey elde etmeyi istemek ya da beladan kaçınmak gibi art niyetler için kullanır. Hepsi kendileri için söyler, gerçekten de başkaları için değildir.

İkiyüzlüler, üstün ve zeki olduklarını düşünürler ve kimseyi gücendirmezler. Ama aslında hep kendi çıkarları için herkesten daha fazla yarış halindedirler. "İyi adamlar" normal ve evrensel değerlere sahip yozlaşmış bir toplumun ürünüdür. Aslında, bu "güzel adamlar" yakınlarında kimin kötü davrandığını görmek, kim onlara iyi davranıyor bunu bilmek için , kimin ile arkadaş olabilir, ve kim sadece menfaatine uygundur diye araştıran bir kişidir. Kimse için asla fedakarlık yapmazlar.

Çoğu insanın böyle davranışlar içerisinde olması yaygındır. Dafa uygulayıcıları olarak bizler de bu sıradan insan dünyasından etkileniyoruz. Eskiden ben de öyleydim. Kimseye gerçek yüzümü göstermezdim çünkü başkalarının benim hakkımda terbiyesiz, görgüsüz ya da kültürsüz olduğumu söylemelerinden korkuyordum. Sahte benliğime zarar verme korkusuyla gerçeği gösteremiyordum. Ben bu gibi bir şeyin yanlış ya da hatalı olduğunu hiç düşünememiştim: Ben her zaman haklıydım, neyim varsa hepsi her şeyin en iyisiydi, kimse benimle karşılaştırılamazdı, ve diğerleri beni anlayamazdı. Bunların hepsi sağlam bir şekilde uygulama yapmadığımdan dolayı ortaya çıkmışlardı. Bu yanılsama sonunda yıkılacak ve yanlış giden her şey için ben başkalarını suçlayacaktım.

Bu tür bir düşünce ve davranış Çin Komünist Partisinin(ÇKP) sürekli olarak herkesin zihninden geleneksel kültür ve değerleri aşındırmasının bir sonucudur, ama insanlar bunun farkında değillerdir. Belki de "benlik"leri için ya da "sonsuza kadar büyük, şanlı ve doğru"yu savunmak için hayatlarından bile vazgeçebildikleri halde, geleneksel kültürlerinin ve gerçek benliklerinin özü gasp edilmiş, mutasyona uğramış ve Parti'nin telkinleri tarafından harap edilmiş ve artık tanınmaz hale dönüşmüştür.

Gerçeğin gizlendiği bir toplumda, gerçek ve geleneksel kültür birbirinin aynısı haline dönüşmüştür, ama biri onu istediği takdirde onu aramaya cesaret edemez ve bulması da zaten mümkün değildir. Atalarımıza göre "vicdana dokunmak" ifadesi bir insana olan güvenilirliği ifade ederdi ve samimiyetlerini göstermek için ellerini başlarının üzerine kaldırarak yemin ederlerdi. O dönem çoktan geçti. Bugünlerde, bu şekilde yemin eden birisine gülünç bir şekilde eski kafalı olduğu için herkes gülüyor.

Parti'nin "sahte, büyük ve boş" yanılsaması yeni bir trend haline geldi. Bu yanlış ve ikiyüzlü eğilime uymayan bir kişi her türlü saldırının hedefi oluyor. İyi insanlar bile sahteymiş gibi davranmalıdır, çünkü sadece ikiyüzlülük modadır ve kimse yozlaşmaya ayak uyduranların sosyal düzenini bozmak istemez. Sonunda, yanılgı gerçek olur ve beyaz siyah olur. Eski moda değerlerin yerini vicdandan yoksun yozlaşmış kurallar almıştır.

Daha İleri Yükselmeler İçin Esaslar kitabından- Buda Doğası ve Şeytani-Doğa" makalesini elle kopyalarken bugün bir şeye aydınlandım. Sık sık zihnimdeki küçük şeyler için diğer insanları suçlardım. Çocukluğumdan beri, her şeyin biteceğine, geçip gideceğine ve onları yavaş yavaş sindireceğime inanırdım. Her zamanki gibi ertesi gün mutlu olurdum, çünkü zihnimde rahatsız edici bir şeyin olmasını istemezdim.

Falun Dafa uygulayıcısı olduktan sonra, bu gibi olaylar karşısında aynı tutumu sergilemek yanlış olacaktı. Beni üzen bir takıntıyı derinlemesine araştırmak yerine, beni rahatsız etmesine izin vermemeye başladım ya da durumu kurtarmaya takıntılı olduğum için yaygara koparmadım. Böylece takıntılarım ve buna bağlı olarak sıradan insanlara özgü düşüncelerim büyümeye devam ettiler. Durumu kurtarmak ve nefret her ikisi de aynı şeylerdir ve insanın kendi kendini yok etmesine yol açarlar.

Fa'yı çalışırken her zaman için çok odaklanmışımdır. Algılamamın kötü olmadığını düşünürdüm ve bazı Fa prensiplerini anlayabiliyordum. Tabii ki, Fa'nın tümünü asla anlayamayacağız, çünkü Fa devasadır, olağanüstüdür ve merhametlidir.

Fa'yı çalışmayı, elle kopyalamayı ve ezberlemeyi seviyorum. Ama yine de benim gerçek benliğimi Fa’dan ayıran bir katman olduğunu hissediyorum ve her zaman ÇKP’nin beyin yıkamaları yüzünden lekelenmiş katman üzerine katmanlar varlıklarını sürdürüyorlar. Benim uygulamamda bile esas olarak "Benim sağlam temellerim var, "Ben" saygılıyım ve ben bilge bir insanım, "Ben" Dafa’yı öğrenebiliyor, ve "Ben" müthiş biriyim diyen düşünceler yer alıyor.

Bu benlerin hepsi yalan ve sahte bir "ben"den ibaret. Eğer 10-20 yıllık uygulamadan sonra hala böyleyseniz, hangi varlığa dönüşüyorsunuz ve bu uygulamayı kim yapmış oluyor? Bu çok saçma. Bugüne kadar, bu makaleyi yazdığım andan itibaren, kalbim aydınlanmaya başladı ve kendimi rahat hissetmeye başladım, sanki bir rüyadan uyanıyormuş gibi oldum. Gerçek benliğimin maddi dünyanın kafesine hapsedildiğini söylemek yerine, onun şımarık, sahte "Ben" tarafından hapsedildiğini söylemek çok daha iyidir diyorum.

Bir şeyin peşinde koşmak, uygulayıcıların vazgeçmesi gereken bir takıntıdır. Her zaman dünyadaki tüm iyi şeyleri istemek zaten yanlıştır. Başkalarının sahip olduğu bir şeye ya da sahip olmadıkları bir şeye sahip olmak istiyorsam, bu bir takıntı değil midir? Sıradan insanların sahip olduğu hiç bir şey cennete götürülemez.

Tamamlanma nedir? Eğer sadece göksel krallığın nimetlerinden zevk almak anlamına geliyorsa, sıradan insanların çıkarları ile aynı şey değil midir- geri dönmek için bir şeyler vermek, ya da vermemek, neden veriyor ki? Bu sıradan insanların yoludur ve eski evrendeki yaşamın doğası bu şekildedir.

Çince Versiyonu