(Minghui.org) Ben yaklaşık altmış yaşında bir kadın Dafa uygulayıcısıyım ve Falun Dafa’yı 27 yıldır uyguluyorum. Uygulamaya ilk başladığımda genç olmama rağmen bedensel ve zihinsel olarak birçok hastalık ve sıkıntıyla mücadele ediyordum. Bunların en ciddileri arasında meme kanseri, nevrasteni ve depresyon vardı. Fiziksel ve ruhsal olarak bitkindim; ruhum karanlığa gömülmüştü, ışığı göremiyordum. O zamanlar tek dileğim ölmekti, fakat küçük çocuğumu ve yaşlı anne-babamı bırakmaya gönlüm razı olmuyordu. Ta ki Falun Dafa ile karşılaşana dek… Falun Dafa ile tanıştığım o anda, yaşamım adeta ölümden yeniden dirilmişim gibi oldu ve hayat enerjimi geri kazandım.

Bu deneyimimi kaleme almamın nedeni, çaresizlik içinde kıvranan diğer insanların da Dafa sayesinde hayatlarında bir umut ışığı görebilmelerini ümit etmemdir.

Depresyon, Meme Kanseri ve Nevrasteni Yok Oldu

Dafa’yı uygulamadan önce içine kapanık, alıngan, her şeye kolayca öfkelenen, en ufak meseleyi bile kötü senaryolar düşünerek büyüten biriydim. Evdeki veya dışarıdaki hayatımda sürekli gerginlik, kavga, tartışma eksik olmazdı. Uzun süre böyle yaşayınca bedensel ve zihinsel olarak yıprandım, hayata karşı karamsar ve umutsuz bir ruh haline büründüm. Sürekli “İnsan neden yaşar ki? Ölmek daha iyi!” diye düşünürdüm. 15-16 yaşlarımdayken, bir keresinde aileme kızıp fare zehri içtim. Akşamüstü zehri içip evden gizlice uzaklaştım; çok uzakta, kurumuş bir kuyu kenarında ölümü bekledim, cenazemle de kimse uğraşmasın diye ömrümün son anında kendimi kuyuya atayım diye düşündüm. Ama gece yarısına kadar hiçbir belirti olmayınca, sessizce evin yakınındaki tepeciğe gidip ailemin ne yaptığını merakla seyrettim. Bahçede ışıklar sönmemişti, kalabalık bir grup ellerinde fenerlerle dört bir yanda beni arıyordu. Annem ağlayarak adımı haykırıyordu. O an pişman olup eve döndüm. Annem beni kucaklayarak “Sen ölürsen ben de yaşayamam,” deyip ağladı. O gece mucizevi bir şekilde ölmedim, “En azından annem için bir daha böyle bir şey yapmayayım,” diye geçirdim içimden.

Bundan 10 yıl sonra çocuğumu dünyaya getirdikten sonra yine intihar fikri aklıma geldi. Beni durduran ise küçük yavrumdu—onu bir “üvey anne”nin ellerine bırakıp gitme düşüncesi beni kahrediyordu. Onun acı çekeceğini düşünüp gözyaşlarına boğuluyordum. Çocuğum henüz 5 aylıkken onu da yanıma alıp intihar etmeyi aklımdan geçirdim. Ancak bu kez yaşlı anne-babamı düşününce vazgeçtim; beni zahmetle büyütüp okutmuşlardı, kim bilir ne kadar üzülürlerdi? Ölümümü asla kaldıramazlardı… Fakat “ölme” düşüncesi zihnimden bir türlü çıkmıyordu, hep “Hangi yöntemle ölsem daha iyi?” diye planlar yapıyordum.

Günümüzde her yıl depresyon sebebiyle intihar eden birçok insan görüyoruz. Ben o insanların çaresizliğini en derinden hissedebiliyorum. Kendimi çok şanslı hissediyorum ki Falun Dafa’yla tanıştım. Keşke dünyanın her yerinde bu gibi acılar çeken insanlar da Falun Dafa’nın gerçeğini öğrenip, sağlıklı bir bedene ve ruha yeniden kavuşabilseler, yepyeni, güzel bir hayata adım atabilseler. 

Hatırlıyorum da Dafa kitabını ilk okuyuşumda zihnim derinden sarsılmıştı—coşkulu bir sevinç, heyecan ve umut kaplamıştı içimi. Yepyeni bir dünyanın kapısı aralanmış gibiydi. Anladım ki gerçekten bir Tanrı ve Buda vardı, evrende bir Fa (Yasa) vardı—Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü evrenin Yasasıydı. Yaşamın kökeni göklerden geliyordu ve insanın asıl amacı uygulama yaparak özüne dönmekti. Falun Dafa, insanları kurtarmak için gelmiş bir Buda Fa’ydı. Bu yolda samimi şekilde uygulama yapanlar hem hastalıklardan kurtuluyor hem de birer Tanrı veya Buda seviyesine yükselerek doğum-yaşlılık-hastalık-ölüm döngüsünden kurtulabiliyor, artık reenkarnasyon çemberine girmiyorlar. Uygulama sürecinde Shifu gerçek anlamda uygulama yapan öğrencilerinin bedenlerini temizliyor ve onları koruyor. Bu, benim hep hayalini kurduğum şeydi! Hemen uygulamaya başladım, “Geride kalırsam uygulama yapamam” diye korkuya kapılarak hızla yol aldım. Çünkü çocukluğumdan beri hep masallardaki Tanrılara, Budalara, ölümsüz varlıklara imrensem de ateizm temelli eğitim yüzünden Tanrının olmadığına inanarak hayattan bezmiş hale gelmiştim. Oysa Shifu Buda Fa’yı öğreterek bizi kurtarıyordu; bu, uzun zamandır beklediğim şey değil de neydi?

Dafa’yı öğrenip uygulamaya başladıktan sonra geçmişteki dünyaya bakışımın tamamen yanlış olduğunu anladım. Evrenin yasalarıyla taban tabana zıttı. Ateizm ve evrim teorisi temelli eğitim, içimdeki bencilliği daha da körüklüyordu. Her konuda kendimi düşünüyor, başkasına pay bırakmadan hep kar etmenin peşinde oluyordum. Kocamdan da sürekli bir şeyler bekliyor, en ufak sıkıntıda ona yüksek sesle bağırıyor, kimin yanında olduğuna bakmaksızın onu rencide ediyordum. Öyle bir noktaya gelmiştik ki, o artık dayanamadığında karşı çıkıyordu, ben de buna daha çok içerleyip intiharı bir “intikam” aracı olarak düşünüyordum. Şimdi geriye baktığımda kocamın o dönemde gerçekten çok zorlandığını görüyorum. 

İş yerinde de aynıydım; küçük bir zararda bile içimde sindiremez, “Nasıl telafi ederim?” diye planlar yapar, ufacık bir avantaj elde etmek için bile kavga ederdim. Güçlü bir zihne sahip değildim; 19 yaşında sinir zayıflığım (nevrasteni) başlamıştı ve neredeyse hiç uyuyamıyordum. Yatağa girer girmez düşünceler beynimde dört nala koşuyordu, sanki bir türlü susmuyorlardı. Bu durum bana büyük bir zihinsel yorgunluk veriyordu, hafızamı da ciddi boyutta etkiliyordu. Dışarıdan bakınca normal görünüyordum ama gerçekte ayakta zor duruyordum.

27-28 yaşlarımdayken iyi huylu bir meme tümörüm olduğunu düşünerek ameliyat oldum. Ameliyatın 7. gününde patoloji sonucum çıktı: “Kanser öncesi lezyon” olduğu tespit edildi. “Nasıl olsa ölmek istiyorum ama cesaret edemiyorum; şimdi kanser olduysam kaçış yok,” diye düşündüm. Hiçbir tedavi almak istemedim, ölümü bekledim. Ama minik çocuğum ve yaşlı anne-babam aklıma geldikçe gözyaşlarına boğuluyordum. Daha sonra kontrol için doktora gittiğimde yapılan ultrasonda “Meme kanseri ve aynı taraftaki koltuk altı lenflerinde büyüme” tespit edildi; bu da kanserin metastaz yaptığını gösteriyordu.

Tam umutsuzluk içindeyken bir iş arkadaşımın verdiği Dafa kitabını okuyarak Falun Dafa’yı uygulamaya başladım. Uygulamaya başladıktan sonra yaşadığım coşku sayesinde hastalığımı neredeyse unuttum. Sürekli Fa’yı okuyup egzersizleri yapıyor, xinxing’imi (kalp niteliğimi, karakterimi) geliştiriyordum. Yaşamım tekrar anlam kazanmıştı. Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine göre hareket edip kalben yenileniyor, bencillikten uzaklaşıp başkalarını düşünmeyi öğreniyordum. Bir süre sonra fark ettim ki “meme kanseri” denen hastalıktan eser kalmamıştı, koltuk altımdaki fındık büyüklüğündeki lenf şişkinlikleri de uçup gitmişti! Uykum düzeldi, o kasvetli, karmakarışık duygu halim yok oldu. Artık yastığa başımı koyar koymaz uyur, sabah alarm sesiyle uyanıyordum. Hafızam geri geldi, dikkatim dağınıklığım da düzeldi.

“Prenses Hastalığı”ndan Kurtulup “İyi Bir Eş ve İyi Bir Anne”ye Dönüştüm 

Uygulamadan önce ateist olduğum için “ne Tanrı ne ceza var, insan sadece bir kez yaşar, elimden geldiğince kendi çıkarımı düşünmeliyim” fikrindeydim. Dolayısıyla bencil, açgözlü, huysuz ve hayatına hiç değer vermeyen biriydim. Şimdilerde insanlar buna “prenses hastalığı” diyorlar. Dafa’yı uygulamaya başladıktan sonra bu özelliklerim birer birer değişti. Artık ev işlerinin neredeyse tamamını ben üstleniyorum. Kocama, kayınvalideme, kayınpederime, görümce ve eltime karşı hep anlayışlı, saygılı ve şefkatli davranıyorum. Böylelikle kocamın ailesiyle de çok samimi ve uyumlu bir ilişkim oldu.

Kocam Dafa’yı uygulamıyor. Ben uygulamaya başlayınca, belki de geçmişte onu çok üzmüş olmamdan ötürü bana karşı birikmiş olan öfkesi daha şiddetli bir şekilde açığa çıktı. Ancak Shifu’nun öğretileri sayesinde sabretmeyi öğrendim. Başlarda gözyaşlarıyla, öfkeyle sabrediyordum. Sonra yavaş yavaş kalben de sakin kalmaya başladım; artık içimde kin tutmuyorum. Eskiden onun beni teselli etmesine ihtiyaç duyardım, şimdi ise ben onun duygularını yatıştırıyor, onu övüyor, teşvik ediyorum. Kocam bana bağırıp çağırdığında, hatayı ilk önce kendimde arıyorum. Shifu’nun Fa’sına bakıp “nasıl daha iyi bir uygulayıcı olabilirim?” diye kendimi kontrol ediyorum. İçimden “Kocam uygulama yapmıyor, kendini dönüştüremiyor, ne kadar acı... Böylesi öfkelenmesi sağlığına da zararlı. Ben ona yardımcı olmalıyım,” diye düşünüyorum. Bu yüzden “Lütfen kızma, kendine zarar veriyorsun. Hata bende, düzelteceğim,” diyerek onu sakinleştirmeye çalışıyorum. Uygulamadan önce asla hata kabul etmeyen biri olduğumu düşünürsek, bu büyük bir değişimdi. 

Bir dönem, kocam kızımızın parasını fazla harcamasına sinirlenip sürekli ona kaba davrandı. Kızım da bundan dolayı çok üzülüyordu. Ben bir yandan kızıma güzel sözlerle moral veriyor, diğer yandan kendi zihnimi sakinleştirip öfkeden veya suçlamadan uzak bir yaklaşım sergileyerek kocama şöyle diyordum: “Sen gerçekten iyi bir babasın. Ona çok güzel, huzurlu bir yaşam sağladın. Kızın da sana minnettar ve seni seviyor. Ancak o artık büyüdü. Ona sürekli sert çıkman, kalbini kırıyor. Neticede o senin kızın; biraz da onun duygularını düşünmelisin. Diyelim ki ona her şeyini verdin—bu senin en büyük iyiliğin ama kaba bir tavırla ona haksızlık yaparsan, bu iyiliğini de gölgelemez misin? Yaşın ilerliyor, ileride ona muhtaç olabilirsin. Şayet onu böyle kırıp durursan, yarın bir gün o da senden uzak durmayı seçebilir. Görüyorsun, bazı insanlar anne-babasına ilgi göstermiyor; bu çoğu zaman çocuklukta maruz kaldıkları sevgisizlik veya kaba tavırlardan kaynaklanıyor. Hem artık kız büyüdü, söylediklerini dinleyip dinlememek onun seçimi. Kendini bu kadar üzme.”Bu sözler karşısında kocam sessizleşti ve tavırlarında gözle görülür bir düzelme oldu.

Zaman içinde, çok kez xinxing’imi (kalp doğamı) sınayan ve yükselten çeşitli olaylar yaşadım. Sonunda kocam da artık bana öfkelenip bağırmıyordu, evimiz huzurlu ve sıcak bir yuvaya dönüştü. Kızım “duygusal zekamın yüksek” olduğunu söylüyor. Aslında ben sadece Dafa’nın ilkelerine göre hareket ediyorum. Yıllar süren can yakıcı imtihanlarda, alınganlık, haset, gurur ve kin gibi duygularımı törpüledim.

Shifu diyor ki:

“Bildiğiniz gibi bir kişi Luohan seviyesine ulaştığında, kalbinde hiçbir şey için kaygılanmaz. Herhangi bir insan meselesi için asla kaygılanmaz; sürekli olarak gülümser ve daima mutludur. Ne kadar kaybederse kaybetsin, umursamadan gülümsemeye ve mutlu olmaya devam eder.” (Zhuan Falun, Dokuzuncu Ders)

Shifu ve Dafa’nın beni bencil düşünce yapısına sahip, negatif ve dar kalıplı bir zihinsel durumdan çıkararak geniş zihinli bir hale getirdiğinin ve iyimser, güçlü bir karaktere taşıdığının farkına vardım.

Bir keresinde bir uygulayıcının kocası onun için “gerçekten ‘iyi bir eş, iyi bir anne’” demişti. Ben de eve gidip kocama, “Hala eksiklerim varsa söyle, iyi bir eş ve iyi bir anne olmam için başka ne yapmam lazım?” diye sordum. Umduğum cevap şuydu: “Şöyle eksiğin var, böyle hatan var…” Fakat kocam ciddi bir ifadeyle, “Sen onu çoktan aştın,” demez mi? Başta inanmadım, alay ettiğini sandım. Tekrar sordum, “Ciddi misin? Şaka yapmıyorsun, değil mi?” dedim. O da “Ciddiyim, sen ‘iyi bir eş, iyi bir anne’nin de ötesindesin,” diye tekrarladı. Şaşkındım ve mutlu oldum. Çünkü bugüne dek benden hiç böyle övgüyle söz etmemişti. Bu değişim tamamen Dafa uygulamamın bir sonucu—Shifu’ya şükranlarımı sunuyorum! Elbette henüz istediğim kadar iyi uygulama yapamadım, çok yavaş ilerledim ve hala kusurlarım var, bunları hızlıca gidermem gerektiğinin bilincindeyim.

Dafa Uygulayıcıları Güvenilen Kişilerdir

Daha önce bir hemşire olarak çalışıyordum. Dafa’yı uyguladıktan sonra her konuda Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine göre davranmaya gayret ettim, bu da hem meslektaşlarım hem de hastalar ve hastane için olumlu sonuçlar getirdi. Öncelikle hiçbir şekilde haksız kazanç sağlama veya “ufak tefek malzeme” alma gibi davranışlarda bulunmuyordum. Daha önce hastaneden ev için gazlı bez, pamuk vb. ne bulsam alırdım. Yakın akrabalarım veya kocam çalıştığım bölüme gelince pansumanlarını ücretsiz yapardım, ama artık bu durumun etik olmadığını fark ederek, kendi istek ve inisiyatifimle ücretin en azından “maliyeti” kadar olan yarısını ödüyordum. O dönemde hastanede işler "her şey ortak mal, ücretsiz" mantığıyla yürüyordu; dolayısıyla benim bu davranışım insanlar tarafından hiç anlaşılmıyor, hatta garip karşılanıyordu, çünkü aslında hiç para ödemem gerekmiyordu. İşimi severek ve özenle yaptığım için hastalara daha iyi hizmet edebiliyordum, onları gerçekten ailem gibi görüyordum. Zorlandıkları durumlarda yardımcı olmaya çalışıyor, onları içtenlikle teselli ediyordum; hastalar ve yakınları bana güven duyar, benim hakkımda hep iyi şeyler söylerlerdi. Dolayısıyla onlara Dafa hakkındaki gerçekleri anlatıp Çin Komünist Partisi ve bağlı gençlik örgütlerinden (üç geri çekilme) vazgeçmelerini istemek konusunda da çok başarılı oluyordum.

Meslektaşlarımla da güzel ilişkilerim oldu. Örneğin, kan alma bölümündeki iş arkadaşımın elleri kan alırken soğuk suyla uzun süre temas ediyordu, onun için sıcak su hazırlıyor, ona kolaylık sağlıyordum. Ödüllendirme sisteminde derecelendirmeye göre prim ödenmesi durumu vardı ve herkes 1 lira bile eksik olsa büyük tartışmalar çıkarıyordu; ben en düşük dilimi seçerek bu gerilimi yatıştırmaya çalışıyordum. Daha sonra Falun Dafa için temyiz başvurusunda bulunmak için Pekin’e gittiğimde işten çıkarıldım, bir eczanede çalışmaya başladım. Eczane sahibi nasıl bir insan olduğumu öğrenince, işten çıkarken veya işi devralırken kasa sayımı, stok tutanakları vb. hiçbir şeyi kontrol etmeye gerek duymayarak bana güveniyordu. Bunlar her ne kadar küçük detaylar gibi görünse de Dafa’nın beni “herkesin güven duyduğu bir insan” haline getirdiğinin göstergeleridir. Uygulama, kişinin hem davranışlarını hem de düşüncelerini adım adım değiştirir, ahlaki seviyesini her yönden yükseltir. Burada yer kısıtlı olduğu için daha fazla örnek veremiyorum.

ÇKP’nin (Çin Komünist Partisi) yürüttüğü acımasız zulüm ortamına rağmen hala kendimi şanslı ve mutlu hissediyorum. Çünkü Shifu ve Dafa bana sadece bedensel sağlığımı getirmekle kalmadı; beni depresif ve kırılgan bir insandan, pozitif ve güçlü bir kişiye dönüştürdü. Düşünce yapım ve ahlak seviyem sürekli yükseldi. Samimiyet, nezaket, hoşgörü ve dürüstlüğün ne kadar güzel erdemler olduğunu bizzat deneyimledim. Gelecekte de Shifu’yla birlikte, yıllardır ayrı düştüğüm cennetsel evime dönecek ve böylece doğum-yaşlılık-hastalık-ölüm acılarından sonsuza dek kurtulacağım. Aynı şekilde cennetsel dünyadan gelmiş tüm insanların da vakit kaybetmeden Dafa’yı tanımalarını, bu eşsiz uygulama yoluna adım atmalarını, hep birlikte cennetsel evlerine geri dönmelerini umuyorum.