(Minghui.org) 73 yaşındayım ve Falun Dafa uygulamasına 1995’in sonunda başladım. İçine kapanık bir insanım; çatışmalarla karşılaştığımda, öfkelenip tartışmak yerine acı çekmeyi tercih ederdim—her zaman yüzleşmeden kaçınırdım.

Kayınvalidemin iki oğlu ve beş kızı vardı. Kayınpederim, ben onun oğluyla evlendiğimde zaten vefat etmişti. Kayınvalidem 66 yaşına geldiğinde, kocamla ben bir ziyafet düzenleyerek onu kutladık. Sonrasında bizimle yaşamaya taşındı. Aile içi çatışmalarımızın başlangıcı da bu oldu.

Kocam denizci olduğu için, ailemizin durumu nispeten daha iyiydi. Ben tutumlu ve çalışkan bir ev hanımıydım; paramızı çok dikkatli kullanırdım. Fakat ne zaman biraz pirinç ve un biriktirsem, kayınvalidem hem onları hem de biriktirdiğim parayı alır; sonra da bunları kızlarına verirdi. Ben yine biraz pirinç ve un biriktirdiğimde, bu kez kocamın kız kardeşleri gelirdi ve kayınvalidem yine kendi kendine karar verip şöyle derdi: “Bu pirinç çuvalı en büyük kızım için, bu un çuvalı ikinci kızım için!”

Öfkelendim ve şöyle düşündüm: “Benim evimde yaşıyorsun, benim yemeğimi yiyorsun ama hiçbir katkın yok. Fare gibisin; durmadan bir şeyleri alıp götürüyorsun!” Ve o kızları geldiğinde evi yağmalıyor gibiydiler—biriktirdiğim her şeyi alıp götürürlerdi. Hatta şakalaşıp, “Anne, evin söz sahibi sensin ama acaba gelinin bundan memnun mu?” derlerdi. Öfkeliydim ama hiçbir şey söylemedim.

Kayınvalidem açıkça taraf tutuyordu ve sadece kızlarını düşünüyordu. Kocam daha anlayışlı olsaydı, dertlerimi ona açabilirdim. Ama onun da çabuk öfkelenen bir mizacı vardı; ne zaman onunla konuşmaya çalışsam, hıncını benden çıkarırdı. Ben de öfkemi içime atmak zorunda kalırdım. Büyük görümcem, mirastan daha fazla pay almak için bir ara kayınvalidemin nüfus kaydını kendi evine aldırdı ve devletin kayınvalideme verdiği tüm yardımları da o aldı. Ben sürekli bu küçük aile meselelerinin içinde debelenip duruyordum.

İşte meşgul olduğum zamanlarda hayal kırıklığı duygularımı idare edebiliyordum; ama gece yatağa uzandığımda, bu sorunlar zihnimde bir film gibi sahne sahne oynardı. Sağa sola döner durur, uyuyamazdım. Bir söz vardır: “Gece uyuyamaz, gündüz uyanamaz.” Sersem gibiydim; bedenen de zihnen de tükenmiştim.

Uyuyamadığım için tıbbi yardım aradım; türlü türlü geleneksel Çin tıbbını, Batı ilacını ve halk arasında bilinen çareleri denedim. Çok para harcadım, çok ilaç kullandım ama yine de uyuyamadım. Kendimi bir bataklığa saplanmış gibi hissediyordum; kurtulamıyordum. Perişandım ve bitkindim.

Bu umutsuz durumda, başvuracak hiçbir yer yokken, hayatım daha iyiye doğru döndü. Bir iş arkadaşım bana Dafa’dan bahsetti ve 1995’in sonunda uygulamaya başladım. Hevesle Fa’yı (öğretileri) okudum; bu da bana hayatın anlamını anlamamda yardımcı oldu. Neden bir topaç gibi durmadan koşturuyordum da kimse beni umursamıyor, kimse bana şefkat göstermiyordu? Bunun hepsi, geçmiş yaşamlarımda biriktirdiğim karmasal borçlar yüzündendi.

Fa çalışmasıyla kalbim açıldı ve insanların yeryüzünde gerçek benliklerine dönmek için bulunduğunu anladım. Shifu Li’nin öğrettiği Fa’da, tek bir doğru eylemin nasıl birden fazla faydaya yol açtığı ilkesini de öğrendik: Kayınvalidemin ve ailesinin bana nasıl davrandığına sıradan bir insanın bakışıyla bakarsam, beni eziyor ve kötü davranıyorlardı.

Ama doğru Fa ilkeleri açısından bakınca, aslında benim gelişmeme ve ruhsal yükseliş elde etmeme yardım etmiyorlar mıydı? Neden onlara kin tutuyordum? Minnettar olmalıydım! O andan itibaren kalbim aydınlandı ve berraklaştı; artık dünyevi çıkarların kazanç-kayıplarıyla dertlenmiyordum. Aydınlatmanız için teşekkürler, Shifu.

Zihnim ve bedenim sürekli arındırılıp yükseltildikçe, uykusuzluğum kayboldu. İnanılmaz bir sevinç içindeydim—Buda’nın lütfuyla yıkanmış gibiydim ve işte sınırsız bir enerjiye sahiptim. Shifu’nun sözleri kalbimdeki buzu eritti; artık kayınvalideme ve ailesine kin duymuyordum.

Kayınvalidem, 103 yaşında huzur içinde vefat edene kadar bizimle yaşadı. Yatağa bağımlı olduğunda, geçmişte bana yaptıklarına dair hiçbir kırgınlık taşımadan ona sabırla ve titizlikle baktım. Denebilir ki o da Dafa’dan fayda gördü; çünkü huzurlu, mutlu bir ihtiyarlık yaşadı.

Burada bir mucizevi olayı daha paylaşmak istiyorum. Dafa uygulamaya ilk başladığımda, Shifu’nun video derslerini izlemek için kültür merkezine gidiyordum. O gün evde mantı pişiriyordum ve altını kapatmam gereken zamana sadece beş dakika kalmıştı. Videoları izleme vakti geldiği için, kızımın ocağı benim yerime kapatmasını söyledim. Ama o ödev yapıyordu ve bunu unuttu. Bir süre sonra, biri onun adını seslenerek çağırıyormuş gibi duydu. Etrafına baktı, ama ortada kimse yoktu. Sonra ocağı kapatmayı hatırladı. Tencereyi açtığında, suyun tam o sırada kaynayıp bitmiş olduğunu gördü. Bu mucize değil mi? Shifu’nun koruması olmasaydı, sonuçlarını düşünmeye bile cesaret edemezdim; düşünmesi bile gerçekten ürkütücü.

Shifu, bizi sürekli korumanıza duyduğum minnettarlığı hiçbir dille ifade edemem. İyiliğinizin karşılığını ancak gayretle xiulian uygulayarak ve “üç işi” iyi bir şekilde yaparak ödeyebilirim. Tek dileğim, sizi yakından takip etmek ve cennetsel yuvama geri dönmektir.

Teşekkürler, Shifu! Teşekkürler, uygulayıcı arkadaşlar!

[Uygulayıcılar arasındaki rasyonel paylaşım, genellikle sadece o andaki uygulama durumumuza ait anlayışımızdır. Amacımız, birbirimize iyi niyetle fikir vermek ve beraberce gelişim sağlamaktır.]

Orijinal Çince makale