(Minghui.org) Xiulian yolculuğuma dönüp baktığımda, hayatımın en unutulmaz anının Fa’yı doğrulamak için Pekin’e gittiğim zaman olduğuna inanıyorum. Bu aynı zamanda mucizevi bir dönemdi ve Shifu tarafından korunduğumuzu açıkça ortaya koydu. Fa-düzeltmesi dönemi Dafa öğrencileri olarak, Dafa zulüm altındayken Dafa için konuşmalı, Shifu’ya Fa-düzeltmesi sürecinde yardım etmeli ve yeminlerimizi yerine getirmeliyiz.
2001 yılının sonbaharında ailemiz lahana hasadından 800 yuan kazandı. Eşimle ben bu parayı ikiye böldük, kişi başı 400 yuan aldık ve birkaç uygulayıcıyla birlikte Dafa’yı doğrulamak için Pekin’e gitmeyi planladık. Eşim, “Önce sen git. Döndükten sonra ben giderim,” dedi. Böylece dört uygulayıcı olarak Fa’yı doğrulamak için Pekin yolculuğuna çıktık.
İlk durağımız yakındaki bir şehirdi. Oradaki uygulayıcılar bizi çok sıcak karşıladı. Bizi bir restorana götürdüler ve Pekin’e nasıl gideceğimizi anlattılar. Uygulayıcılardan biri, “Liu Hulan gibi olmalıyız; teslim olmaktansa ölmeyi göze alan bir komünist şehit gibi,” dedi. Ben de şöyle cevap verdim: “Biz Liu Hulan gibi değiliz. Biz xiulian uygulayıcılarıyız—olağanüstü varlıklarız. Shifu’nun korumasıyla, Tanrı’nın koruması altındayız!”
Şehirdeki uygulayıcılar tren biletlerimizi almamıza yardım etti. Akşam yemeğinden sonra tren istasyonuna gittik. Tren yaklaşık akşam 9’da kalkacaktı. Dört kişi birbirimizi teşvik ederek Shifu’nun Hong Yin’inden şiirler okumaya başladık. Okuduğumuz sırada tren geldi ve bindik.
Sonra bir sınavla karşılaştım. Herkes yerini bulmaya çalışırken, benim koltuğumda Jinan’dan gelen bir adamın oturduğunu fark ettim. Yanımdaki üç uygulayıcı da koltuğumu geri almam için beni teşvik etti, ancak gerek olmadığını işaret ettim. Adamın yanında ayakta durup ona bunun kendi koltuğu olup olmadığını sordum. “On yuan vererek aldım,” dedi. Ben de, “On yuan vererek aldıysanız, oturabilirsiniz,” dedim. Biletimi gösterdim ama yerinden kalkmadı. Nereye kadar gideceğini sordum, “Jinan,” dedi. “O zaman siz indikten sonra otururum,” diye cevap verdim. Yanındaki asker, “Bu onun koltuğu, ona vermelisin!” dedi. Adam yine de kalkmadı. Ben de sorun olmadığını söyledim.
Shifu’nun trenle seyahat ettiğine dair bir hikâyeyi hatırladım. Bir Fa dersi turunun son gününde, uygulayıcılar Shifu’ya başka bir şehre giderken eşlik etmişti. Tren istasyonuna geldiklerinde herkes binmek için acele ediyordu. Shifu perona erken gelmişti ve herkes trene bindikten sonra kendisi bindi. Bir boş koltuk vardı; Shifu biraz daha hızlı yürümüş olsaydı onu alabilirdi. Ama almadı ve sıradan birinin oturmasına izin verdi. Shifu bize olağanüstü bir örnek sergilemişti. O anda, sıradan insanlarla önemsiz konular yüzünden tartışmamam gerektiğini fark ettim.
Biletim için 168 yuan ödemiştim, o ise sadece 10 yuan vermişti; bu yüzden onunla tartışmak istemiştim. Ama sonra bunun, maddi kazanca olan bağlılığımı bırakmam için bir fırsat olabileceğini fark ettim. Kendime şunu sordum: “Ben kimim? Neden buradayım? Ben bir görev için buradayım. Amacım Shifu’ya Fa-düzeltmesi sürecinde yardım etmek ve yeminlerimi yerine getirmek!”
Bazı uygulayıcılar Pekin’e gitmiş, ancak yolda durdurulup memleketlerine geri gönderilmişti. Biz dolambaçlı bir yol izleyerek Pekin’e ulaşmaya çalıştık. Bunun hesap kitap yapmanın zamanı olmadığını biliyordum. Tüm canlılara karşı merhametli olmalıydım! Ne kadar yorgun olursam olayım, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine göre davranmalıydım. Pekin’e mutlaka ulaşmalıydım!
Tren Jinan İstasyonu’na vardığında, koltuğumu alan kişi indi ve nihayet oturabildim.
Pekin’e ulaştığımızda, uygulayıcının verdiği tarifleri izleyerek Tiananmen Meydanı’na gittik. Güvenlik çok sıkıydı, bu yüzden ikili gruplara ayrılmaya karar verdik. Ben başka bir kadın uygulayıcıyla eşleştim. Pankartımızı açtık ve tüm gücümüzle, “Falun Dafa iyi! Falun Dafa doğru!” diye bağırdık. O anda zihnim tamamen boşaldı; sanki etrafımızdaki hava donmuştu. Güçlü seslerimiz Tiananmen Meydanı’nda yankılandı.
Bu sahnenin içindeyken, bir elektrik copu bana vurdu ve sağ elim gevşedi. İki polis pankartı kapıp aldı. Bir polis üzerine bastı, diğeri ise, “Üzerine basmanın ne anlamı var?” dedi. Sonra bize dönüp, “Bir daha buraya gelmeyin. Eve dönün ve işinizi yapın,” dedi. Ardından bizi Zhanqian Polis Karakolu’na götürdüler ve bir odaya kilitlediler.
Aynı odada farklı bölgelerden birçok Falun Dafa uygulayıcısı daha vardı. Bir polis diğerine bizi sorgulayıp sorgulamayacaklarını sordu. Diğeri gerek olmadığını söyledi. Tiananmen Meydanı’na sabah 2’de ulaşmıştık ve sabah 4’te Zhanqian Polis Karakolu’na götürülmüştük; akşam 9’dan sonra serbest bırakılana kadar orada tutulduk.
Bir polis her birimizin bacağına tekme attı. Ardından başka bir hücreden bir kadının, “Tuvalete gitmem gerekiyor,” diye bağırdığını duyduk. Yanımdaki uygulayıcıya, “Biz de gidelim,” dedim. O anda aklımdan şu düşünce geçti: “Kaçmak en iyisi.” Ona , “Hadi gidelim.” diye fısıldadım. “Eşyalarını almak ister misin?” diye sordu. “Hayır,” dedim. Ayağa kalktık ve çıktık. Ana kapıya vardığımızda, bir kadın polis [görmesine rağmen] bizi durdurmadı. Sanki kısıtlanmış gibiydi ve tepki vermedi. Kaçtık!
Karakoldan çıktıktan sonra nereye gideceğimizi bilmiyorduk. Bir süre yürüdükten sonra yaşlı bir çiftin bize doğru geldiğini gördük. “Pekin Tren Garı’na nasıl gideriz?” diye sordum. Kadın, “Şuradaki metro girişinden girin, trenle istasyona gidersiniz,” dedi. Bu çiftin Shifu tarafından bize rehberlik etmesi için gönderildiğini düşündüm.
Gece yarısına doğru, köyümüzden gelen diğer iki uygulayıcı da serbest bırakılmıştı. Gerçekten inanılmazdı! Shifu, doğru düşünceler ve doğru eylemlerle Fa’yı doğruladığımız bu yolda bizi koruyordu. İnsanî düşünceleri ve takıntıları bıraktığımızda, bizi durdurabilecek şeyleri unuttuğumuzda ve Shifu’nun düzenlediği yolu izlediğimizde, kimse bize dokunmaya cesaret edemez.
Biz döndükten sonra, eşim ve mesai arkadaşları da Fa’yı doğrulamaya gitti. Ancak altmıştan fazla kişi gözaltına alındı. Eşim Pekin’de sekiz gün tutuldu, ardından yerel polis tarafından geri getirildi ve bir gözaltı merkezine konuldu. Gözaltına alınan uygulayıcıların ailelerine ulaştım ve, “Haydi Siyasi Güvenlik Bürosu’na gidip serbest bırakılmalarını isteyelim,” dedim. O sırada içerideki uygulayıcılar birkaç gündür açlık grevindeydi.
Oraya vardığımızda bölüm şefi bizi azarladı: “Bu kadar kalabalık geldiniz. Ayaklanma mı çıkarmak istiyorsunuz?” Biz de, “Günlerdir açlık grevindeler, hayatları tehlikede. Ölürlerse bunun sorumluluğunu alabilecek misiniz? Ayrıca hiçbir yasayı çiğnemediler. Onlar sadece Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine uyan iyi insanlar. Bunun nesi yanlış? Anayasa inanç özgürlüğünü güvence altına almıyor mu? Bunun Budizm’e ya da başka dinlere inanmakla ne farkı var?” diye cevap verdik. O da, “O zaman Kamu Güvenliği Bürosu’na geri dönelim ve burada çok fazla dilekçe sahibi olduğunu söyleyelim,” dedi. Biz de onu takip ettik.
Ancak polis karakoluna vardığımızda, bölüm şefi ağzına gelen küfürleri savurmaya başladı. O sırada Fa’yı yeterince derin çalışmamıştım ve hâlâ rekabetçi bir zihniyetim vardı; bu yüzden yalnızca insanî ilkelerden söz ettim. Shifu’nun Daha İleri Yükselmeler İçin Esaslar II kitabındaki “Bir Duyuru” başlıklı makalesi yayımlanmıştı, ancak onu tam olarak kavrayamamıştım. Daha sonra bölüm şefine Falun Dafa’nın gerçeğini açıkladık. Ertesi akşam, gözaltına alınan uygulayıcıların yarısı serbest bırakıldı; kalanlar da ertesi gün salıverildi.
Uygulayıcı arkadaşlarım serbest bırakıldıktan üç gün sonra, bir polis eşimi tekrar çağırdı. Saat 14.00’te karakola gitti, ancak saat 16.00 olmasına rağmen hâlâ bırakılmamıştı. Ona yardım etmem gerektiğini fark ettim ve ben de karakola gittim.
Vardığımda, “Eşimi neden serbest bırakmadınız?” diye sordum. Polis, “Bir daha Pekin’e gitmeyeceğinin garantisi ne? 2.000 yuan teminat ödemeniz gerekiyor,” dedi. “O kadar param yok. Olsaydı ben de Pekin’e giderdim,” diye cevap verdim. Bunun üzerine, “O zaman tapu belgenizi vermeniz gerekecek,” dedi. Hiç tereddüt etmedim. Eve gidip tapuyu aldım ve kendi kendime, “Yaşam olduğu sürece umut vardır!” diye düşündüm. Kocamda benimle birlikte eve döndü.
Telif Hakkı © 2026 Minghui.org'a aittir. Her hakkı saklıdır.
Kategori: Gerçeği Açıklama