(Minghui.org) Selamlar, Shifu! Selamlar, uygulayıcı arkadaşlar!

Deneyimlerimi sizlerle paylaşmak benim için büyük bir onur. Shen Yun gösterilerindeki güvenlik ekibinde nasıl görev aldığımdan bahsetmek istiyorum. Öncelikle güvenlik görevlileri olarak rolümüze dair anlayışımı ortaya koyacak ve ardından bu yılki turne sırasında yaşadığım üç deneyimi anlatacağım.

Güvenlik Görevlileri Olarak Rolümüze Dair Anlayışım

Uzun yıllardır güvenlik ekibinde görev alıyorum. Bu roldeki yerimize dair anlayışım zamanla olgunlaştı. Rahatsızlık veren durumlarla veya telif hakkı meseleleriyle ilgilenmek gibi belirli görevlerimiz var. Güvenlik ekibi üyelerinin tipik faaliyetleri arasında, insanların gösteri sırasında fotoğraf çekmesini engellemek ve halihazırda çekilmiş fotoğrafları silmelerini istemek yer alır. Ancak genel rolümüze dair daha kapsamlı bir bakış açısı kazandım: Gösteriyi doğru düşüncelerle koruruz; ve somut görevlerimiz bize yol gösteren birer çapa işlevi görür.

Yukarıda belirtilen ilkeyi açıklamak sadece bir dakika sürer; ancak bunu daha iyi nasıl uygulayacağımı öğrenmek yıllarımı ve büyük bir çabayı gerektirdi ve hâlâ kendimi önemli ölçüde geliştirmem gerekiyor. Örneğin, her şeyi iyi dengelemek gerekir. Bir yandan olası aksaklıklara hızla müdahale etmeye hazır olmalıyken, diğer yandan son derece sakin ve göze batmayan bir tutum sergilemeliyiz. Birinin fotoğraf çektiğini fark etmekten sorumluyuz, ancak izleyiciler arasında "sorun arar" gibi davranmamalıyız. İnsanlarla konuşurken kuralları profesyonel ve kararlı bir şekilde açıklamalı, aynı zamanda son derece dostane, nazik ve kibar olmalıyız. Kendimizi geri planda tutmanın ne kadar önemli olduğunun da farkındayım. Bunun somut bir örneği, gösteri sırasında seyirci salonunda durmamıza rağmen sahneye bakmamamız gerektiğidir; bakışlarımız seyircilere yöneliktir. Bunun bir başka yansıması da, ister gösteri sırasında salonda bulunalım ister seyircilerin arasındaki koridorlarda yürüyelim, mümkün olduğunca dikkat çekmeme konusundaki beklentidir. Bence yaklaşımımız ve tutumumuz, "Yerine getirmemiz gereken görevlerimiz var" düşüncesinden, "Burada başkalarına hizmet etmek için varız" anlayışına dönüşmelidir.

Güvenlik ekibindeki çalışmalarımız; kendimizi geliştirme, bağlılıklarımızdan ve karmadan arınma ve aynı zamanda canlıların kurtarılmasına yardımcı olma konusunda bize harika bir fırsat sunuyor. Shen Yun projesinde yer alabilmeyi ve bu doğru ve erdemli ortamı deneyimleyebilmeyi, Shifu'nun bize bahşettiği büyük bir lütuf olarak görüyorum.

Shifu, "Tehlikeden Uzak Durun"  başlıklı Jingwen'de şöyle der:

"Sırf gerçeği açıkladığınız, bazı Dafa faaliyetlerine katıldığınız veya Dafa projelerine katıldığınız için Dafa veya Shifu için bir şeyler yaptığınızı düşünmeyin. Bu, Shifu'nun size karşılıklı olarak birbirinizi kurtarmanızı ve yardım etmenizi, kendinizi kurtarırken başkalarını da kurtarmanızı söylemesidir – bu, son zamanda birbirlerini kurtaran canlı yaşamlardır."

Bu Sezondan Edinilen Deneyimler

Bu sezon Viyana, Salzburg ve Prag'daki gösterilerde güvenlik ekibinde görev aldım. Bunların her biri, üzerinde düşünmeye değer ilginç bir deneyim sundu.

Viyana’daki Deneyimlerim

Uzun yıllardır güvenlik ekibinde çalışmama rağmen, işimizin bir kısmını hiçbir zaman tam anlamıyla iyi bir şekilde yerine getirememiştim. İnsanlardan bir fotoğrafı silmelerini istediğimizde, silinen bir fotoğrafın bir süre daha orada saklı kalması nedeniyle, onu "Çöp Kutusu"ndan da kalıcı olarak silmeleri gerektiğini hatırlatmamız gerekir. Bunca yıl boyunca bunu hiç yapmamıştım. Sınırlı Almanca bilgimle bunu iyi açıklayıp açıklayamayacağımdan ve kişinin çöp kutusu'nu bulmasına yardımcı olup olamayacağımdan emin değildim. Bu yüzden, insanların buna uğraşmasının zahmetli olabileceği endişesine kapılıyor ve fotoğrafın birkaç gün içinde kendiliğinden silineceği bahanesiyle konuyu geçiştiriyordum.

Bu yıl, ilk gösteriden önce bunun bir eksiklik olduğunu fark ettim ve bunu gidermeye karar verdim. Korkuyu ve diğer tüm duyguları bir kenara bırakıp, farklı cep telefonu modellerinde çöp kutusu'nun nasıl bulunacağını öğrendim. Bu kararlılık ve hazırlıkla gösteriye gittim.

Fırsat, ilk veya ikinci gösteri sırasında ortaya çıktı. Muhtemelen bir anne ve iki kızından oluşan üç kişilik bir grup salona biraz geç geldi ve bu nedenle fotoğraf çekmenin yasak olduğuna dair uyarıları kaçırdı. Bir süre sonra içlerinden biri fotoğraf çekti. Yakınımda oturdukları için kolayca yanlarına gidip bunu yapmamaları konusunda onları uyarabildim.

Ara verildiğinde, genç kadının yanına gittim; fotoğrafı –çöp kutusu'ndan da dahil olmak üzere– silmesini istemeye kararlıydım. Kendimi buna zorlamadım ya da baskı yapmadım; buna dair istek, doğru bir anlayıştan ötürü kendiliğinden doğdu ve bu sayede gayet sakindim. Şaşırtıcı bir şekilde, genç kadın çok iyi İngilizce konuşuyordu; son derece anlayışlı, iş birliğine açık ve nazikti. Hatta özür bile diledi ve fotoğrafları kalıcı olarak sildik.

Bu deneyim o kadar pürüzsüz ilerledi ki, Shifu'nun bana yardım ettiğini hemen anladım. Bu olay bana, kendini geliştirme ve Dafa'yı takip etme konusundaki doğru isteğin ne kadar önemli olduğunu hatırlattı ve bu konudaki anlayışımı derinleştirdi. Gerçekten bir mucize gibi hissettirdi. İşi iyi yapmaya dair doğru isteğim ortaya çıktığı anda, Shifu benim için tüm kapıları açtı.

Uygulayıcılar olarak, gelişim sürecimizde bazen biraz tıkanmış hissedebiliyoruz. Daha iyisini yapmamız gerektiğini biliyoruz ama nasıl gelişeceğimizi bilemiyoruz. Böyle durumlarda hep "bir şeyler yapma" eğiliminde olmuşumdur; daha fazla Fa çalışmak, egzersizleri daha çok yapmak, daha fazla doğru düşünce göndermek vb. Elbette bunların hepsi yapmamız gereken ve her zaman faydalı olabilecek şeylerdir; ancak "şunu veya bunu yapma" zihniyetine saplanıp kaldığımızda, bir şeyleri gözden kaçırıyor olabileceğimizi düşünüyorum. Durumumu bu şekilde düzeltmeye çalıştığımda, bunun genellikle sınırlı bir etkisi oluyordu. Bence bir atılım gerçekleştirmenin anahtarı; kendini geliştirme, kendini değiştirme ve Dafa'yı takip etme konusundaki o doğru istektir.

Salzburg’daki Deneyimlerim

Salzburg'da, düşünce yapımda ve olaylara yaklaşımımda oldukça büyük bir eksikliği gözler önüne seren bir olay yaşandı. Bir gösterinin sonlarına doğru, birlikte uygulama yaptığım bir arkadaşım yardımıma ihtiyacı olduğuna dair bana işaret verdi; genellikle insanlarla ikili gruplar halinde konuşurduk; biri konuşurken diğeri doğru düşünceler gönderirdi. Perde kapandığında hızla o uygulayıcının yanına gittim ve bana durumu anlattı. Gösterinin sonuna doğru iki fotoğrafçı fark etmişti; biri hemen yakınında, diğeri ise daha uzakta, izleyicilerin arasında oturuyordu.

Yanına gittiğim andan itibaren biraz stresli göründüğü dikkatimi çekti. Kendisi gayretli bir uygulayıcıdır, bu yüzden bu durum beni biraz şaşırttı ve içimden şöyle geçirdim: "Hımm, normalde hep çok sakindir, onu daha önce hiç böyle görmemiştim." Hedef aldığımız o iki kişinin yanına gidip fotoğrafları onlarla birlikte sildiğimiz süreç boyunca, bu tür düşünceler zihnimde tekrar tekrar belirdi.

Daha sonra tüm olayı tekrar gözden geçirdim. Bu uygulayıcı çok zorlu bir durumla karşı karşıyaydı ancak ne olursa olsun üzerine düşeni yapma konusundaki kararlılığını korudu. İnsanlar salonu terk etmeye başladığında, önce hemen yakınındaki hanımefendinin yanına gitti. Kadın pek yardımcı olma eğiliminde değildi ve işbirliği yapmak istemiyordu; ancak uygulayıcı durumu ona defalarca, nazik ama kararlı bir şekilde açıkladı ve sonunda kadın kabul etti. Hiçbir korku ya da tereddüt yaşamadan, ondan fotoğrafları çöp kutusundan da silmesini rica etti ve kadın da bunu yaptı. Bu işlem biraz zaman alsa da, uygulayıcı sonrasında vakit kaybetmeden, tam ortada oturan ikinci kişiyi aramaya koyuldu. Normalde, izleyiciler ayağa kalkıp salonu terk etmeye başladığında, ortadaki kişileri gözden kaçırmamak çok zordur. Ancak bu olayda, hedefimiz olan kişi, çevresindeki herkes gittikten sonra bile yerinde oturmaya devam etti. Ona doğru ilerledik. Belki de durumdan, az önceki hanımdan bile daha az memnundu ve çeşitli bahaneler öne sürdü; fakat uygulayıcı ona her şeyi sabırla açıkladı ve sonunda o da işbirliği yaptı.

Bu süreçte uygulayıcının birkaç büyük engeli aşması gerekti. Ben olsam bu durumla nasıl başa çıkardım? Sanırım bu tür engellerden en fazla bir veya ikisini aşabilirdim. Örneğin, muhtemelen sadece yakındaki hanıma odaklanırdım; çünkü ortadaki kişiyi göz hapsinde tutma şansının çok düşük olduğunu düşünürdüm.

Sonra onun salondan çıkmasını bekler ve kenarda bir yerde konuşmak için uygun bir ortam bulmaya çalışırdım. Ancak o hanımın gerçekte yaptığı gibi, muhtemelen acelesi olduğunu ve trenine yetişmesi gerektiğini söylerdi. Fotoğrafları silmesi konusunda onu ikna etmeyi başarsam bile, büyük ihtimalle fotoğrafların "çöp kutusu"ndan da silinmesi gerektiği konusunda onu hiç uyarmazdım.

Elbette çok sakin kalmak ve konuşmaları mümkün olduğunca sorunsuz bir şekilde yürütmeye çalışmak iyidir; ancak bu, tek öncelik haline gelmemelidir. Sorumluluk alanını büyük ölçüde sınırladığınızda sakin kalmak kolaydır. Bu durum bana, Shifu "Son Takıntı(larınızı) Yok Edin'' başlıklı yazısında değindiği ilkeyi hatırlatıyor:

Öğrencileri, kendilerinin [gizli ajanlar] zaten Tamamlanmaya vardıklarını iddia ederek ve başka yollarla kandırıyorlar. Öğrencilere, öğrencilerin zaten Tamamlanmaya vardıklarını ve artık uygulama yapmalarına gerek kalmadığını, öğrencilerin sıradan insanlara uyabildikleri kadar uymaları gerektiğini, öğrencilerin artık kitaplarını kapatmaları gerektiğini vb., şeyler söylüyorlar. Bu saçmalıkla beraber, bu insan dünyasında kalmak istemeyen ve olabilecek en kısa zamanda Tamamlanmaya varmak isteyen bazı öğrencileri de kandırdılar. Fa'nın içinde, xiulian uygularken sıradan insanlara olabildiğince uymanızı söylemiştim. Hiçbir zaman sıradan insanlara uymalısınız demedim. Eğer sıradan bir insandan hiçbir farkınız yoksa, siz hala bir xiulian uygulayıcısı mısınız? (Daha İleri Yükselmeler İçin Esaslar ll, Son Takıntı(larınızı) Yok Edin)

Bu olay bana, zamanla çeşitli kavrayış düzeylerini gösterdi. Öncelikle bana, uygulama sürecinin hiç de kolay bir yolculuk olmadığını ve engellerle yüzleşmekten çekinmememiz gerektiğini hatırlattı. Bu deneyim paylaşımını kaleme alırken, dış görünüşü içeriğin önüne koyan bu zihniyetin, bir Dafa öğrencisi olarak üstlendiğim misyonu ne denli olumsuz etkilediğini fark ettim. Konunun derinliklerine indikçe ve üzerinde düşünmeye devam ettikçe, meselenin altında yatan daha başka şeyler olduğunu da anladım.

Evet, Dafa öğrencileri olarak Fa düzeltilmesi döneminde bulunduğumuz şu süreçte, yalnızca kişisel uygulamamıza odaklanmamalıyız; zira canlıların kurtarılmasına yardımcı olmak gibi büyük bir misyona sahibiz. Benim anladığım kadarıyla bu durum; uygulama sürecindeki eylemlerimizin başkaları tarafından nasıl algılandığına dikkat etmemiz, gerçekleri insanların anlayabileceği bir dille ve yöntemle açıklamamız gerektiği gibi hususları içeriyor.

Bu durum beni, "Fa'yı doğrulamak" kavramı üzerinde düşünmeye sevk etti. Bunun, yapmamız gerekenlerin özünü oluşturduğunu düşünüyorum; peki ama bu tam olarak ne anlama geliyor? Elbette Fa'yı doğrulamanın gerçekte ne anlama geldiğini kesin olarak bilemem; ancak bunun nasıl tezahür edebileceğine veya neleri kapsayabileceğine dair oldukça sınırlı olan anlayışımı paylaşmak istiyorum.

''Zhuan Falun'' kitabının "Lunyü" bölümünde Shifu şöyle der:

"Dafa, Yaratıcının bilgeliğidir. O, cennetlerin, dünyanın ve evrenin üzerine kurulu olduğu, yaradılışın kökenidir. O, kozmik vücudun her bir var oluş düzleminde kendisini farklı şekilde gösterir iken, var olan en küçükten, en ama en büyüğe kadar her şeyi kapsar." (Lunyü)   

Dafa her şeyi yaratmıştır ve her düzeyde kendini gösterir. Bu nedenle, bir Dafa öğrencisinin, içinde bulunduğu durum ne olursa olsun daima Dafa'ya başvurarak Fa'yı doğrulayabileceğini düşünüyorum. Buna, Dafa'nın bize her zaman izleyebileceğimiz bir yol göstereceğine dair inanç da dahildir. Belirli ortamlarda nasıl xiulian uygulanacağı, farklı insanlara gerçeğin nasıl açıklanacağı. Dafa tüm soruların cevabını barındırır. İşleri "kendi" yöntemimizle yapma konusunda katı bir ısrar sergilemek yerine esnek davranıp bu cevapları gerçekten aradığımızda, Fa'yı doğrulayabileceğimize ve Shifu'nun bu tür uygulayıcılardan en iyi şekilde yararlanabileceğine inanıyorum.

Peki, benim durumumda ne ters gitti? Nasıl oluyor da Fa gibi kutsal bir şeyi doğrulamak yerine, sıklıkla "sıradan insanlara uyum sağlama" eğilimi gösteriyor ve neredeyse hiç ilerleme kaydedemiyorum?

İnanıyorum ki, yukarıda alıntılanan "Son Bağlılığı Ortadan Kaldırmak" başlıklı makaledeki Fa bize bunun cevabını veriyor. O Jingwen'de, uygulayıcılara sıradan insanlara mümkün olduğunca uyum sağlamalarını, kitaplarını teslim etmelerini ve benzeri şeyleri yapmalarını söyleyenler ajanlardır. Benim durumumda da, bu sapma hali bir müdahaleden kaynaklanmaktadır ve eski güçler'in bir zulüm biçimi ve tuzağıdır.

Shifu, yukarıda alıntılanan paragrafı şu sözlerle tamamlıyor:

"Dafa'ya bağlı öğrenciler -geleceğin Budaları, Taoları, ve Tanrıları- nasıl o şeytanların, saçma soytarıların, sizin boşluklarınızdan yararlanmalarına izin verirsiniz?" (Daha İleri Yükselmeler İçin Esaslar ll, Son Takıntı(larınızı) Yok Edin)

Prag’daki Deneyimlerim

Prag'daki gösteriler bu yıl Cuma günü başlıyordu; ancak ben, asıl işimle ilgili bazı toplantılara katılmak üzere oraya Çarşamba gününden gitmeyi planlamıştım. Haftanın başında eşim kendini iyi hissetmemeye başladı. Salı akşamı ateşi 40°C'nin üzerine çıktı. Bu durumdayken, üç çocuğumuzla ilgilenmek bir yana, kendi ihtiyaçlarını bile zorlukla karşılayabiliyordu.

Çarşamba ve Perşembe günleri için yaptığım planları iptal ettim, ancak güvenlik ekibindeki görevime tam vaktinde yetişebilmek adına Cuma sabahı yola çıkma kararlılığımı korudum. Eşim tüm Çarşamba gününü yatakta geçirdi, ben ise çocuklarla ilgilendim. Eşime fazladan yük olmamam gerektiğini biliyordum; bu yüzden gideceğimden hiç bahsetmedim, bunun yerine ona destek olmaya ve sakin kalmaya çalıştım. İçten içe ise her şeyin yoluna gireceğine dair inancımı ve kararlılığımı koruyordum. Perşembe akşamına gelindiğinde durumu, ben gittikten sonra kendi başına idare edebileceği kadar iyileşmişti.

Cuma öğleden sonra Prag'a vardım ve ekibe katıldım. Gösteriden birkaç saat önce, sanki hastalanıyormuşum gibi kendimi kötü hissetmeye başladım. Gösteriye yaklaşık 90 dakika kala görev yerime geçtim. Başım biraz dönüyor ve midem bulanıyordu; görevimi yerine getirip getiremeyeceğim konusunda endişeliydim. Ancak kişisel sorunlarımla başkalarının dikkatini dağıtıp Shen Yun'a odaklanmalarına engel olmamam gerektiğini düşündüm ve rahatsızlığımı kendime sakladım. Kendime "burada mesele ben değilim" diye hatırlattım ve doğru düşünceler göndermeye devam ettim.

İnsanlar içeri girmeye başladığı anda tüm dikkatimi onlara yardımcı olmaya verdim ve aniden tüm sorunlarım kaybolup gitti. Sanırım belirleyici farkı yaratan şey, o basit karardı; kendimi daha iyi hissetmeyi ya da neden kötü hissettiğimin sebebini bulmayı beklemedim; bunun yerine kendi meselelerimi koşulsuz olarak geri plana attım ve insanların Shen Yun'u izleyebilmelerini sağlamak adına yapılması gerekeni yaptım.

İnanıyorum ki, "ben"den "başkaları"na doğru gerçekleşen bu değişim, salt kişisel gelişim ile canlıları kurtarma misyonumuz arasındaki farkı yansıtıyor. Elbette kişisel gelişim her zaman ilk sırada gelir ve Dafa öğrencileri olarak yaptığımız her şeyin temelini oluşturur. Sorunlarla karşılaştığımızda içimize bakmalı ve cevabı kendi içimizde aramalıyız. Bence, başkalarını kurtarmaya yardımcı olma şeklindeki temel görevimiz, aslında nasıl içimize bakabileceğimizi anlamamıza da yardımcı oluyor. Bana göre içe bakış süreci, tıpkı sonsuz bir öz eleştiri veya kendini sorgulama döngüsüne sıkışıp kalan sıradan bir insanda olduğu gibi, sadece kendi etrafımızda dönmemelidir. Aksine bu süreç, başkalarını ön planda tutmaya ve fedakârca hareket etmeye dayanmalıdır.

Sonuç

Yukarıda anlatılan durumlar yaşandığında, bunların benim için bazı ipuçları taşıdığını fark ettim; bu yüzden onlar üzerine düşündüm ve aklımda tuttum. Bu deneyim paylaşımını yazmayı düşündüğümde, söz konusu olaylar yeniden zihnimde canlandı ve birbiriyle bağlantılı bir bütün oluşturdu. Ancak kendimi gerçekten ve tüm kalbimle yazmaya adadığımda, olayları çok daha net bir şekilde görmeye başladım. Bazı anlarda adeta yeni kavrayışlarla dolup taştığımı hissettim; birçok zayıf yönüm olağanüstü bir netlikle gözler önüne serildi ve bunların birbiriyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu anlaşıldı. Çevremde —hem evde hem de iş yerinde— Fa'yı doğrulama konusunda ne kadar yol katetmem gerektiğini fark ettim. Bu Fa Konferansı ve deneyim paylaşımımı hazırlama fırsatı için büyük bir minnet duyuyorum.

Teşekkürler Shifu! Teşekkürler değerli uygulayıcı arkadaşlar!

(2026 Avrupa Fa Konferansı’nda sunulmuştur)

Orijinal Çince makale