(Minghui.org)

Eşimin Göz Yaralanmasından İyileşmesi

Eşim bir marangoz ve şantiyelerde çalışıyor. Bir keresinde çivi çakarken, çivi sekip doğrudan gözüne isabet etti ve gözünün arka kısmında anında kanamaya yol açtı. Kısa süre içinde yüzünün yarısı şişti. Gözünü açamıyordu ve çalışmaya devam edemez hale geldi.

Durumu öğrenen ustabaşı, hastaneye gitmesi için eşime 300 yuan teklif etti. Ancak eşim bunu kesinlikle kabul etmedi; çünkü ona daha önce defalarca, kendisine ait olmayan şeyleri almaması gerektiğini, tehlike veya zorlukla karşılaştığında ise “Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi” sözlerini tekrarlamasını söylemiştim. Bunun üzerine ustabaşı onu elektrikli bisikletle eve bıraktı.

Eve dönüş yolunda eşim sürekli olarak “Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi” diye tekrarladı. Eve vardığında herhangi bir anormallik fark etmedim. Yüzü normal görünüyordu, sadece gözünde hafif bir kızarıklık vardı. Aşırı ısındığında veya streslendiğinde gözleri sık sık kızardığı için, bu durumu pek önemsemedim.

Eşim ertesi gün işe geri döndü. Ancak iki ya da üç gün sonra bana, o gün eve erken dönmesinin sebebinin gözüne çivi saplanması olduğunu anlattı. Eve dönerken “Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi” diye tekrarlamış ve eve vardığında tamamen iyileşmişti. Ustabaşının parasını almamıştı ve işine de hiç ara vermemişti. O günden beri, stres veya aşırı ısınma nedeniyle gözlerinin kızarması sorunu bir daha hiç yaşanmadı.

Üvey Kızım Doğuştan Gelen Bir Gelişim Bozukluğunu Aştı

Üvey kızım, doğuştan gelen bir gelişim bozukluğundan muzdaripti. Annesi, teyzesi ve büyükannesi de ruh sağlığı sorunları yaşıyorlardı. Hiçbir belirgin sebep yokken güler ya da ağlar, okul çıkışında eve gelmezdi; bu yüzden onu dışarıda aramak zorunda kalırdım. Aile üyelerini dinlemezdi ve kontrol altına alınamazdı. Gözetim altında olmadığı her an kaçıp giderdi. Ona kendi öz kızım gibi davrandım. Bir konuda ne yapacağını bilemediğinde, babası yerine bana danışırdı. Onun iyiliğini düşündüğümü bildiği için beni dinlemeye istekliydi.

2010 yılında, haksız yere bir yıl zorunlu çalışma cezasına çarptırıldım. Üvey kızım bunu öğrendiğinde, beni ziyaret etmekte ısrar etti. O zaman 21 yaşındaydı. Ailenin geri kalanı onun beni ziyaret etmesini istemedi ve buna engel olmaya çalıştı. O ise köy ofisine giderek gerekli sevk yazısını aldı ve tek başına çalışma kampına geldi.

Görüştüğümüzde, saçlarını ve göz kapaklarını yeşile boyadığını fark ettim. Bana nasıl göründüğünü sordu. Ruh sağlığı sorunları olduğunu bildiğim için sadece, “Önemli olan senin beğenmen" dedim. Bana yiyecek, günlük ihtiyaçlar ve kıyafetler getirdi; hatta hesabıma para yatırdı. Ona, "Bir anne olarak üzerime düşeni tam yapamadım, şu an sana bakacak durumda da değilim. Kendine iyi bakmalısın" dedim.

Üvey kızım, "Anne, sen yanlış bir şey yapmadın. Para bittiğinde beni ara, sana daha fazlasını getiririm" diye karşılık verdi. Beni iki kez ziyaret etti.

Çalışma kampından eve döndüğümde, üvey kızımın zihinsel dengesizliğinin giderek düzeldiğini, artık konuşmalarında ve davranışlarında mantıklı bir birey haline geldiğini fark ettim. Daha sonra kendisinden dokuz yaş büyük bir adamla evlendi. Bir oğulları ve bir kızları oldu; mutlu bir yaşam sürdüler.

Eşime şöyle dedim: “Zulüm gördüğüm dönemde beni iki kez ziyaret ederek büyük bir iyilikte bulundu; bu sayede de büyük kutsamalar aldı. Dafa her şeye kadirdir, Buda Fa sınırsızdır.” Eşim, söylediklerime tümüyle katıldığını belirtircesine başını salladı.

Orijinal Çince makale