(Minghui.org) Selamlar Shifu! Selamlar uygulayıcı arkadaşlarım!
Minghui’nin 23. Çin Fa Konferansı vesilesiyle, geçtiğimiz yıl boyunca xiulian uygulamamda yaşadığım deneyimleri paylaşmak istiyorum. Fa’nın gereklerine uygun olmayan bir nokta varsa lütfen nazikçe belirtin.
Gerçeği İlk Kez Anlatırken Korku Takıntısından Kurtulmak
Uygulayıcılar Ailing, Baihe ve ben birlikte bir pazara giderek insanlara gerçeği anlatmaya karar verdik. Pazarın girişini geçtikten hemen sonra bulunan bir tezgâhta, onlar bir satıcıya gerçeği anlatmaya başladılar. Geçen sefer bu satıcı, Çin Komünist Partisi’nden (ÇKP) ve ona bağlı kuruluşlardan ayrılmayı kabul etmemişti. Ben de yakında durup onları dinliyordum.
Diğer uygulayıcılardan biri işe yetişmesi gerektiğini söyleyerek ayrılmak isteyen kişilerin isimlerini yazıp yazamayacağımı sordu. Kabul ettim. Tam ismi yazmıştım ki uygulayıcı Baihe de başka bir müşteriyi ÇKP’ye bağlı kuruluşlardan ayrılmaya ikna etti ve onun ismini de yazmamı istedi. İsmi yazarken göz ucuyla birinin beni izlediğini fark ettim. Başımı kaldırdığımda yaklaşık 40 yaşlarında, oldukça sert görünümlü bir adamla göz göze geldim. Elimdeki küçük defteri görebilmek için dikkatle bakmaya çalışıyordu. Hemen kâğıdı ve kalemi çantama koydum. Adam gözünü bile kırpmadan beni izlemeye devam etti, ardından çantama baktı.
Baihe’ye, “Haydi, biraz dolaşalım.” dedim. Adamın olağandışı davranışlarını gözlemleyince onun gizli görevli bir polis olduğunu hissettik. Daha sonra başka bir uygulayıcı da bunun doğru olduğunu doğruladı. Yavaşça yürümeye başladık ama adam yaklaşık iki üç metre arkamızdan bizi takip ediyordu.
Kendi kendime, “Hepimizi aynı anda takip edemez. Onu peşimden sürükleyip diğerlerinden uzaklaştırayım.” diye düşündüm. (Daha sonra, onu olduğu yerde durdurabilecek veya başka yöne gitmesini sağlayabilecek olağanüstü yeteneklerim olduğunu unuttuğumu fark ettim.) Hızlıca öne doğru yürümeye başladım. Tahmin ettiğim gibi adam da yakından peşimden geldi. Bir dönemece ulaştığımda aniden bir tezgâhın önünde çömelip sebze almaya başladım. Kalabalığın arasındaki boşluklardan baktığımda adamın etrafına bakınarak beni aradığını gördüm.
Ancak orada çömelmiş hâlde daha fazla kalamazdım. Hemen ayağa kalkıp başka bir sokağa döndüm ve meyve alan insanların arasından geçtim. Meyveleri aldıktan sonra arkamı döndüğümde adamın tam arkamda durduğunu gördüm. Önümü kapattığı için yavaşça ona doğru yürüdüm. O da aramızda iki metreden az mesafe kalacak şekilde geri geri yürüyordu ve gözlerini doğrudan üzerimden ayırmıyordu.
Gerçeği anlatmak için ilk kez dışarı çıkmıştım ve daha ağzımı bile açamadan böyle bir durumla karşılaşmıştım. Biraz şaşkınlık içindeydim, zihnim tamamen boşalmıştı. Ancak Shifu’nun bize öğrettiği doğru düşünceler gönderme formülünü içimden tekrar etmeye devam ettim.
Yürümeye devam ederken Shifu’nun şu öğretisi birden aklıma geldi: “…şeytanla şeytani olanlarla doğru düşüncülerle yüzleşilirdi …” (Daha İleri Yükselmeler İçin Edalar II, Dafa Öğrencilerinin Doğru Düşünceleri Güçlüdür).
Bunun üzerine aniden durdum, başımı dik tuttum ve vakur bir şekilde onun karşısına geçtim. O da durdu. Aramızda iki metreden az mesafe vardı. Beni baştan aşağı süzmeye devam ediyor, özellikle de çantama bakıyordu. İkimiz de birbirimizin gözlerinin içine bakıyorduk.
Bir dakikadan kısa bir süre sonra aniden arkasını döndü ve uzaklaşmaya başladı. Sanki bir şeyden ürkmüş gibiydi. Ben yerimden kıpırdamadım ve doğrudan ona bakmayı sürdürdüm. Birkaç adımda bir dönüp arkasına bakıyordu. Yaklaşık 20 metre uzaklaştığında koşacakmış gibi hızlandı, hızla başka bir sokağa dönerek gözden kayboldu. Tam o sırada uygulayıcı Ailing beni buldu. Hareketsiz bir şekilde durduğumu görünce başıma bir şey geldiğini düşündü ve elini yüzümün önünde salladı. Kendime geldim ama birden içimi korku kapladı. Kalbim hızla çarpmaya başladı ve onu sakinleştirmek için kendimi zor tuttum.
Shifu şöyle diyor;
“Eski güçler bizim gerçeği açıklamamıza veya yaşamları kurtarmamıza engel olmaya cesaret edemezler. Kilit nokta, bir şeyler yaparken, zihinsel durumunuzdaki boşluklardan istifade etmelerine izin vermemenizdir.” (2002 Boston Fa Konferansında Fa'yı Öğretme)
Şeytani engellemenin kaynağını bulmak için içime baktım. Öncelikle korku takıntım vardı: Gerçeği anlatmak için dışarı çıkmazsam geride kalmaktan korkuyordum; dışarı çıkarsam ihbar edilmekten ve zulme uğramaktan korkuyordum; insanlarla nasıl konuşacağımı bilememekten ve söylediklerimi kabul etmemelerinden korkuyordum; insanları ÇKP’den ayrılmaya ikna edemezsem itibarımı kaybetmekten korkuyordum. Bu kadar bencilce ve yanlış düşünceye sahipken canlıları kurtarmak gibi kutsal bir görevi nasıl yerine getirebilirdim?
Pazardaki yaşadığım olayları tekrar tekrar gözümün önüne getirdim ve gerçeği anlatma çabamı engelleyen korkuyu ortadan kaldırmak için doğru düşünceler gönderdim. Birden Shifu’nun bana bir ipucu verdiğini fark ettim: Aslında kötülük hiçbir şeydi ve bir Dafa öğrencisinin doğru düşünceleri, kötülüğün kullandığı insanları bile korkutup uzaklaştırabilirdi. Shifu bunu Fa’da zaten açıkça anlatmıştı. Üstelik yanımızda merhametli ve yüce Shifu’muz vardı. Öyleyse korkacak ne vardı? Gerçekten doğru düşüncelere kavuştuğumu hissettim. Artık gerçeği insanlara açık, vakur ve onurlu bir şekilde anlatabileceğimden ve canlıları kurtarabileceğimden emindim.
İnsanlarla Yüz Yüze Gerçeği Anlatırken Xinxing’imi Geliştirmek
Gerçeği anlatmaya ilk başladığımda daha çok iyi huylu görünen veya yaşlı insanlarla konuşmayı tercih ediyordum. İnsanları kurtarırken seçici olmamam gerektiğini biliyordum ama bu düşünceden bir türlü vazgeçemiyordum. Daha sonra insanlara anlattıklarımın diğer uygulayıcıların anlattıklarına çok benzediğini fark ettim. Ancak onlar insanları ÇKP kuruluşlarından ayrılmaya kolayca ikna edebiliyor ve insanlar bunu memnuniyetle kabul ediyordu. Bense iyi huylu görünen kişilerle bile konuştuğumda, sanki beni dinlemek istemiyorlardı. Sonuç olarak insanları ayrılmaya ikna edemiyordum.
İçime baktığımda, diğer uygulayıcılarla aynı sözleri söylememe rağmen onların sahip olduğu huzura ve rahatlığa sahip olmadığımı fark ettim. Hâlâ kendimi koruma isteği, korku, kaygı, rekabetçilik ve onurunu koruma takıntısı taşıyordum. Canlıların kurtarılmasını engelleyen bu insani takıntıları ortadan kaldırmak için doğru düşünceler gönderdim. Gerçeği her anlattığımda kendimi düzeltmeye devam ettim. Sonunda insanları zorlanmadan ÇKP kuruluşlarından ayrılmaya ikna edebilmeye başladım.
Bir keresinde pazarda, bir tezgâhta güneş şemsiyesinin altında duran ve terini silen, muhtemelen 60’lı yaşlarında bir adam gördüm. Yanına gidip gülümseyerek, “Ben de biraz serinlemek için yanınıza geleyim.” dedim. O da gülümseyerek, “Ah, hava çok sıcak. Telefonumda hissedilen sıcaklığın 37 derece olduğu yazıyor.” dedi.
“Gerçekten öyle!” dedim. Uzun kaşlarını görünce, “Siz bir Taoist misiniz? Sanki ölümsüz bir varlığın havasını taşıyorsunuz.” diye sordum. Kaşlarına dokunup gülümsedi. “Herkes farklı göründüğümü söyler ama ben Budist ya da Taoist öğretilere göre xiulian yapmıyorum.” dedi. “Gerçekten mi? Ben Taoist öğretilere göre xiulian yaptığınızı düşünmüştüm.” dedim. Bunun üzerine neşeyle güldü.
“Ben Budist öğretilere inanıyorum.” dedim. “Sizi gördüğüm anda çok iyi kalpli biri olduğunuzu anlamıştım.” dedi. “Biz Budist öğretilerde önceden belirlenmiş ilişkilerden söz ederiz. Birbirimizle karşılaşmamız da böyle bir ilişki. Size güzel bir şey anlatayım. Şanslı olduğunuz için bunu duyabilirsiniz.” dedim. “Nasıl bir güzel şey?” diye sordu. “Lütfen şu iki sözü hatırlayın: ‘Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi.’ Bu iki cümleyi içtenlikle tekrarlamak sizi güvende tutabilir.” dedim. Bana gülümsedi.
Şöyle Devam ettim, “Falun Gong, ÇKP’nin televizyonda anlattığı gibi değildir. Falun Gong, insanlara Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine göre iyi olmayı öğreten yüksek seviyeli Spiritüel bir uygulamadır. ÇKP'nin eski lideri Jiang Zemin, kıskançlığı yüzünden iyi insanlara zulmeden kişidir. Budist öğretilere inanan insanların öldürmemesi gerektiğini biliyorsunuz. Öyleyse nasıl intihar edebilir veya başkalarını öldürebilirler? Oysa Jiang Zemin, Tiananmen’de sahnelenen kendini yakma olayıyla bütün ülkedeki insanları aldattı ve yanlış yönlendirdi. Söyler misiniz, iyi bir insan olmak yanlış mı?”
Adam sürekli başını sallayarak, “Evet, Falun Gong insanlara iyi olmayı öğretiyor. Bunun yanlış olması mümkün değil. Komünist Parti zaten sürekli hareketler başlatıp iyi insanlara zulmetmeyi sever. Ben küçükken ailem bize iyi ve başkalarına karşı nazik insanlar olmamızı öğretti.” dedi.
“İlkokuldayken kırmızı fular taktınız mı?” diye sordum. “Gençlik Birliği’ne bile katıldım.” dedi. “ÇKP’nin kurucusu Marx’tır ve ateizmi savunur. Biz Çinlileriz, Marx’ın ve Lenin’in torunları değiliz. Gençlik Birliği’nden ve Genç Öncüler’den ayrılın. Tanrı, insanın kalbine bakar. Gerçek adınızı, takma adınızı veya başka bir isim kullanabilirsiniz. Biz sıradan vatandaşlar olarak Cennete saygı duymalı ve inanmalı, iyi insanlar olmalı, Cennetten merhamet ve koruma dilemeliyiz. Öyle değil mi?” dedim. Sürekli başını sallayarak, “Evet.” dedi.
Ardından şöyle konuştu: “Söylediğiniz her şey doğru. Bence siz gerçekten harika insanlarsınız. Gerçekleri anlatmaya cesaret ediyorsunuz ve insanlara iyi insan olmalarını da öğütlüyorsunuz. Hepinizin iyi insanlar olduğunu anlayabiliyorum. İnsanlar iyi kalpli olmalı ve Cennetten merhamet dilemeli. Komünist Parti’nin sonu geldi. Gerçek adımı kullanıyorum.” dedi.
“Gerçekten çok bilinçli bir insansınız. Size söylediğim iki cümleyi unutmayın.” dedim. O da “Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi.” diye tekrarladı. Ardından gülümseyerek vedalaştık.
Bir gün sabah pazarında şeftali almak için bir tezgâha gittim. Şeftalileri poşete koyarken satıcıya, “İnsanı güvende tutan ayrılma hareketini hiç duydunuz mu?” diye sordum. “Biri bana anlatmıştı.” dedi. “Peki, siz ayrıldınız mı?” diye sordum. “Ben hiçbir yere katılmadım ki. Neden ayrılacakmışım?” dedi. “Sanırım yaşlarımız birbirine yakın. Nasıl olur da siz kırmızı fular bile takmadınız?” dedim. Konuyu geçiştirmeye çalıştığını anlayabiliyordum.
Gerçeği dinlemekten korktuğunu ve bu yüzden önceki uygulayıcının onu ayrılmaya ikna etmesini önlemek için hiçbir yere katılmadığını söylediğini düşündüm. “Hepimiz başımızın üç karış üzerinde ilahi varlıkların bulunduğunu söyleriz.” dedim. “Doğru.” diye karşılık verdi.
Devam ettim: “İnsanları kandırabiliriz ama ilahi varlıkları kandıramayız. ÇKP’nin kuruluşlarından herhangi birine katılırken bir yemin ettiniz. İlahi varlıklar bu yemini görüyor. ÇKP ateizmi savunuyor. İnsanlar Tanrılara inanmazsa her şeyi yapabileceklerini düşünürler. Doğal afetlere ve insanların neden olduğu felaketlere bakın. Yaşlılar, ‘Cennet insanları geri alıyor.’ demez mi? Çünkü insanlar kötüleşti. Biz sıradan vatandaşlar Tanrılara inanmalıyız. Ateist ÇKP’den kalben ayrılmanın size hiçbir zararı olmaz. İyi insanlar olmaya çalışmak ve ilahi varlıklardan bizi korumalarını istemek ne güzel, değil mi?”
Yumuşayarak, “Gerçekten öyle!” dedi.
Parasını ödedikten sonra, “Kırmızı fular takmış mıydınız?” diye sordum. Gülümseyerek başını salladı. Soyadını sordum ama müşteriyle ilgilenmeye başladığı için konuşamadık. Ben de başka tezgâhlara giderek sebze aldım ve bu sırada birkaç kişiyi daha ÇKP kuruluşlarından ayrılmaya ikna ettim. Tezgâhın önü boşalınca şeftali satıcısının yanına geri döndüm.
“Söylediklerimi bitirememiştim. İşinizi bölmek istemediğim için ayrıldım. Ben Falun Gong uyguluyorum ve Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine göre iyi bir insan olmaya çalışıyorum. Falun Gong, ÇKP’nin televizyonda anlattığı gibi değildir.” dedim. Ardından ona Falun Gong’un ne olduğunu ve bütün dünyaya nasıl yayıldığını anlattım. ÇKP tarafından sahnelenen kendini yakma olayını da açıkladım. Sessizce dinlemeye devam etti.
Sonra, “Lütfen bir takma ad kullanarak Genç Öncüler’den ayrılın. Ateizmden uzaklaşalım, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine göre iyi insanlar olalım ve ilahi varlıklardan bizi korumalarını isteyelim. Ne dersiniz?” dedim. “Olur.” diye karşılık verdi.
“Biri size tekrar sorarsa, zaten ayrıldığınızı ve yeniden ayrılmanıza gerek olmadığını söyleyebilirsiniz.” dedim. Bana gülümseyerek baktı ama cevap vermedi. Kendimi yeterince açık ifade edemediğimi düşündüm ve aynı şeyi tekrarladım. Utangaç bir ifadeyle, “Ben aynı zamanda Parti üyesiyim.” dedi.
Bunun üzerine, “Gerçeği söyleyebildiğiniz için sizin adınıza çok sevindim.” dedim. Başparmağımı kaldırarak, “Öyleyse ÇKP’nin bütün kuruluşlarından ayrılalım ve temiz bir Çinli olarak kalalım. Umarım güvende ve sağlıklı olursunuz!” dedim. Sürekli, “Teşekkür ederim! Teşekkür ederim!” diyordu.
“Bana teşekkür etmeyin. Teşekkür edecekseniz Shifu’ya edin. Bizi insanları kurtarmaya yönlendiren Shifu’dur.” dedim. Sürekli başını sallıyordu.
“Şunları mutlaka hatırlayın: Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi. Bu sözleri sık sık tekrarlamak size bereket getirir!” dedim. “Hatırlayacağım.” diye cevap verdi.
Gerçeği anlatırken düşüncelerim ne kadar saf ve temiz olursa, kaygılardan ve gereksiz düşüncelerden ne kadar uzak durursam sonuçların o kadar iyi olduğunu fark ettim.
Bir keresinde gölge bir yerde terini silen, kilolu bir kadın gördüm. Sırtı terden sırılsıklam olmuştu. Yanına gidip, “Hava ne kadar sıcak, değil mi?” dedim. “Evet, ben zaten çok terlerim. Biraz da kiloluyum.” dedi.
“Geniş bir gönlünüz var; kilolarınız da neşeli ve tasasız bir insana ait gibi. Belli ki rahat ve açık fikirli birisiniz.” dedim. Gülerek, “Evet, karakterim böyledir.” dedi.
“Öyleyse ben de açık konuşayım ve size güzel bir şey anlatayım. Lütfen şu iki cümleyi hatırlayın: ‘Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi.’ İyi bir insan olun ve güvende kalın.” dedim. “Tabii!” diye cevap verdi.
“Falun Gong, insanlara Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine göre iyi olmayı öğreten manevi bir uygulamadır. ÇKP ateisttir ve bu uygulamayı yapan iyi insanlara zulmediyor. Ona inanmamalıyız.” dedim. “Doğru söylüyorsunuz.” dedi.
Ona, “Parti’ye, Gençlik Birliği’ne veya Genç Öncüler’e katıldınız mı?” diye sordum. “Gençlik Birliği’ne katıldım.” dedi.
“Daha önce biri size bu kuruluşlardan ayrılmanız gerektiğini anlattı mı?” diye sordum. “Hayır.” dedi.
“Soyadınız nedir?” diye sordum. Qi olduğunu söyledi.
“Öyleyse ‘Qi Hele’ takma adını kullanarak Gençlik Birliği’nden ve Genç Öncüler’den ayrılmaya ne dersiniz?” dedim. (Hele, uyum ve neşe anlamına gelir.) Hiç tereddüt etmeden kabul etti.
Tatlı patates satan genç bir adamın yüzü her zaman sert ve asık olurdu. Bir uygulayıcı ona birkaç kez gerçeği anlatmaya çalışmış ancak o ya dinlemeyi reddetmiş ya da yüksek sesle kendisinden uzaklaşmasını istemişti.
Bir gün yakınından geçerken yaşlı bir çiftin ondan tatlı patates aldığını gördüm. Ben de yaşlı çiftin yanına giderek onlara gerçeği anlatmaya başladım. Ancak konuşmaya başladıktan sonra başka bir bölgeden geldiklerini ve anlaşmamızın zor olduğunu fark ettim. Gerçeği anlatmayı başaramadım. Tatlı patateslerini alıp oradan ayrıldılar.
Tatlı patates satan genç adama bakarak, “Bu tür tatlı patates fırında pişirmeye uygun mu?” diye sordum. “Bunu fırında pişirmek için almayın, çünkü çok nişastalı. Şu türden alın.” dedi ve başka bir satıcının ürünlerini gösterdi.
“Genç adam, gerçekten çok iyi kalpli ve dürüst birisiniz. Herkes kendi malını överken siz bana kendi ürününüzü almamamı söylüyorsunuz. Sizin bunu söylemeniz üzerine, tadı nasıl olursa olsun artık bunları alacağım.” dedim. Ciddi görünümlü yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
Tatlı patatesleri tartarken, “Size içtenlikle birkaç samimi söz söylemek istiyorum: Falun Gong, insanlara Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine göre iyi olmayı öğreten bir uygulamadır. Lütfen şu iki cümleyi hatırlayın. İyi bir insan olmak felaketlerden kaçınmanıza ve güvende kalmanıza yardımcı olabilir.” dedim. Adamın yüzü yeniden asıldı ama öfkesine kapılmadı.
Ona baktım ve yüreğim merhametle dolu bir şekilde samimiyetle şöyle söyledim: “Seninle tesadüfen karşılaştık. Seni değiştirmek gibi bir amacım yok. Söylediklerime inanıp inanmamak sana kalmış. Tek umudum, gerçekten bir felaket yaşanırsa sana söylediğim bu iki cümleyi hatırlaman. Belki bunlar gerçekten kötü talihi iyi talih'e dönüştürebilir. Güvende olmanı gerçekten çok istiyorum.”
Yüzündeki ifade biraz yumuşadı ve sessizce, “Peki.” dedi.
Para üstünü verirken ödeme için kullanılan QR kodundaki ismini gördüm. İsmiyle hitap ederek, “Okuldayken katıldığınız Genç Öncüler’den ayrılın. Ateist bir kuruluşun içinde kalmamalıyız. İlahi varlıklardan bizi korumalarını istemeliyiz. İlahi varlıklar düşüncelerimizi bilir. Kalben kabul etmeniz yeterlidir. Size içtenlikle güvende olmanızı diliyorum.” dedim. Zoraki bir gülümsemeyle başını sallayıp, “Teşekkür ederim.” dedi. İki adım uzaklaştıktan sonra dönüp, “Gençlik Birliği’ne de katılmış mıydınız?” diye sordum. “Hayır.” dedi. Gülümseyerek, “Tahminim doğru çıkmış.” dedim. Bunun üzerine içtenlikle gülümsedi.
ÇKP’den Ayrılmayı Kabul Edenlerin İsimlerini Bildirmek
İnsanlara yüz yüze gerçeği anlatırken her türden insanla karşılaşıyoruz. Xinxing’im her gün bu süreçte sınanıyor ve gelişiyor. Akşamları, ÇKP kuruluşlarından ayrılmayı kabul eden kişilerin isimlerini düzenleyip internet sitesine gönderdiğimde, bu da içime bakmak için başka bir önemli fırsat oluyor. Her kişinin ismine bakarken onunla yaşadığım karşılaşmayı yeniden düşünüyorum.
Gerçeği anlayıp kolaylıkla ayrılmayı kabul eden kişiler için, sevinç ve gurur duygusuna kapılmamam gerektiğini kendime hatırlatıyorum; çünkü her şeyi Shifu yapıyor. Gerçeği dinlemekten korkan kişiler için hâlâ korku taşıyıp taşımadığıma bakıyorum. ÇKP’yi takip etmekte ısrar eden kişiler içinse ÇKP’yi yeterince açık bir şekilde anlayıp anlamadığımı sorguluyorum.
Tanrılara inanmayan kişiler için, farkına varmadığım modern düşüncelere veya komünist kültürden kaynaklanan düşünce kalıplarına sahip olup olmadığımı inceliyorum.
Bana küfreden, beni kayda alan veya ihbar etmek için telefon eden kişiler için onların en acınası durumda olan insanlar olduğunu düşünüyor ve bir an önce uyanmalarını sessizce diliyorum.
Ayrılmayı kabul eden kişilerin isimlerini başarıyla her gönderdiğimde, kurtarılan canlı varlıklar adına Shifu’ya merhametli kurtarışı için teşekkür ediyorum!
Merhametli ve yüce Shifu’ya teşekkür ederim!
(Minghui.org’da yayımlanan 23. Çin Fa Konferansı için seçilmiş bir paylaşım)
Telif Hakkı © 2026 Minghui.org'a aittir. Her hakkı saklıdır.