(Minghui.org) Selamlar, Shifu! Selamlar, uygulayıcı arkadaşlar!
52 yaşındayım ve Falun Dafa uygulamaya 2004 yılında başladım. 20 yılı aşkın bir süredir devam eden xiulian uygulama yolum boyunca, Shifu’nun her zaman yanımda olduğunu; bana göz kulak olduğunu, rehberlik ettiğini, teşvik ettiğini ve kutsadığını derinden hissettim.
Minghui.org’daki 23. Fa Konferansı vesilesiyle, Shifu’ya Fa-düzeltmesi'nde nasıl destek olduğumu ve canlı varlıkları kurtarmasına nasıl yardımcı olduğumu anlatan deneyimlerimi yazıyorum.
Dafa Olağanüstü
1997 yılında, annemin Falun Dafa uygulamaya başladıktan sonra geçirdiği olumlu değişimleri fark ettim. Artık halsiz ve hasta görünmüyordu; yüzü canlı ve sağlıklı bir renge kavuşmuştu, gün boyu neşeyle çalışıyordu. Bana birkaç Falun Dafa kitabı verdi ve eve götürüp okumamı söyledi. Başlangıçta kitaplara sadece ara sıra göz attım; iyi olduklarını düşünsem de aslında tam olarak okumadım.
2003 yılında hamileydim ve evde kaldım. Vakit buldukça Falun Dafa kitaplarını çıkarıp okumaya başladım. Okuduğum sırada ellerim, sanki ateşte kavruluyormuşçasına ısınıyordu; bu durum çocuğum doğana kadar devam etti.
2004 yılının sonlarına doğru, eşim lahana turşulu domuz eti yemeği yapmıştı; ben de büyük bir iştahla yedim. Ancak yer yemez midem bulandı ve midem tamamen boşalana kadar kustum. Kendi kendime, “Acaba Shifu, et yeme takıntımdan kurtulmam için bana yardım mı ediyor?” diye düşündüm. O günden sonra et yeme konusundaki takıntım sona erdi ve gayretli bir şekilde uygulama yapmaya devam ettim.
Ellerimden sık sık irin ve kan sızıyor ya da ellerim aşırı derecede şişiyordu. Başta bunun işimden (kimyasallarla temastan) kaynaklandığını düşündüm. Fa çalışarak, bunun geçmiş yaşamımda biriktirdiğim çok fazla negatif karmadan kaynaklanmış olabileceğini ve bunun da o karmayı yok etme süreci olduğunu fark ettim. Bir gün, dördüncü takım egzersizi yaptıktan sonra ellerimdeki şişlik anında kayboldu; adeta bir mucize gibiydi.
Geçmişte rinit (burun iltihabı) yüzünden o kadar çok sıkıntı çekiyordum ki, nefes almak bile zorlaşıyordu. İlaçlar, lazer tedavileri ve burun spreyleri denedim; ancak bunlar durumu daha da kötüleştirmekten başka bir işe yaramadı. Egzersizleri uygulamaya başladığımda, bunların hastalıklarımı iyileştirip iyileştirmeyeceğini hiç düşünmedim; sadece Dafa’nın o kadar harika olduğunu hissettim ki, onu öğrenmem ve uygulamam gerektiğini düşündüm. Sonuç olarak, rinitim ben farkına bile varmadan ortadan kayboldu; diğer tüm rahatsızlıklarım da yok oldu.
O andan itibaren, Dafa’nın insanlara xiulian uygulamayı öğrettiğini anladım. İnsanlar zorluklara katlanmak için dünyaya gelirler ve xiulian uygulayanların da zorluklara dayanabilmesi gerekir. Shifu, uygulayıcıların bedenlerini arındırır; bunu bizim rahat etmemiz için değil, xiulian uygulayabilmemiz için yapar.
Uygulamamı tek başıma sürdürüyordum ve annem ara sıra bana Haftalık Minghui’nin kopyalarını getiriyordu. Konuşabileceğim başka uygulayıcılar yoktu; bazen xiulian uygulamamda gevşediğimde, bana bunu hatırlatacak bir olay yaşanırdı. Çözemediğim meseleler olduğunda ise Shifu bana yol gösterirdi. Shifu’nun aklımdan geçenleri bildiğini hissettiğim için, ne zaman ihtiyaç duysam O’ndan yardım isterdim. Bir gün Shifu’ya “Shifu, insanların kurtarılmasına yardım etmek istiyorum” dedim. Tam bunu düşündüğüm sırada, bir uygulayıcı arkadaş bana yardım etmek için geldi ve beraberinde Haftalık Minghui ile gerçekleri açıklayan materyaller getirdi.
Gözaltı Merkezinde Fa’yı Onaylamak
2019 yılında, birine Falun Dafa hakkındaki gerçekleri anlatırken ve bilgilendirici materyaller dağıtırken yasa dışı bir şekilde tutuklandım. Polisler beni dövdü ve evimi yağmaladı. Daha sonra, yasadışı bir şekilde 18 ay hapis cezasına çarptırıldım ve bir gözaltı merkezinde tutuldum.
Gardiyanlar, tutukluları uzun süre tahtalar üzerinde oturmaya zorluyor; işkence yöntemi olarak da ya “bacaklarımıza sarılmamızı” ya da “bacaklarımızı uzatmamızı” emrediyorlardı. Başlangıçta, bu zulme nasıl karşı koyacağımı bilemediğim için, neler olup bittiğini tam olarak kavramadan söylenenleri yaptım. Bir gün aniden bir şeylerin yanlış olduğunu fark ettim. Bu bir işkence değil miydi? Yasaları çiğnememiş veya herhangi bir suç işlememiştim. Onların emirlerine boyun eğemezdim.
Bir uygulayıcı olarak meditasyon yapmalı ve egzersizleri uygulamalıydım. Bu yüzden lotus pozisyonunda oturmaya ve egzersizleri yapmaya karar verdim. Ne bağırırlarsa bağırsınlar, bunun benimle hiçbir ilgisi yoktu. Böylece, 20’den fazla kişinin bulunduğu hücrede, hücre sorumlusu bacakları uzatmamızı bağırdığında herkes aynı anda bacaklarını uzatıyor; bacaklara sarılmamızı bağırdığında ise herkes aynı anda bacaklarına sarılıyordu. Sadece ben onlara uymadım; öylece lotus pozisyonunda oturup egzersizlerimi yapmaya devam ettim.
İlk başlarda huzursuz ve korku içindeydim; çünkü gözaltı merkezi kurallarına uymayanlara işkence ediliyordu. Örneğin, elleri ve ayakları birbirine zincirlenerek hareket edemez hale getirilen ve yemek yerken ağızlarını doğrudan yemek kabına yaklaştırmak zorunda bırakılan birini gördüm. Bazılarına ise diğerleri tarafından yemek yediriliyordu. Bir başka yöntem olan “gerilme” cezasında ise, kişinin elleri ve ayakları yatağın dört köşesindeki demirlere kelepçeleniyor, bu da onların tuvaleti kullanmalarını bile imkânsız kılıyordu. Bu işkenceler, kurbanlara tarifsiz acılar çektiriyordu. İşkenceyi düşünmek bile beni dehşete düşürüyor, kalbimin hızla çarpmasına neden oluyordu. Zihnimde sürekli olarak Shifu'nun Fa’sındaki şu sözleri tekrarladım: “Dayanması çok zor olduğunda dayanabilirsin. Yapılması imkânsızmış gibi göründüğünde yapabilirsin.” (Dokuzuncu Ders, Zhuan Falun). Zihnimde bunu tekrarlarken aniden şunu anladım: Shifu bana, zor olsa da bunun mümkün olduğunu söylüyordu. Mümkün olduğuna göre artık korkmuyordum ve uygulama yapmaya devam ettim.
Diğerleri bankta otururken ben egzersizleri yapıyordum; başkaları yemek yerken (hızlıca yemeğimi yedikten sonra) ben yine egzersizleri yapıyordum; başkaları televizyon izlerken bile ben egzersizleri yapıyordum; hem de her gün. Birkaç ay boyunca bu hücrede kaldım, her gün egzersizleri yaptım ve tüm bu süreci sağ salim atlattım. Shifu’ya ve Dafa’ya sarsılmaz bir şekilde inanıyorum; bu, Dafa’nın yüce erdeminin gerçek bir tezahürüdür.
Daha sonra başka bir hücreye nakledildim. Polis memurları ve görevli gardiyanlar değişmiş ancak hücre kuralları aynı kalmıştı. Bu noktada korkum geri geldi. Peki, bu korkudan nasıl kurtulabilirdim? Shifu’nun şu sözlerini hatırladım: “Böylesine devasa bir Fa burada iken, düşünceleriniz doğru iken, Fa sizinle birlikte olacaktır ve büyük güvence de budur.” (Manhattan’da Fa’nın Öğretilmesi). Kendi kendime şöyle düşündüm: Shifu bizi korurken ve ben Dafa’ya sahip olduğum sürece, hiç kimse bana zarar veremezdi. Fa’yı ezberimden tekrarladıkça korkum giderek azaldı ve kalbim yatıştı. Egzersizleri her zamanki gibi yapmaya devam ettim.
Her gün öğle vakti, hücredeki herkesin kısa bir uyku çekmesi zorunluydu ve onları denetlemekle görevli personel bulunuyordu. Öğlenleri doğru düşünceler gönderme görevimi düzgün bir şekilde yerine getirebilmek için asla uyumuyor, her zaman görevli personelin yanında duruyordum. Bir gün, bir polis memuru uyumadığımı fark edince beni azarladı. Hücreden sorumlu mahkûm da polisin gözüne girmek için beni azarladı; görevli personelin yanında durmamı yasaklayarak mutlaka uyumam konusunda ısrar etti.
Ertesi gün öğlen, yatağıma uzanmış bir yandan ağlıyor, diğer yandan içimden Shifu’ya şöyle sesleniyordum: “Shifu, kalkmak ve kötülüğü yok etmek için doğru düşünceler göndermek istiyorum. Lütfen bana yardım edin.” Ağlarken bir anda üzüntüm geçti. Her şeyi Shifu’ya bırakmaya karar verdim; biliyordum ki Shifu benim için en iyi ayarlamayı yapacaktı.
Tam o öğleden sonra polisler hücre değişikliği yapılacağını duyurdu. Gözlerime inanamadım; sadece tek bir düşünceye odaklanmıştım ve Shifu hemen benim için bu ayarlamayı yapmıştı. Shifu'nun tam yanımda olduğunu derinden hissettim ve Dafa’nın gücüne bizzat tanık oldum. Yeni hücreme geçtiğimde, ortamın öncekilere kıyasla çok daha rahat olduğunu gördüm. Orada kaldığım süre boyunca her gün sadece üç işe odaklandım: Dafa’yı onaylamak, doğru düşünceler göndermek ve canlıları kurtarmak, ta ki güvenle dönebildiğim ana kadar.
Bu gözaltı merkezi, kötü niyetli insanların kol gezdiği, hatta özellikle Falun Dafa uygulayıcılarına zulmetmek için ayrılmış bir hücresi bile bulunan, kötü şöhretli bir yerdi. Normal hücrelerde bile mahkûmlar tamamen kişisel çıkarları doğrultusunda hareket eder, birbirlerine zorbalık yapar ve önemsiz meseleler yüzünden kavga ederlerdi. İnsani bir nezaketten eser yoktu. Varlıklı ailelerden gelenler, biraz daha iyi muamele görebilmek için diğerlerine küçük atıştırmalıklar satın alırdı.
Ben içeride kimseye yiyecek bir şey almadım; başlangıçta insanlar bana karşı pek de nazik değildi. Bir uygulayıcı olarak, her zaman iyi bir insan olmak ve başkalarını düşünmek konusunda kendime karşı katı oldum. Birisi rahatsızlandığında ve çamaşırlarını yıkayamadığında ona yardım ettim; kimin neye ihtiyacı olsa, elimden gelenin en iyisini yaparak destek olmaya çalıştım. Gözaltı merkezinde başkalarına yardım etmek her zaman bir bedel gerektiriyordu; oysa benim yardımlarım tamamen içten geliyor ve karşılığında hiçbir şey beklemiyordum.
Yemek saatlerinde herkese günlük bir yumurta veriliyordu; ben ise kendi payıma düşeni her zaman başkalarına veriyordum. İnsanların yiyecekleri ziyan edip çöpe attıklarını görmek bana israf gibi geldiğinden, yemek siparişi vermeyi bıraktım ve başkalarının bıraktığı yemekleri yedim. Yemek siparişi vermek ücretsiz olsa da, insanların yiyecekleri israf etmesini istemiyordum. Bir uygulayıcının saf ve özverili şefkatiyle, yolunu kaybetmiş bu ruhların "Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü"nün güzelliğini deneyimlemelerine yardımcı oldum. Bu sayede, gerçekleri açıklamak ve insanları Çin Komünist Partisi (ÇKP) ile bağlı örgütlerinden ayrılmaya ikna etmek kendiliğinden gerçekleşti. Temas kurduğum gözaltındaki insanların neredeyse tamamı, Falun Dafa hakkındaki gerçekleri anladı, ÇKP örgütlerinden ayrıldı ve kendileri için daha iyi bir gelecek seçti.
Korkuyu Yenmek ve İnsanları Kurtarmaya Odaklanmak
Gözaltı merkezinden ilk çıktığımda çok korkuyordum; kimseyle Falun Dafa veya maruz kaldığım zulüm hakkında konuşmaya cesaret edemedim. Ancak gözaltı merkezindeyken bile sağlam ve doğru düşüncelerimi koruyabildiğimi hatırlayınca, öylece evde oturamayacağımı anladım. Zulmün gölgesinden çıkmalı ve Shifu tarafından ayarlanan yolda onurlu bir şekilde yürümeliydim.
İçime bakarak neden zulüm gördüğümü anladım. Geçmişte Fa çalışırken, ezberlerken veya başka şeyler yaparken, hep bencillik ve kişisel çıkar duygularıyla hareket ediyordum. Bunlar, Fa’nın gücünden yoksun, insani doğanın bir tüzarühüydü. Şimdi anlıyorum ki, ancak insani takıntılardan kurtulup kendimi bir uygulayıcı olarak gördüğümde ve Fa ile uyumlu hale geldiğimde Dafa’yı onaylayabilir ve insanların kurtarılmasına yardımcı olabilirim.
Çalışırken bile Fa’yı okumak ve ezberlemek için her anı değerlendirdim. Shifu’nun benden yapmamı istediği üç işi en iyi şekilde yaptım: Kavurucu sıcak ya da dondurucu soğuk demeden, tatil günleri dahil her gün dışarı çıkıp insanlara Falun Dafa hakkındaki gerçeği anlattım. İnsanlara, içtenlikle “Falun Dafa iyi; Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi” diye tekrarlamanın tanrısal bir koruma getireceğini; Çin Komünist Partisi (ÇKP) örgütlerinden ayrılmanın ise onları felaketlerden koruyabileceğini söyledim. Her gün bir düzineden fazla insanı ÇKP’den ayrılmaya ikna ediyorum. Shifu tarafından ayarlanan bu yolda yürürken büyük bir huzur ve tatmin hissediyorum.
Çabalı Kalmak
Eşimle birlikte küçük bir dükkân işletiyoruz; pek fazla kazanç sağlamıyor. Tek gelir kaynağımız bu ve ayrıca çocuğumuzun okul masraflarını da karşılamamız gerekiyor. Eşim Falun Dafa uygulamasa da, benim uygulama yapmamı güçlü bir şekilde destekliyor. Benim üç işi iyi bir şekilde yapabilmem için elinden geldiğince çok çalışıyor. Bu değerli zamanı çok önemsiyorum; yağmur çamur demeden her gün dışarı çıkıp gerçekleri açıklıyor ve insanları kurtarmaya çalışıyorum.
Bir gün, gayet sağlıklı olan eşim aniden felç geçirdi; bu benim için çok ağır bir darbe oldu. Eşim sağlıklıyken, evdeki hiçbir şey için endişelenmeme gerek yoktu. Şimdiyse ailenin tüm yükü omuzlarıma bindi; sanki üzerime gökyüzü çökmüş gibi hissettim. Her gün, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan eşime bakmakla birlikte, aileyi geçindirmek ve çocuğumun okul masraflarını karşılamak için küçük dükkânımızı da işletmek zorundayım. Hasta olan eşim zorluk çıkarıyor, çocuğum da beni epey uğraştırıyordu. Her taraftan gelen bu baskıyla nasıl başa çıkacağımı gerçekten bilemiyordum.
Shifu’ya şöyle yalvardım: "Lütfen bana yardım edin, Shifu." Shifu’nun şu sözlerini hatırladım: "Dayanması çok zor olduğunda dayanabilirsin. Yapılması imkânsızmış gibi göründüğünde yapabilirsin." (Dokuzuncu Ders, Zhuan Falun). Gözyaşlarımı sildim ve bu sıkıntıların üstesinden gelmeye, Shifu’nun benim için ayarladığı yolda yürümeye ve üç işi iyi bir şekilde yapmaya karar verdim. Aileme bakma yükünü omuzlayabileceğime emindim. Hastalığın yüzeysel nedenlerden değil, karmadan kaynaklandığını biliyorum. Ben bir uygulayıcıyım, dolayısıyla endişelenmeme gerek yok. Shifu’nun hemen yanımda olduğunu, beni kutsadığını ve göz kulak olduğunu biliyorum. Her gün erkenden kalkıp egzersizleri yapıyor, ardından yemek hazırlıyorum. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan eşime baktıktan sonra, gerçekleri açıklamak ve insanları kurtarmak için dışarı çıkıyorum. Shifu bizden üç işi" yapmamızı istedi; ben de bunları en iyi şekilde yerine getirmeliyim.
Eşim evde yalnız kaldığı ve onunla ilgilenecek kimse olmadığı için, gerçekleri anlattıktan sonra eve gidip onu almam ve dükkâna getirmem gerekiyordu. Bir gün, yoğun bir kar ve yağmur yağıyordu; yollar çamurluydu ve yürümek oldukça zordu. Gerçekleri anlattıktan sonra ayakkabılarım sırılsıklam olmuş, ayaklarım ise soğuktan donmuştu. Dükkâna döndüğümde, eşimi almak için tekrar eve gitmek istemiyordum ama başka çarem yoktu; ne kadar zor olursa olsun eve gitmeliydim. Bir otobüs durağının yanından geçerken, otobüs bekleyen insanları gördüm ve onlara da kurtuluş yolunu göstermeyi düşündüm. O an soğuğu ya da dondurucu havayı hiç önemsemedim; tek düşündüğüm, ne kadar zorlu olursa olsun insanlara yardım etmek ve kurtulmalarını sağlamaktı.
Kalbimde Fa olduğu sürece, karşılaştığım sıkıntılar hiçbir şeydi. İnsani düşüncelerden vazgeçerek, Dafa’yı onaylamak adına bu sıkıntıların üstesinden geldim. Aşılamaz gibi görünen bu engel, Dafa’nın gücüyle aşıldı. Aydınlanmamıza yardımcı olmak için Shifu, büyük fedakârlıklarda bulunarak bizim için en iyi ayarlamaları yaptı. Shifu’nun lütfunu karşılıksız bırakmamak adına, xiulian uygulamamda her geçen gün daha da gayretli olmaktan başka bir yolum yok.
İnsanlar Dafa’ya Minnettar
Daha önce Falun Dafa hakkındaki gerçekleri anlattığım bir kadınla karşılaştım. Bana, “Gerçekleri anladıktan ve ÇKP’den (Çin Komünist Partisi) ayrıldıktan sonra pek çok lütuf aldım” dedi. Onun neşesini ve minnettarlığını görmek beni derinden etkiledi; bunun, Shifu’nun beni teşvik etme biçimi olduğunu anladım.
Bir keresinde, geçirdiği kaza sonucu bacağı kırılan ve koltuk değnekleriyle acı içinde yürüyen genç bir adamla karşılaştım. Ona Falun Dafa hakkındaki gerçekleri anlattım, bir takma isim verdim ve ÇKP ile bağlı örgütlerinden ayrılmasına yardımcı oldum. O kadar sevindi ki neredeyse koltuk değneklerini bir kenara atacak gibi oldu. Acısı tamamen kaybolmuştu. Shifu’nun merhametli kurtarışına içtenlikle minnettardı.
Genç bir adam gördüm ve yanından geçip gittim. Otobüs durağı civarına geldiğimde, yerde, fotoğrafı yukarı bakacak şekilde duran bir kimlik kartı gördüm; kart o genç adama aitti. Hemen yerden alıp peşinden koştum. Trafik ışıklarına geldiğimde ona yetiştim, ancak ışık kırmızı yanıyordu. Bir dükkâna girip gözden kaybolmasından endişelendim; içimi büyük bir huzursuzluk kapladı. Işık değişir değişmez tekrar koşmaya başladım ve nefes nefese kaldığım bir anda nihayet ona yetiştim. Kimlik kartını kendisine verdikten sonra, ona zulüm hakkındaki gerçekleri anlattım ve Çin Komünist Partisi (ÇKP) ile bağlı örgütlerinden ayrılmasını önerdim. Büyük bir memnuniyetle kabul etti.
Gerçekleri açıklamak ve canlı varlıkları kurtarmak benim en büyük mutluluğum; bunu mutlaka her gün yapmam gerek. İnsanlar gerçeği anladıklarında yüzlerine yerleşen bir gülümseme, bir kucaklama ya da bir "teşekkür" sözü; kalbimi baldan daha tatlı bir huzurla dolduruyor. Kader bağı olan insanları yanıma getiren, Shifu. O, uygulayıcılara erdem biriktirmeleri için fırsatlar sunar; ancak insanları gerçekten kurtaran, merhametli ve yüce Shifu’dur.
İnsani Düşüncelerden Kurtulmak ve Tanrısal Yolda Yürümek
Birkaç kişi bana, "Dükkânı her gün saat kaçta açıyorsunuz?" diye sordu. "Değişkenlik gösteriyor" diye yanıtladım. Dükkânı her gün iki saat geç açıyorum. Geç açmama rağmen, bana ait olan hiçbir şey kaybolmuyor; çünkü sahip olduğum her şey Dafa’nın bir lütfu.
Bazen, insani takıntılarım gün yüzüne çıktığında, ailemin gelirine katkıda bulunmak için daha fazla para kazanmayı düşünüyorum. Dükkânı biraz daha erken açarsam daha çok kazanabilirim diye aklımdan geçiriyorum. Tam o anda, Shifu’nun Fa’sı zihnimde beliriyor. Shifu şöyle diyor: "Başarmanız gereken şeyler, gerçekleri açıklamak ve canlıları kurtarmaktır. Sizin başarmanız gereken başka bir şey yoktur. Bu dünyada başarmanız gereken başka hiçbir şey yoktur." (2015 New York Fa Konferansı'nda Fa’nın Öğretilmesi). Bunu anladığım an, zihnimdeki o gereksiz düşünceler de kaybolup gitti. Hâlâ insanları kurtarma konusunda iyi bir iş çıkarmam gerekiyor.
Bir keresinde biri bana, "Benim için çalışabilirsin, sana günlük 300 yuan öderim" dedi. Kibarca reddettim. Aslına bakılırsa, günlük 300 yuan kazanabilecek durumda değilim. Bu, yeteneksiz olduğumdan ya da zorluktan veya yorgunluktan korktuğumdan değil; paraya da ihtiyacım var. Eşimin sağlık sigortası yok, bu yüzden tedavi masraflarını kendi cebimizden karşılamak zorundayız. Çocuğum büyüdü ama henüz çalışmaya başlamadı. Ancak, hayat kurtarmak için kullanılabilecek değerli zamanımı boşa harcamak istemiyorum.
Fa'yı çalışırken, Dafa'nın derinliği ve ilkelerinin getirdiği aydınlanma beni bir mıknatıs gibi kendine çekti; zihnimde ve bedenimde muazzam değişimlere yol açtı. İçime bakmayı ve kendimi geliştirmeyi öğrendim. Fedakârlık ve merhamet geliştirdim, Fa içinde kendimi iyileştirdim. Fa'da gelişmenin ve üç işi iyi yapmanın birbirini gerçekten tamamladığını derinden anlıyorum. Gerçekleri açıklamak ve canlıları kurtarmak, Shifu’nun bizi çelik gibi güçlendirme ve mükemmelleştirme yoludur; O'nun ayarladığı her şey en iyisidir.
Shifu’nun lütfuna layık olacak; geriye kalan sınırlı zamanda Fa'yı iyi çalışacak, kendimi iyi bir şekilde geliştirecek ve canlıları kurtarmak için karşıma çıkan her fırsatı değerlendireceğim. Orijinal, gerçek benliğime dönüş yolculuğumda, daha fazla canlıyı geleceğe doğru yönlendireceğim.
(Minghui.org'daki 23. Çin Fa Konferansı için seçilmiş makale)
Telif Hakkı © 2026 Minghui.org'a aittir. Her hakkı saklıdır.