(Minghui.org) 2000 yılında, Falun Dafa için adalet talep etmek üzere diğer uygulayıcılarla birlikte Pekin'deki Tiananmen Meydanı'na gittim. Tutuklandık ve Pekin'deki İrtibat Bürosu personeli bizi yerel polis karakoluna götürdü. Gözaltına alındık ve zulüm gördük.

Pekin’e giderken ceketimde bir Zhuan Falun cep kitabı taşıyordum. O dönemde polis bulduğu her Falun Dafa kitabını yok ediyordu. Bir polis beni aradığında şunu düşündüm: “Böylesine değerli bir kitap bulunamaz. İnsanların Dafa’ya karşı suç işlemesine izin veremem.” İçimden Shifu'ya şöyle dedim: “Shifu, lütfen doğru düşüncelerimi güçlendirmeme yardım edin. Bu Dafa kitabını korumak istiyorum ve yetkililerin bulmasına izin vermek istemiyorum!” Kitap bulunmadı.

Bir kadın polis elleriyle bütün vücudumu kontrol etti. İçimden sürekli tekrarladım: “Görmemelisin! Görmemelisin! Dafa kitabımı benden alma!” Cebimdeki 200 Yuan’ı (yaklaşık 25 Euro) aldı ama Dafa kitabını bırakıp gitmek zorunda kaldı. Kitabı görmemişti!

Yasadışı bir şekilde gözaltında tutulduğumuzda, kitabım sayesinde Fa’yı çalışıp ezberleyebiliyorduk. Kalbimizde Fa olduğu sürece, zulme direnebiliyor ve bir sınavı diğerinin ardından aşabiliyorduk.

Sekiz ay boyunca bir gözaltı merkezinde tutuldum. Bu deneyim, bir Falun Dafa uygulayıcısı için Fa’yı iyi çalışmanın ve gözaltındaki uygulayıcılar için değerli bir kitaba sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu gerçekten fark etmemi sağladı! Bu yüzden, gözaltındaki uygulayıcılara Dafa kitaplarını ulaştırmaya karar verdim.

Shifu'nun portresinin önünde durdum ve dedim ki: “Shifu, lütfen bana yardım edin. Gözaltına gidecek ve uygulayıcılara Dafa kitapları götüreceğim.” Bedenimde bir sıcaklık dalgası hissettim ve ağladım çünkü Shifu beni kutsadı.

Pek çok yiyecek ve günlük ihtiyaç malzemesi aldım, bunları Zhuan Falun, diğer kitaplar ve biraz giysi ile birlikte paketledim.

Ertesi sabah cezaevine gittim. Kapıdaki gardiyanlar beni tanıyordu, bu yüzden içeri girdim. Orada bulunduğum süre boyunca birçok kişiye, gardiyanlar da dahil, gerçek durumu anlattım. Zhang soyadlı biri, büyükannemin köyünden geliyordu ve çok nazikti. Durumu anladığında vicdanı etkilendi. Shifu'dan rica ettim, bu sefer onun görevde olmasını sağlasın. İkinci kapıya geldiğimde Zhang’ın orada olduğunu gördüm; hatta görev yapan tek kişiydi. İşte o zaman Shifu'nun bunu ayarladığını anladım.

Beni görünce şaşırdı ve dedi ki: “Yeni mi tahliye oldunuz? Neden geldiniz?” Amacımı açıkladım. Malzemeleri incelerken, Shifu'dan Zhang’ın olağandışı bir şey bulmaması için sürekli kutsama istedim. Güvenlik kontrolü sorunsuz geçti. Ona erdem biriktirmesi için iyi işler yapmasını tavsiye ettim. Beni uygulayıcılara götürdü. Kapının önünde durdum ve hediyelerimi alırken onları izledim. Selamlaştık ve sonra ayrıldım.

Bu iki deneyim bana şunu öğretti: Uygulayıcılar için sıradan insanlar ile tanrısal varlıklar arasındaki fark bir düşüncededir. İnsanî görüşlerle sorunları ele alan bir kişi, sıradan bir insandır ve insanî prensiplerle sınırlanır. Fa temelinde kendini geliştiren ve problemi doğru düşüncelerle ele alan kişi ise tanrısal bir varlıktır. Sıradan bir insan doğru düşüncelerimizle sınırlanır ve mucizeler gerçekleşir. Ama bu düşünce yıllarca süren bir uygulamanın sonucudur.

Shifu diyor ki:

"Eğer insani durumunuzu değiştirmek istemez ve Dafa'da mantıklı bir şekilde gerçek bir anlayış geliştirmezseniz, fırsatı kaçıracaksınız. Eğer binlerce yıldır sıradan bir insan olarak biçimlenmiş, kemiklerinize kadar işlemiş olan insan mantığını değiştirmezseniz, bu yüzeysel insan kabuğunu kıramaz ve Tamamlanmaya ulaşamazsınız."  (Daha İleri Yükselmeler İçin Esaslar l, Uyarıcı Nasihat)

“İnsanî düşüncelerimizi ortadan kaldırmak, insanî kabuklarımızı bırakmak ve tanrısal varlıklar olmak; işte yapmamız gereken bu, aynı zamanda Shifu'nun da istediği şey budur.”

[Uygulayıcılar arasındaki rasyonel paylaşım, genellikle sadece o andaki uygulama durumumuza ait anlayışımızdır. Amacımız, birbirimize iyi niyetle fikir vermek ve beraberce gelişim sağlamaktır.]

Orijinal Çince makale