(Minghui.org) Selamlar, Shifu. Selamlar, uygulayıcı arkadaşlar.
Annemle ben, ben çocukken Falun Dafa’yı uygulamaya başladık. Çin’de zulümle karşılaştık ve tutuklanmaktan kaçınmak için evimize geri dönemiyorduk. Japonya’ya taşındıktan sonra çeşitli Fa-düzeltme projelerine katıldım. Yaklaşık 30 yıllık xiulian sürecinde defalarca sendelemiş olsam da her zaman Shifu’nun merhametli koruması altında olduğum için minnettarım. Tian Guo Yürüyüş Bandosu’nun kuruluşunun 20. yılında, bando üyesi olarak xiulian deneyimlerimi ve görevimi yerine getirmek için nasıl çabaladığımı paylaşmak istiyorum.
Shifu, Çocukken Flüt Öğrenmemi Neden Düzenledi?
İtibarı güçlü, köklü bir bando programı olan ve şehir yarışmalarında defalarca ödül kazanmış bir devlet ilkokuluna gidiyordum. Birinci sınıftayken annem özel bir beceri edinmemi istedi; ben de çok düşünmeden bandoda bir üflemeli çalgı çalmak için kaydoldum. Bu okulda kızlar genellikle tahta üflemeli, erkekler ise bakır üflemeli çalgılar çalardı. Başta saksafon çalmak istedim, fakat serçe parmağım tuşlara uzanamayacak kadar kısaydı. Öğretmen, saksafon ya da klarnet çalmamam gerektiğini söyledi ve flüt denememi önerdi. Başka seçeneğim kalmadığı için flüt çalmayı öğrendim. İlkokul yıllarım boyunca flüt çalıştım ve birçok şehir üflemeli bando yarışmasına katıldım. Böylece temel müzik teorisi ve yürüyüş bandosu formasyon teknikleri hakkında çok şey öğrendim. Geriye dönüp baktığımda bunun, gelecekte Tian Guo Yürüyüş Bandosu’na katılmam için Shifu’nun dahiyane bir düzenlemesi olduğuna inanıyorum. Shifu’ya derinden minnettarım!
Tian Guo Yürüyüş Bandosu’na Katılışım
Japonya’ya taşındıktan sonra ilk olarak Nagoya’da yaşadım. 2013 yılında 25 Nisan geçit törenine katılmak için Tokyo’ya gittiğimde, Tian Guo Yürüyüş Bandosu üyesi olan bir uygulayıcının evinde kaldım. Sohbet sırasında flüt çaldığımı söyledim. Meğer bu uygulayıcı pikolo çalıyormuş. Hemen bandoda çalınan eserlerin flüt notalarını bastı ve bana verdi; bunları çalışmam gerektiğini söyledi.
Eve dönüp notalara baktığımda ilk izlenimim bunun zor olmadığıydı. Bu yüzden bir kenara koydum ve hiçbir parçayı çalışmadım. İki ay sonra yerel grup Fa çalışması sırasında, bunu bilen bir uygulayıcı bana, “Dafa müziği çalışman nasıl gidiyor?” diye sordu. Hiç çalışmamıştım, bu yüzden ne diyeceğimi bilemedim; ama içimde, Shifu’nun bu uygulayıcı aracılığıyla bana ne yapmam gerektiğini hatırlattığını hissettim. Bu nedenle eve varır varmaz çalışmaya başladım ve geçit töreni parçalarının hepsini baştan sona geçtim. O yılki 20 Temmuz geçit töreninde bandoyla ilk kez çaldım.
Bando Üyesi Uygulayıcı Arkadaşlara Yardım Ederken Kendimi Geliştirmem
Bazı üyelerin, benim öğrenmiş olduğum temel tekniklere kıyasla, müzik altyapısının oldukça zayıf olduğunu fark ettim. Hatta bazıları nota sürelerini ve ritmi bile kavrayamıyordu; bu, sıradan bir insan bandosunda bile kabul edilemezdi. Tokyo’da yaşamadığım için hafta sonu provalarına katılamıyordum. O dönemde yalnızca geçit törenlerine katıldığım ve kendim iyi çaldığım için oldukça memnundum.
Bir gün başka bir flütçü, evine gelip birlikte çalışarak ona yardım etmemi istedi. Yardım edebileceksem etmeliyim diye düşündüm. Bu yüzden Tokyo’ya gitmek için dört saatten fazla araba kullandım. Birlikte çalışırken onun sebatı ve Fa’yı iyi çalarak doğrulama isteği beni derinden etkiledi. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden sabah 3’ten sonrasına kadar çalıştık. O, iyi çalamadığı bölümlerin üzerinde defalarca çalışırken ben dinledim ve içimden şöyle düşündüm: “O vazgeçmediği sürece ben de kesinlikle vazgeçemem.” Bunun üzerine Tokyo’ya taşınmaya ve flütçülerin gelişmesi için elimden gelen her şeyi yapmaya karar verdim. Shifu, başkalarına yardım etme arzumu gördü ve benim için bir yol düzenledi. Bir yıldan kısa sürede Tokyo’da uygun bir iş buldum, oraya taşındım ve hafta sonu bando provalarına katılmaya başladım.
Ancak kısa süre sonra xinxing testleri geldi. Birçok uygulayıcı yalnızca geçit töreni parçalarını çalmak istiyor, fakat onları iyi çalmanın tüm temel becerilerde yetkinlik gerektirdiğini fark etmiyordu. Temel olmadan sadece “hızlı yumruklar savurmak” iyi sonuç vermez. Onlara şöyle öğüt verdim: “Flüt tutuşunuz yanlışsa, parmaklarınızın serbestçe hareket edip hızlı pasajları iyi çalması imkansız olur. Üflemeli çalgı çalarken duruşunuzu ve dudak-ağız kullanımınızı temelden değiştirmelisiniz. Ustalaşmadığınız ölçülere odaklanın. Günde sadece 10 dakika bile çalışsanız faydalı olur. Sınav temposunda baştan sona tekrar tekrar çalmanıza gerek yok. Bu verimli bir çalışma yöntemi değil; çünkü zorlandığınız kısmı hala yanlış çalıyorsunuz.”
Fakat uygulayıcılar hazırladığım plana uymadığında veya önerdiğim gibi yapmadığında inciniyordum. Onlar için bu kadar şey yapmıştım—çabalarım boşa mı gitmişti? Tokyo’ya taşınmak anlamsız mıydı? Olumsuz duygular kabardı ve sabrımı yitirdim. Uygulayıcı arkadaşlarla birlikte çalışmayı kendi xiulian uygulamamın bir parçası olarak görmüyordum. Aksine, gösteriş yapıyor; coşku ve başkalarının beni dinlemesini isteme arzusuyla dolu davranıyordum. Yeteneklerimi kanıtlamak için hızlı sonuç istiyor, başlangıçtaki niyetimi kaybetmiş oluyordum. Hemen kendimi düzelttim ve Shifu’nun ilkokulda flüt öğrenmemi düzenlemesinin, Fa-düzeltmenin bu özel döneminde görevimi yerine getirebilmem ve uygulayıcı arkadaşların gelişmesine yardım edebilmem için olduğunu fark ettim.
Kendi kendime şunu söyledim: “Ben sadece Shifu’nun bana verdiği yetenekleri Fa-düzeltmesine yardımcı olmak için kullanıyorum. Bazı uygulayıcılar çalgı çalmada benden zayıf olabilir ama başka alanlarda benden daha iyi olabilirler. Nasıl kibirlenebilirim, gösteriş yapabilirim, coşkuya kapılabilirim ya da şikayet edebilirim?” Böylece yavaş yavaş başlangıçtaki motivasyonumu yeniden canlandırdım. Ben sadece uygulayıcı arkadaşlara yardım etmek istiyordum. Bu sorumluluk bandodaki görevimin bir parçasıydı ve iyi yapmam gereken, yapmak zorunda olduğum şeydi. “Uygulayıcı arkadaşlar vazgeçmediği sürece ben de kesinlikle vazgeçemem” düşüncesi on yılı aşkın süredir kalbime kazınmış durumda.
Hong Kong’daki Uzun Fa-Düzeltmesi Yolum
Hong Kong geçit törenlerine katıldığımız 2016’dan 2019’a kadar dört yılı aşkın süre boyunca 2016’dan 2019’a bazen saatlerce yürüdük ve şiddetli fırtınalarda çaldık. Fakat bu fiziksel zorluklar hiçbir şeydi. Benim için en zor olan, korkumu yok etmekti. Ayrıca doğru düşüncelerimi sürdürmekte de zorlanıyordum. Dört yıl uzun bir süre sayılmasa da benim için doğru seçimleri yapma mücadelesi verdiğim ve kalbimi yetiştirmede giderek sıçramalar yapabildiğim uzun bir süreçti.
Hong Kong’da bir geçit töreni duyurulduğunda, katılıp katılmamaya karar vermek benim için son derece zordu. Ailem hala Çin’deydi ve sürekli Hong Kong’a gitmenin onlara zulüm getirebileceğini düşünüyordum. Ayrıca bazı uygulayıcıların geri gönderildiğini duyduktan sonra, aynı akıbeti yaşayabileceğimden korkuyordum. Çin’de zulüm görmenin o korkunç deneyimini hatırladıkça hep tereddüt ediyordum. Geçit töreni başlamadan önce ısınmayı yönetmek görevi sık sık bana veriliyordu. Herkesin önünde durduğum için çok dikkat çekiyordum. Bu da baskımı artırıyordu. Düşmanca gruplar tarafından fotoğraflanmaktan ve ailemi tehlikeye atmaktan korkuyordum.
İçten içe bir bando üyesi olarak tüm bando etkinliklerine koşulsuz katılmam gerektiğini biliyordum. Ama korkunun etkisiyle kendime sözde meşru bahaneler uyduruyordum: “Japonya’daki etkinliklere katılmak yeter. Hong Kong’a gidersem işimden izin ayarlamam gerekir ve bunu şirketime kolay açıklayamam. Dafa uygulayıcıları hakkında yanlış anlaşılmalar doğurabilir. Ayrıca bir yıl içindeki tüm geçit törenlerine katılsam uçak bileti ciddi bir masraf olur. Ben sadece bir kişiyim, aslında bana pek ihtiyaçları yok. Bu sefer gitmeyeyim. Belki bir dahaki sefere.” 2016’da bu “makul” bahanelerle iki kez gitmemeye karar verdim.
2017’de evlendikten sonra, uygulayıcı olan kocamla yaptığım konuşmalar sayesinde Japonya’ya geldikten sonra korkumun azalmadığını; aksine büyüdüğünü fark ettim. Kendime artık onu besleyemeyeceğimi ve yok etmem gerektiğini söyledim. Hata yapmak ya da fırsat kaçırmak istemiyordum. Bu yüzden bandodan Hong Kong geçit töreni duyurusu gelir gelmez, hiç tereddüt ve bahane üretmeye fırsat kalmadan hemen uçak biletlerini almayı kararlaştırdık. Bu kararlılıkla ve kocamın teşviki ve desteğiyle 2019’a kadar tüm Hong Kong geçit törenlerine katıldık. Bu süreçte yoğruldum ve korkum yavaş yavaş aşındı.
Artık Hong Kong’da geçit törenleri düzenlenemiyor. O fırsatları değerlendirip korkumu yok etmemiş olsaydım, gerçekten de fırsatı kaybetmiş olacaktım. Korkuyu yok etmem için bana yardımcı olacak böyle bir ortam bir daha asla olmayacak.
Tayvan Bandosuyla Ortak Gösteriler Yoluyla Kişisel Becerimi Geliştirmenin Önemini Fark Etmek
İlk Asya-Pasifik Tian Guo Yürüyüş Bandosu teknik paylaşım konferansı 2016’da Tayvan’da yapıldı. Asya-Pasifik bölgesindeki bandolardan uygulayıcılar, Tayvan bandosuyla birlikte 10 Ekim geçit törenine katıldı. O yılın Kasım ayında Tayvan bandosu Japonya’ya gelip Waseda Üniversitesi’nin festivalinde Japon bandosuna katıldı; böylece Tayvan ve Japon bandolarının ortak gösterileri başlamış oldu.
Temel eğitim kapsamında, Tayvanlı teknik eğitmenler bazen sıradan insanların topluluk eserlerini ve bazı üflemeli çalgı egzersizlerini gönderiyordu. “Parçalar zor değil” düşüncesi yine ilk aklıma gelen şey oldu. Neredeyse kusursuz çalabiliyor olsam da provalarda Tayvanlı teknik eğitmen tarafından defalarca, çalışımın “kendi dünyamda yaşamak” olduğu söylendi. Yani başkalarını dikkate almıyor, kendimi aşırı öne çıkarıyor ve sık sık flütümün diğerlerinin arasından sıyrılıp öne çıkmasına neden oluyordum.
Başta bunu önemsemedim. Çocukluk temelimin yeterince sağlam olduğuna inanıyordum. Profesyonel olmasam da geçit törenleri için yeteneğim fazlasıyla yeterliydi ve becerilerimi daha ileri taşımayı amaçlamıyordum. Her ne kadar gerektiği için düzenli olarak profesyonel öğretmenlerden ders alıyor olsam da gerçekten kendimi vermiyordum.
2018’de Tayvan’daki Asya-Pasifik paylaşımında Tayvan bandosu bazı armonik akorlar çaldı. Başlamadan önce kıskançlık hissettim; bunu ben de çalabilirim diye düşündüm. Ama başladıkları anda o sıcak ve yankılı pes sesler, çirkin takıntımı bir anda eritip yok etti. Peslerden tizlere doğru açılan armonik üçgen gözlerimin önünde serildi. Hayranlıkla dolup taştım ve çok derinden etkilendim. Çalgıların kaynaşması, bölümler arası denge, nüanslar ve ifadedeki iniş-çıkışlar öyle bir seviyedeydi ki sadece gözlerimi kapatıp dinlemek istedim.
Bu paylaşım, eksiklerimi görmemi sağladı. O seviyeye ulaşmak, tek bir üyenin yeteneğiyle ilgili değildi; toplam standardın bir sonucuydu ve her bireyin o yetkinliğe sahip olmasını gerektiriyordu. Tayvan bandosu bunu sabırlı ve doğru yönlendirme ile, ayrıca herkesin benliği bırakıp gayretle çalışmasıyla başarmıştı.
O günden sonra kişisel beceriyi geliştirmenin önemini anladım. Ancak bireysel olarak belli bir seviyeye ulaşınca, bütünü gerçekten destekleyebilir ve toplu sesin oluşumuna katkı sağlayabilirsiniz. Gösterilerde, “doğru çalıyor muyum” kaygısıyla oyalanmak yerine, hiçbir dikkat dağıtıcı düşünce olmadan bütünüyle müziğe dalabilirsiniz.
Daha önce provalarda ve geçit törenlerinde sadece kendimi dinliyor ve yalnızca kendi çalgımı duymak istiyordum. Sık sık “Bak, hiç hata yapmadım, gayet iyi çalıyorum” diye düşünüyordum. Gerçekten de “kendi dünyamda yaşıyordum.” Bunu fark edince çalışma süremi artırdım ve profesyonel öğretmenlerin müzikal ifade ve başkalarıyla uyum hakkındaki açıklamalarını dikkatle dinledim. Provalarda ve geçit törenlerinde tüm flüt grubunu ve diğer bölümleri dinlemeye odaklandım ve bütünün içine karışmaya çalıştım.
Bunu yaptığımda, artık kendi sesimi duyamadığımı fark ettim. İlk olduğunda çalgım bozuldu sandım, ama sağlamdı. Benliğimi bıraktığım ve geliştiğim için sesimin topluluk içine karıştığını anladım.
Shen Yun’dan Gelen İlham
Çocukluğumdan beri flüt çalışmış olsam da profesyonel eğitim peşinde koşmadım; müziğe dair anlayışım da doğru notaları, ritmi temel üfleme tekniğiyle çalmakla sınırlıydı. Shen Yun’un dans gösterilerini izleyip senfoni orkestrasını dinledikten sonra, insanı gerçekten etkileyenin yalnız teknik beceri olmadığını; sanatçıların asil karakteri, iç huzuru ve şefkatli enerjisi olduğunu anladım. Dansçılara ister liderlik etsin ister destek olsun, kimse öne çıkmak istemiyor. Bütünle uyumlandıklarında genel etki en üst seviyeye ulaşıyor. Bir kişi öne çıkmaya çalıştığında bütün grup zarar görüyor. Aynı ilke bir bandoda çalarken de geçerli.
Shen Yun’dan ilham alarak geçit törenlerinde, gururla yüksek sesle çalmaktan, uyuma odaklanmaya ve kendimi öne çıkarmamaya yöneldim. Başkalarının hatalarını duyduğumda veya adım bozulmalarını gördüğümde şikayet etmek yerine, nezaketle hatırlatmaya çalışıyorum. Geçit törenlerinde kendime; doğru düşünceleri korumayı, odaklanmış kalmayı, yüz ifademi sakin tutmayı, bando şefinin batonundaki Falun’u izlemeyi ve dinleyenlerin Dafa uygulayıcılarının şefkatini hissedebilmesi için şefkatli düşünceler göndermeyi hatırlatıyorum. Her bando üyesi yalnızca şefkatli düşünceler taşırsa, müziğin bütünüyle kutsal olacağını fark ettim. Teknik kusurlar olsa bile enerji alanı tüm varlıkları eritebilir.
Shen Yun’dan o kadar ilham aldım ki Tian Guo Yürüyüş Bandosu’yla da o düzeye ulaşmayı umuyorum. Hala birçok eksiğim olsa da samimi xiulian yoluyla bu hedefe ulaşabileceğime yürekten inanıyorum.
Son Söz
Tian Guo Yürüyüş Bandosu’nda 13 yıldır yer alıyorum. Görevimin bir kısmının orada olduğunu biliyorum. Yapmam gereken şeyler var—xiulian uygulamak ve gelişmek. Kendime sürekli şunu hatırlatıyorum: “Bir bando üyesi olarak zorlukları aşmalı ve etkinliklerde koşulsuz işbirliği yapmalıyım. Amacım Fa-düzeltmesinde daha büyük bir rol oynayabilmesi için bütünü uyumlamak ve bandonun gelişmesine yardım etmek.”
Bunlar, bandoya katılırken yaşadığım xiulian deneyimlerimdir. Fa’ya uygun olmayan bir şey varsa, lütfen nazikçe belirtiniz.
Shifu’nun dahiyane düzenlemeleri için çok minnettarım ve bando üyesi uygulayıcı arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
(Tian Guo Yürüyüş Bandosu 20. Yıl Deneyim Paylaşımı’ndan seçilmiş yazı)
Telif Hakkı © 2026 Minghui.org'a aittir. Her hakkı saklıdır.