(Minghui.org) 1996 yılında Falun Dafa uygulamaya başladığımda, yalnızca Falun Dafa’nın iyi olduğunu ve Shifu ile birlikte eve dönebilmek için uygulamada sonuna kadar kararlı olmam gerektiğini biliyordum. “İyi bir insan olmak” şeklindeki basit ifade gerçekte hiç de kolay uygulanmıyormuş. Uygulamaya başladığımda ateizm, evrim teorisi ve çeşitli modern, çarpıtılmış düşünceler dâhil birçok insani anlayışa sahiptim.

Fa’yı çalışarak yavaş yavaş birçok anlayışı bıraktım, ancak uygulamaya dair kavrayışım hâlâ insani bir bakış açısına dayanıyordu. Kişisel çıkar peşindeydim ve uygulamanın gerçek anlamını anlamıyordum. Sonuç olarak büyük zorluklar ya da ağır sınavlarla karşılaştığımda sık sık başarısız oluyordum. Defalarca tökezledim ama her seferinde yeniden ayağa kalktım. Shifu benden vazgeçmedi ve Fa benim gerçek doğamı uyandırdı. Şimdi anlıyorum ki uygulamada kestirme yollar yoktur. Yalnızca doğru ve gayretli uygulama yoluyla eve dönüş yolu bulunabilir.

Uygulama deneyimlerimden sizlere bahsetmek istiyorum.

Zorluklara katlanmak ve karmayı yok etmek gerçek kutsamadır. Shifu benden olaylara doğru düşüncelerle yaklaşmamı bekliyor. Şunu fark ettim: Ne zaman bir sınavla karşılaşsam, durup hangi takıntılarımı bırakmam gerektiğini düşündüğüm anda durum doğal olarak olumlu yönde değişiyor.

Bir yıl önce, Dafa uygulayıcısı olan annem ağır bir hastalık karması sınavı yaşadı ve hastaneye kaldırıldı. Bu süreçte ona bakmak için yanında kaldım; bu da bize birlikte Fa’yı ezberleme fırsatı verdi. Ağabeyim ve ablam da dönüşümlü olarak yardım ettiler. Ancak bütün hayal kırıklıklarını ve öfkelerini bana yönelttiler. Ne yaparsam yapayım asla doğru olmuyordu. Bu yüzden kendime şefkat göstermem, tartışmamam ve kin beslememem gerektiğini hatırlattım.

Bir sabah gece nöbetinden sonra ağabeyim geldi ve yalnızca annemin telefonunu komodinden başka bir yere koyduğum için öfkeye kapıldı. Davranışına katlanmam gerektiğini bilsem de içimde rahatsızlık hissettim. Ertesi gün ablam geldi ve annemin ilaçları konusunu açtı. Doktorun talimatlarına uymadığımı iddia etti ve yine büyük bir tartışma çıkardı.

Bu eleştiriler beni düşünmeye itti: Neden bunlar oluyordu ve karakterimin hangi yönü sınanıyordu? Çok duygusal olduğumu fark ettim. Ayrıca rekabetçi bir zihniyete sahiptim, eleştiriyi kabul edemiyor, takdir görmek istiyor, kin ve kıskançlık besliyor, savunmacı ve kuşkucu davranıyordum. Sorun bendeydi. Böylesine saf olmayan bir enerji alanıyla çevriliyken onların rahatsız hissetmesi anlaşılır bir durumdu. Bu nedenle bu olumsuz takıntıları bırakmaya başladım. Hâlâ bazı kalıntıları hissetsem de durum belirgin şekilde düzeldi. Yine de ağabeyim ve ablamla ilişkilerimiz gergin kaldı.

Annem hastaneden çıktıktan sonra küçük kız kardeşimin yanına taşındı. Dört kardeş birlikte yemek yemek için toplandık. Ağabeyim yine beni eleştirmeye başladı; bir konudan diğerine geçiyordu. Üçüncü şikâyetinde artık sınırıma ulaştığımı hissettim. Bastırdığım bütün kırgınlık yüzeye çıktı. Tartıştık ve ben o kadar üzüldüm ki ağlamaya başladım. Ağabeyim gülümsedi ve şöyle dedi: “Yükselmene yardım ediyorum.” Onun bu sözleri sayesinde hatalı olanın ben olduğunu anladım.

Daha sonra yaşananları düşündüğümde, ağabeyimin kaba davranışının karma borçlarımı ödememe yardım ettiğini hissettim. İçe bakmak yerine dışarıya bakıyordum. Daha da kötüsü, zihnimde onun hakkında yanlış bir imaj oluşmasına izin vermiştim. Gerçekten şefkatli biri olaylara böyle bakmazdı. Aşırı temkinliydim, kullanılmaktan korkuyordum ve kişisel çıkarlara çok bağlıydım. Onun davranışı aslında benim kendi davranışımın bir yansımasıydı. Bunu fark ettikten sonra kinim çözüldü. Ağabeyim farkında olmadan uygulamamda gelişmeme yardımcı oldu.

O anda hatalarımı kabul edebildim. O zamanlar kendim üzerinde çalışmanın ne anlama geldiğini anlamıyordum. Bu deneyim benim takıntılarımı açığa çıkardı — Dafa’yı dünyevi çıkarlar elde etmek için bir araç olarak kullanıyordum. Kardeşlerimin davranışları kasıtlı değildi ama ben zorlukları ve sıkıntıları olumlu bir şey olarak göremiyordum; çatışmaları da yükselmek için fırsat olarak değerlendiremiyordum. Sorunlar ortaya çıktığında hâlâ doğru düşünceler yerine insani anlayışlarla tepki veriyordum. Bunun yerine çevremdeki insanları hayal kırıklığına uğratmışım gibi hissediyordum. Eksikliklerim yüzünden onları sıkıntıya sokuyordum. Beni özenle uygulama yapmaya, koşulsuz olarak içe bakmaya ve olayların doğal akışına bırakmaya teşvik ettikleri için bu zorluklara neden olan insanlara minnettar olmam gerekmez miydi?

Geçen haziran ayında annem ağabeyimin evinden tekrar küçük kız kardeşimin yanına taşındı. Küçük kız kardeşimle konuşurken ağabeyimin adı geçti. Birden öfkelendi ve eski kırgınlıkları dile getirmeye başladı; hatırladığı her olayla birlikte daha da öfkeleniyordu. Başta sessizce dinledim ama ona bu derin kini nasıl bırakabileceğini nasıl söyleyebileceğimi düşündüm. Eve döndüğümde onun kini üzerine düşünmeye devam ettim ve aklıma bir düşünce geldi: Bana yakın biriydi ve bu, onun taşıdığı kinin benim alanımda da var olduğu anlamına geliyordu — yani hâlâ kin besleyen kişi bendim. Sorun onun değil, benimdi. Daha derin şekilde içe bakmalıydım. Ancak iç dünyamı düzelttiğimde dış çevre huzurlu hâle gelebilirdi. Savunmacılığımı, kuşkuculuğumu ve kinimi de kapsayan bu bozulmuş maddeleri tamamen yok etmeye karar verdim.

Ertesi gün küçük kız kardeşimi yeniden ziyaret ettiğimde tamamen farklı biri gibiydi. Bana kin beslememem ve insanların iyi yönlerine odaklanmam konusunda cesaret verdi; ayrıca ağabeyimizin çok sıkıntı çektiğini söyledi. O anda rahatladım ve sevindim. Kendimi düzelttiğimde çevremdeki insanlar da düzeldi. Küçük kız kardeşim hatta annemle birlikte Fa çalışmak için inisiyatif aldı. Gerçekten uygulamaya başladı. Bu beni derinden etkiledi. Yetersiz uygulamamın onun Fa’yı elde etmesini engellediğini fark ettim. Uygulama gerçekten derin ve harikadır.

Cesaretlenerek içe bakmaya devam ettim ve başka takıntılar buldum. İki kez zulüm görmüş olmama rağmen hâlâ korkum vardı. Her iki zulüm olayı da doğrudan korkumla bağlantılıydı. Kendi durumumda hâlâ kocama duygusal olarak bağlıydım ve bu yüzden evde huzur içinde Fa çalışamıyordum. Annemin hastalığı konusunda ise modern tıbbın inançlarına tutunuyor ve onun sorununu sıradan insanların yöntemleriyle çözmeye çalışıyordum. Ayrıca hâlâ ateist düşünceler taşıyor ve evrim teorisinden etkileniyordum; bu da Fa’ya tam güven duymamı engelliyordu. Aslında her sınav karma yok etme sürecidir, bu yüzden iyi bir şeydir. Benim Shifu'um ve Fa’m var, bu yüzden korkmama gerek yok. Aslen kutsal kozmostan geliyorum ama eski güçler bana bu bozulmuş maddeleri yükledi. Bir uygulayıcı olarak yalnızca Shifu'nun ayarlamasını takip etmeliyim. Herkese şefkatle yaklaşmalı ve onların kurtuluş fırsatı elde etmelerine odaklanmalıyım.

Fa’yı gayretle çalışmaya ve gerçekten ona uyum sağlamaya, kendimi iyi şekilde uygulamaya, doğru olmayan her şeyi düzeltmeye, üç işi — Fa çalışmak, doğru düşünceler göndermek ve gerçeği açıklamak — özenle yapmaya ve kutsal yeminlerimi yerine getirmeye kararlıyım.

Shifu'ya derin minnettarlık duyuyorum!

[Uygulayıcılar arasındaki rasyonel paylaşım, genellikle sadece o andaki uygulama durumumuza ait anlayışımızdır. Amacımız, birbirimize iyi niyetle fikir vermek ve beraberce gelişim sağlamaktır.]

Orijinal Çince makale