(Minghui.org) Çin Komünist Partisi (ÇKP), Temmuz 1999’dan bu yana Falun Gong uygulayıcılarını bastırmak için Ceza Kanunu’nun 300. Maddesini kullanmaktadır. Bu maddede, “Hurafeci tarikatlar, gizli cemiyetler ve kötü dini örgütler kuran veya kullanan ya da devlet yasalarının uygulanmasını sabote eden…” ifadeleri yer almaktadır.

Ancak bu yasa Falun Gong uygulayıcıları için geçerli değildir.

Hukuki Dayanak Eksikliği

Çin’de Falun Gong (Falun Dafa olarak da bilinir) uygulamayı yasaklayan hiçbir yasa yoktur.

Tarikatları listeleyen tek yasal belge, Kamu Güvenliği Bakanlığı tarafından 2000 yılında yayımlanan “Tarikat Örgütlerinin Tanımlanması ve Bastırılmasına İlişkin Bazı Konular Hakkında Kamu Güvenliği Bakanlığı Bildirimi”dir (Kamu Duyurusu [2000] No. 39). Bu belgede 14 tarikat listelenmiştir ve Falun Dafa bunlardan biri değildir. Bu da, Çin’de Falun Dafa’nın Ceza Kanunu’nun 300. Maddesi kapsamında bir tarikat olarak tanımlandığını belirten hiçbir yasanın bulunmadığı anlamına gelir.

Ceza Kanunu’nun 3. Maddesi şöyle der: “Kanunun açık hükümleriyle suç sayılan fiiller mahkûm edilir ve kanuna göre cezalandırılır; kanunun açık hükümleriyle suç sayılmayan fiiller ise mahkûm edilmez ve cezalandırılmaz.”

“Nulla poena sine lege” (kanunsuz ceza olmaz) ilkesi, kamu görevlilerinin kamu gücünü yalnızca yasal bir temele dayanarak kullanmaları gerektiği anlamına gelir; yetkilerini aşacak şekilde güç kullanamazlar.

Suçlamalar Kanıtlanmamaktadır

Çin hukuk sisteminde bir suçun oluşması için dört unsur bulunur: suçun öznesi, suçun konusu, suçun öznel yönü ve suçun nesnel yönü. ÇKP yetkilileri Falun Dafa uygulayıcılarını Ceza Kanunu’nun 300. Maddesi uyarınca mahkûm etmeye çalıştığında, bu dört unsurdan hiçbiri karşılanmamaktadır.

  1. Suçun konusu, zararlı eylemin yöneldiği unsuru ifade eder. Bu durumda belirlenebilir bir mağdur yoktur.
  2. Suçun nesnel yönü, eylemin dışa yansıyan biçimini, eylemin kendisini, ortaya çıkan sonuçları ve aralarındaki nedensellik ilişkisini kapsar. Falun Dafa uygulayıcılarına 300. Madde kapsamında suç isnat edilirken, yetkililer hangi eylemin, hangi sonucun ve bunların arasındaki ilişkinin söz konusu olduğunu ortaya koyamamaktadır.
  3. Suçun öznesi, suçu işleyen kişidir. Falun Dafa tarikat listesinde yer almadığı için bu yasa uygulanamaz.
  4. Suçun öznel yönü, suçun işlenmesi sırasında failin içsel psikolojik durumu ve motivasyonunu ifade eder. Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerini izleyen Falun Dafa uygulayıcıları, daha iyi vatandaşlar olmaya çalışır. Dolayısıyla suçun öznel yönü de mevcut değildir.

Özetle, bir Falun Dafa uygulayıcısını mahkûm etmek için gerekli olan dört suç unsurunun hiçbiri mevcut değildir.

Delil Eksikliği

Çin Yasama Yasası’nın 98. Maddesi şu hükmü içerir: “Anayasa en yüksek hukuki güce sahiptir; hiçbir yasa, idari düzenleme, yerel düzenleme, özerk düzenleme, ayrı düzenleme veya kural Anayasa’ya aykırı olamaz.”

Anayasa, inanç özgürlüğünü ve Falun Dafa kitaplarını da koruma altına almaktadır. Bu da Falun Dafa kitapları ve materyalleri gibi “delillerin” bir mahkûmiyeti destekleyemeyeceği anlamına gelir.

ÇKP yetkilileri Ceza Kanunu’nun 300. Maddesini kullanarak uygulayıcıları suçlu göstermektedir. Ancak uygulayıcıların devlet yasalarının uygulanmasını nasıl sabote ettiğini ortaya koyan, suçun dört unsuruna dayalı bir mahkûmiyet tesis edememektedirler.

Adaletin yerini bulması gerekmektedir. Falun Dafa uygulayıcılarına hukuksuz şekilde zulmeden bu ÇKP yetkilileri, bizzat suç işlemektedir.

Orijinal Çince makale