(Minghui.org) Memleketim, birçok turistik yerin bulunduğu güzel bir yerdir. Her yıl ülkenin dört bir yanından milyonlarca insan burayı ziyaret ediyor ve hızla gelişen turizm nedeniyle altyapı da hızla genişliyor. Yoğun sezonda kasaba turistlerle, mevsimlik işçilerle ve göçmen işçilerle dolup taşıyor. Bu durum bana elbette Falun Dafa hakkındaki gerçeği açıklamak için mükemmel bir fırsat sunuyor. Yıllardır turistik yerlere giderek, insanlarla konuşarak ve Dafa ile ilgili bilgilendirici materyaller dağıtarak, birçok yerli beni tanır hale geldi.

İnsanlarla Tanışmak

Bir turistik yerdeki personel bir keresinde bana, “Senin ne tür doğaüstü güçlerin var?” diye sordu. Ben de bacaklarımı tam lotus pozisyonunda çaprazlayarak birkaç saat boyunca bu şekilde meditasyon yapabileceğimi söyledim. Başını salladı: “Peki dağıttığın bu broşürler? Ben de alabilir miyim?” Bir broşür aldı ve gitti. Bir dahaki sefer gördüğümde, broşürü okumaktan zevk aldığını söyledi. Hatta bir keresinde bana yiyecek ve biraz çay getirdi.

Yoğun bir yerde Dafa broşürleri dağıtırken bir polis memuru bir tane istedi. Etrafımızdaki insanlar inanamadı: “Vay canına, polis bile bir Falun Gong (Falun Dafa olarak da bilinir) broşürü aldı! O halde biz de onun söylediklerini dinlemeliyiz.”

Yeni bir inşaat projesi başlatılmıştı ve birçok inşaat işçisi vardı. Oradan her geçtiğimde durup işçilerle konuştum: “Buraya geldiğiniz için şanslısınız. Burada Dafa’nın gerçeğini öğrenip kutsamalar alacaksınız.” Dinlemek isteyen herkese Dafa’nın ne olduğunu ve zulmün gerçeklerini anlattım. Ayrıca onlara gerçeği açıklayan broşürler ve Dafa kitapçıkları verdim.

Bir defasında, yirmiden fazla işçi bir halka oluşturmuştu. Ben de şakayla karışık, “Burada ne oluyor? Parti Komitesi’nin toplantısı mı bu? Ben de konuşabilir miyim? Çin Komünist Partisi (ÇKP) üyeleri de insandır—onlar da başlarını belaya sokmamak için evrenin yasalarına uymak zorundalar. Eğer Dafa’nın iyi olduğunu bilirseniz, cennet tarafından korunursunuz. Eğer Dafa hakkındaki gerçeği bilirseniz, kutsamalar alırsınız. İşte, neden bir broşür alıp okumuyorsunuz?” dedim. Elimdeki broşürleri halka içinde dolaştırdım.

Bir kişi yeni bir DVD satın almış ve yanımdan geçiyordu. Elindeki DVD’ye işaret ederek, “Ah. Bunlar yetişkinler için de çocuklar için de hiçbir fayda sağlamaz. Gerçekten size iyi gelecek bir şey ister misiniz? İşte size büyük kutsamalar getirecek bir DVD” dedim. İlk başta almadı, epey uzaklaştıktan sonra geri dönüp aldı. Ben de ona, “Bu DVD insanları kurtarabilir. İzledikten sonra lütfen arkadaşlarınıza ve ailenize de izletin. Ne kadar çok insan görürse o kadar iyi” dedim.

Yerel Polise Gerçeği Açıklamak

Bir gün birkaç polis yanıma geldi, onlara, “Uzun zamandır yerel polis memurlarına broşür vermek istiyordum. İşte alın, bugün sizin şanslı gününüz. Bunları okuyun—gerçeği öğrenmek sizi kurtarabilir. Dafa’nın iyi olduğunu bilmek sizi güvende tutar. Ayrıca cennet tarafından da korunursunuz. Tehlikeyle karşılaştığınızda Dafa’nın gerçeğini bilirseniz, kutsamalar alırsınız” dedim.

Biri küçümseyerek, “Yine sen” dedi. Arkasını dönüp gitmek üzereydiler ama ben broşürleri uzatıp, “Gitmeyin. Daha işim bitmedi. Bugün buraya gelmeniz, gerçeği duymanız ve kutsama almanız gerektiği içindir. Lütfen bu broşürleri eve gidince dikkatle okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız” dedim.

ÇKP’nin eski başı Jiang Zemin, Temmuz 1999’da Falun Dafa’ya yönelik zulmü başlattığından bu yana, birçok polis memuruna gerçeği açıkladım. Şunu düşündüm: Ne kadar çok polis memuru gerçeği bilirse, o kadar çok uygulayıcı dışarı çıkıp başkalarına anlatır ve o kadar çok canlı kurtarılır.

Bir keresinde polis evime gelip inancımdan vazgeçmem için beni ikna etmeye çalıştı. Her zamanki gibi onlara gerçeği açıkladım. Benim fikrimi değiştirmemin mümkün olmadığını görünce oğluma döndüler. Oğlum onlara, “Bence annemin Falun Dafa uygulaması harika bir şey. 80’li yaşlarında olmasına rağmen ne kadar sağlıklı olduğuna bakın” dedi.

Bir keresinde bir grup polis evime geldi ve beni çevreledi. Bazı polisler dikkatimi dağıtırken, arkadaki bir polis üç Dafa kitabımı gizlice aldı. Bunu öğrenince kitaplarımı geri almak için polis karakoluna gittim. “Eskiden eşkıyalar dağların derinliklerinde saklanırdı, şimdi ise burada, polis karakolunda. Kitaplarımı nasıl çalarsınız? Lütfen geri verin” dedim. Onlar da kitapları amire teslim ettiklerini söylediler, ben de onlara gerçeği açıkladım.

Jiang Zemin’e zulmü başlattığı için suç duyurusunda bulunduktan sonra, yerel polis bana gelip gerçekten böyle bir şikâyet yapıp yapmadığımı doğrulamak istedi. Ben de, “Neden ona dava açmayayım? İyi insanları rahat bırakmadı, insanlara kötü şeyler yaptırdı. Bakın, ortalık nasıl karıştı. Hırsızları ve soyguncuları görmezden geldi ama iyi insanları rahat bırakmadı” dedim. Defalarca geldiler ve her seferinde onlara Dafa broşürleri verdim, gerçeği açıkladım. En sonunda onlara, “İsimleriniz ne? Neden ÇKP’den ve gençlik örgütlerinden ayrılmıyorsunuz ki Buda’lar ve Tanrılar sizi koruyabilsin?” dedim. Hepsi bana isimlerini söyledi.

Bir keresinde karakola götürüldüm, bir polis bana, “Seni tutuklamak istemedik. Sen benim büyükannem kadar yaşlısın. Ama başka seçeneğimiz yok. Son zamanlarda seni birçok kişi ihbar etti” dedi. Ben de, “Hiç sorun değil. Beni buraya getirmenizin tam zamanı, böylece size gerçeği açıklayabilirim. Bir kez Dafa’nın gerçeğini anladığınızda bana ve Shifu’muza teşekkür edeceksiniz” dedim. Onlara Shifu’nun şiirini okudum:

“Tehlike ve felaket gelmeden önce, Fa gemisinin yelkenlerini açıyorum,

Milyonlarca, milyarlarca zorluk ve tehlike, dalga dalga,

bloklanıyor ve mani olunuyor.

Parçalanmış ve kırılmış, cenneti ve dünyayı taşıyor.

On bin yıllık bir rüya - en sonunda sahile yaklaşıyorum.” (Hong Yin, Çetin Kurtarış)

Onlara şöyle söyledim: “Bu toplumun ahlakı hızla çöküyor. Her türden kötü ruh aramızda dolaşıyor, dünyanın doğru enerjisini yozlaştırıyor ve baltalıyor. Shifu, insanları kurtarabilelim diye bu yüce Fa’yı öğretiyor. On yılı aşkın bir süre boyunca bir hayvan ruhunun musallat olmasından mustariptim. Falun Dafa’yı uygulamaya başladıktan sonra Shifu bu musallat ruhu yok etti ve beni kurtardı. Dafa olmasaydı bugün burada olamazdım. Bütün ailem Falun Dafa’nın iyi olduğunu biliyor ve kutsamalar aldı. Sizden tek isteğim şunu hatırlamanız: ‘Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi.’ Bunu hatırlarsanız, tüm Tanrılar ve Buda’lar sizi koruyacaktır.” Bir polis yan odada amiriyle konuştu. Birkaç dakika sonra serbest bırakıldım.

O günden sonra, polisler beni halka açık bir yerde gerçeği açıklarken gördüklerinde her zaman yanımdan dolaşıp geçtiler. Eğer doğrudan karşılaşırlarsa, beni sıcak bir şekilde selamladılar ve eve dönerken hangi yoldan gidip gitmemem gerektiği konusunda beni uyardılar.

Korkuyu Yok Etmek

Bir süre önce pazara gitmiştim, oğlum dönüşte beni almayı teklif etti. Ben yürümek istediğimi söyledim, çünkü böylece yol boyunca insanlara gerçeği açıklayabilirdim. Ama o ısrar etti: “Anne, pazardan dönerken her zaman insanlara Dafa’dan bahsetmek için çok vakit harcıyorsun. Bütün aile seni beklemek zorunda kalıyor.” Başkalarının zamanını düşünerek onun arabasına binmeyi kabul ettim.

Arabada başka yolcular da vardı; büyük bir şehirdeki üniversitede okuyan üniversite öğrencileriydi. Doğal olarak, öğrencilere gerçeği açıkladım. Onlara “Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi”yi hatırlamalarını söyledim. Kendi başlarına düşünmelerini ve akıllıca seçim yapmalarını tavsiye ettim. Oğlum da söze katıldı: “Annemin yaptığı uygulama harika. Bu büyük bir Fa. Annem 88 yaşında, hâlâ bahçeyle ilgileniyor ve yetiştirdiği sebzeleri bizimle paylaşıyor.”

Öğrencilerden biri, “Bu büyükanneye bakın. Ne kadar sağlıklı bir cilde sahip” dedi. Bana, ailelerinden bazılarının ÇKP üyesi olduğunu ve devlet dairelerinde yüksek mevkilerde bulunduğunu anlattılar. Ben de onlara, “Bu harika. Şimdi siz onlara Dafa’dan ve gerçeği anlatabilirsiniz” dedim. Onlara Dafa broşürleri, Dokuz Yorum kitabından kopyalar ve Shifu’nun yeni makalesi “İnsanoğlu Nasıl Var Oldu”yu  verip ailelerine götürmelerini ve onlarla paylaşmalarını istedim.

Onlara, “Ailenize ÇKP’yi dinlememelerini söyleyin. Komünist Parti göğe ve yere karşı savaşıyor ve cennet onu yok edecektir. Onun eylemleri evrenin yasalarına uymuyor. Ama Parti içinde birçok iyi insan da var. Biz onlara Dafa’dan bahsetmeli ve Partiden ayrılmalarına yardım etmeliyiz. Eğer Dafa’nın iyi olduğunu bilirlerse, cennet onları korur. Eğer gerçeği bilirlerse, kutsamalar alırlar” dedim.

O an gerçeği açıklamaya odaklandığım için başka hiçbir şey düşünmedim. Eve döndükten sonra korku içime düştü: “Acaba öğrencilerin aile üyeleri Dafa’ya karşı nasıl bir tavır gösterecek? Ya oğlumun araba plakasını yazdılarsa?” Endişelenmeye başladım ve birkaç gün boyunca uyuyamadım. Sürekli doğru düşünceler gönderdim, sabahları Shifu için tütsü yakarken Shifu’dan o öğrencileri ve ailelerini kurtarmasını, onların karma biriktirmelerine izin vermemesini diledim. Ne olacağını bilmediğim için kaygılıydım. Ancak sonunda, her şeyi Shifu’nun ellerine bırakmaya karar verdim. Bu kararı verdiğim anda, doğru düşüncelerim güçlendi ve kalbimde huzur buldum.

Hayatımın ilk yarısı sayısız sıkıntı ve acıyla doluydu, öyle ki bir kitap yazabilirdim. Shifu beni bu sonsuz acılardan alıp kaldırdığından beri, artık deneyimlerime ve xiulian yolculuğumda kazandıklarıma dayanarak bambaşka bir kitap yazabileceğimi hissediyorum.

Orijinal Çince makale