(Minghui.org) 1995 yılında Falun Dafa uygulamaya başlamadan önce, zayıf ve çelimsizdim; sanki hafif bir esinti bile beni devirecekmiş gibi hissederdim. Uykusuzluğa, korku durumları ve zaman zaman kontrolsüz gülme ve ağlama nöbetlerine yol açan nevrasteni hastalığından muzdariptim.

Buna ek olarak, sinirsel kökenli bir kalp rahatsızlığım da vardı; kız kardeşimin bir kitabın sayfalarını çevirme sesi bile beni o kadar ürkütürdü ki kalbimde ağrı hissederdim. Annem dikiş makinesini başka bir odada kullanmak zorunda kalırdı çünkü çıkan ses benim için dayanılmazdı. Henüz 30 yaşında olmama rağmen serebrovasküler tıkanıklık (beyin damarlarında tıkanıklık) sorunu yaşıyordum. Çocuğumu dünyaya getirdikten sonra romatizmaya yakalandım; bacaklarım ağrıyor ve üşüyordu; ne akupunktur ne de kupa terapisi (hacamat) fayda ediyordu. Yazın en sıcak günlerinde bile etek giyen kadınlara imrenirdim, çünkü kalın pantolonumu çıkarmaya cesaret edemezdim.

Evlendikten sonra, evdeki kontrolün kayınpederimde olduğunu fark ettim. Eşimin maaşına el koyuyor ve bize tek bir kuruş bile vermiyordu. Daha sonra ailenin mal varlığını bölüştürmeye karar verdiğinde, oğluyla evlenmeden önce bana verdiği sözlerin —örneğin bana bir dikiş makinesi alma ve bize bir ev inşa etme sözlerinin— hiçbirini tutmadı. Eşim ve ben, sadece 24 metrekarelik bir ev inşa edebilmek için borçlanmak zorunda kaldık. Buna rağmen kayınvalidem komşulara, "Evlerinin kiriş ve sütunlarının parasını ben ödedim," diyordu. Aslında bunun için hiç para harcamamıştı. Bir dolabımız yoktu ama kayınvalidemlerin elinde fazladan bir tane olduğunu biliyorduk. Eşim bunu istediğinde, babası 30 Yuan (yaklaşık 0,40 Euro) talep etti; hatta ev inşaatı sırasında ihtiyaç duyduğumuz tek bir tahta parçası için bile bizden 25 Yuan aldı. Paramız olur olmaz parayı kendisine geri ödememizi söyledi. Kendime büyük bir haksızlık yapılmış gibi hissettim ve içimden, "O gerçekten benim kayınpederim mi?" diye geçirdim.

Çin'in kuzeydoğusunda kışlar dondurucu soğuk geçer ve bizim derme çatma küçük evimiz çok hava alırdı. İkinci görümcem halimize acıdı ve bana bebek için birkaç yorgan hediye etti. Ancak kayınvalidem bunlardan ikisini kendine aldı. Çocuğumu kucağımda tutarken her gün ağlardım; çünkü ne pirincimiz ne de yakacak odunumuz vardı.

Eşimin ailesindeki tüm oğullar arasında en kötü durumda olan bizdik. Kayınpederim önyargılı, cimri ve kibirli biriydi. Bize asla saygılı davranmazdı. Oğlumuz büyüdüğünde ben de çalışmaya başladım. O dönemde eşimin aylık maaşı 50 Yuan'dı (yaklaşık 0,65 Euro); bunun 10 Yuan'ı (yaklaşık 0,13 Euro) anne ve babasının geçimi için, 20 Yuan'ı (yaklaşık 0,26 Euro) ise çocuk bakımı karşılığında annesine gidiyordu. İşten çıkıp çocuğumu almaya geldiğimde, kayınpederim evde oturmuş akşam yemeğini yiyor olurdu. Yemekleri için onlara para vermediğimden, kayınvalidem çocuğumuzu dışarıya oynamaya götürür ve onu beslemeyi reddederdi.

Her gün işe baş ağrısıyla gidiyor ve mide bulantıma rağmen günü tamamlamaya çalışıyordum. Eve döndüğümde ise her an yığılıp kalacakmışım gibi hissediyordum. Bir keresinde kayınvalidem, eşimin kız kardeşinin yanında sert sözler ve soğuk bakışlarla beni aşağılamıştı: "En kötüsü sensin; bugün şuran hasta, yarın buran. Herkes senden daha iyi!"

İçe dönük bir yapım olduğu ve kendimi iyi ifade edemediğim için, eleştirildiğimde susmayı tercih ederdim. Kayınvalidemin o sözlerini duyduktan sonra eve gidip ağlamıştım.

Falun Dafa uygulamaya başladığımda tüm hastalıklarım ortadan kalktı. Bedenim hafiflemişti ve iş çıkışında artık yorgunluk hissetmiyordum. Geleceğe dair umut ve güvenle dolu bir şekilde, kendimi dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyordum.

Falun Dafa'nın Doğruluk, Merhamet ve Hoşgörü ilkelerinin rehberliğinde, içimdeki kırgınlığı geride bırakmayı başardım. Hastalığın verdiği acılardan, aile hayatının zorluklarından ve kasvetli bir geleceğe dair endişelerden kurtulmuştum. İçimi, daha önce hiç tatmadığım bir hafiflik ve huzur duygusu kaplamıştı. Kendi kendime, "Gayretle uygulama yapmalıyım," dedim. "Kayınvalidemi ve kayınpederimi kabulleneceğim. Onları anlayacak, onlara saygı ve hürmet göstereceğim."

Uygulamaya başlamamla birlikte kayınvalidem, sağlık durumumdaki iyileşmeyi ve ona gösterdiğim nezaketi görünce hayrete düştü. Tutumu değişti. Ciddi sağlık sorunları yaşadığı dönemlerde, ona şu sözleri içtenlikle tekrarlamasını öğrettim: "Falun Dafa iyi; Doğruluk, Merhamet ve Hoşgörü iyi." O ve diğer aile üyeleri bizzat mucizeler yaşadılar ve Shifu'nun merhametine karşı derin bir minnet duydular.

Kayınvalidem ne zaman atılmış Dafa bilgilendirme broşürleri bulsa, onları bana verirdi. Bir keresinde onu hastanede ziyaret ettiğimde doktor şöyle dedi: "Kalp krizi geçirdi ve durumu kritik. En kötüsüne hazırlıklı olun. Tansiyonu ölçülemiyor ve kan alamıyoruz. Yüzü ve kolları karardı."

Kayınvalidem bana, "Yan, ölmek istemiyorum," dedi. Onu sıkıca tuttum ve içtenlikle, "Falun Dafa iyi; Doğruluk, Merhamet, Hoşgörü iyi," sözlerini tekrarladım. Yaklaşık yarım saat sonra sağlık personeli kan örneği almayı başardı ve kayınvalidem gözle görülür biçimde daha canlı görünüyordu. Hastanede sadece üç gün kaldıktan sonra taburcu edildi. Hatta servisteki diğer hastalara, "Hastalığınızı hastane iyileştiremez. Eve gidin ve Falun Dafa uygulayın," dedi.

Kayınvalideme gösterdiğim şefkat kayınpederimin gözünden kaçmadı ve bu durum onu derinden etkiledi. Bana, gelecekte kimsenin onunla ilgilenmeyeceğinden duyduğu endişeyi açtı. Bu durumda onu teselli ettim; endişelenmemesini veya üzülmemesini, bunun yerine sağlığına dikkat etmesini söyledim. "Ben Falun Dafa uyguluyorum ve gelecekte sana kesinlikle çok iyi bakacağım," diye söz verdim. Kayınpederim bana 5.000 Yuan (yaklaşık 650 Euro) vermek istedi ama parayı kabul etmedim. Gözyaşları içinde, "Başka kimse bana para vermedi. Sadece sen bana yiyecek ve giysi alıyor, hatta para veriyorsun," dedi. Evdeki en değerli eşyası olarak gördüğü bir battaniyeyi teklif ettiğinde bile onu kabul etmedim.

Daha sonra felç geçirdi ve yedi çocuğu sırayla onunla ilgilendi. Bir gün kanlı idrar yaptı ve yatak çarşaflarını büyük ölçüde kirletti. Kimse onları yıkamak istemedi. Onunla ilgilenme sırası bana geldiğinde çarşafları yıkadım. O kadar çok kan vardı ki temizlenmesi zordu; koca bir su deposunu tamamen harcadım. İkinci görümcem bunu görünce şöyle dedi: "Sadece Falun Dafa uygulayan biri bu kadar çaba gösterir."

O sıcak yaz günlerinde kayınpederim çok terliyordu; bu yüzden ısınması için güneşe bir kap su koydum. Öğle uykusundan uyandığında, görümcemle birlikte onu yıkadık. Arazisi bakımsız kalmış, yabani otlarla kaplanmış ve otlar artık insan boyuna ulaşmıştı. Oraya gidip yabani otları temizledim, çuvallara doldurdum ve taşıyıp götürdüm. Görümcem tesadüfen bir el arabası dolusu yakacak odun getirdiğinde, odunları eve taşıdım. Ardından toprağı belleyip turp ektim. Kayınpederim bana seslenerek, "Yan, çalışmayı bırak artık, kendini mahvedeceksin!" dedi. Tüm bunları tamamladıktan sonra onun için yemek hazırladım. Artık iyi çiğneyemediği için, haşlanmış yumurtaları ezerek ona yedirdim.

Kayınpederim üç gün boyunca büyük tuvaletine çıkamadığında, dördüncü gün mutlaka ishal olurdu. Felç geçirdikten sonra sık sık etrafını kirletir, hatta kullanılmış tuvalet kağıdını yatağın üzerine atardı. O zamanlar, "Artık yaşamak istemiyorum, ben bir yüz karasıyım," diye bağırırdı. Çarşaflar ve yatak kirlendiğinde onları yıkardım. Onu şöyle yatıştırırdı m: "Baba, sorun değil. Ben de senin kızından çok da genç sayılmam. Beni sadece kızınmışım gibi gör."

Bu işleri yaparken beni gören komşular şöyle dediler: "Ne harika bir gelin! Kayınpederinin dışkısını temizleyen birini nerede bulabilirsin ki?" Ben de onlara, "Ben Falun Dafa uyguluyorum. Shifu Li bize herkese iyi davranmayı ve her zaman şefkatli bir kalbe sahip olmayı öğretiyor," diye cevap verdim.

Ayrıca kayınpederimin elini ve yüzünü yıkamasına yardım ediyor, tırnaklarını kesiyordum. Gülümseyerek, "Bana neden bu kadar iyi davranıyorsun?" diye sordu. "Ben senin kızın sayılmaz mıyım?" diye karşılık verdiğimde ise duygulanıp gözyaşlarına boğuldu.

İyi bir insan olmayı ve daha da iyi birine dönüşmeyi bana öğreten, Dafa'nın ilkeleridir. Dafa'nın lütfunun ailemize ulaşmış olmasından dolayı minnettarım!

Orijinal Çince makale