(Minghui.org) 12 yılı aşkın süredir Falun Dafa (Falun Gong olarakta bilinir) uyguluyorum. Falun Dafa’nın kurucusu Shifu Li ile paylaşmak istediğim pek çok şey var. Burada hem spiritüel gelişim sürecimde yaşadıklarımı aktarıyor hem de diğer uygulayıcılarla deneyimlerimi paylaşıyorum.
Dafa Uygulamaya Başlıyorum
Uzun yıllar Budizm’le ilgilenmiş olmama rağmen sağlığım bir türlü düzelmedi. Ciddi bir rahatsızlığım yoktu ama küçük sağlık sorunları devam ediyor, özellikle şişkinlik ve uykusuzluk beni çok rahatsız ediyordu.
2013 yılında bir otobüs durağında broşür dağıtan yaşlı bir Falun Dafa uygulayıcısıyla karşılaştım. Bana eve götürmem için birkaç Dafa broşürü verdi. Broşürleri okudum ve “Doğruluk, Merhamet, Hoşgörü” sözleri beni derinden etkiledi. İçimden, “Aradığım şey tam da bu değil mi? Ne kadar güzel,” diye geçirdim.
Uygulayıcıyla bir sonraki karşılaşmamızda bana daha fazla bilgilendirici materyal verdi. Sohbetimiz sırasında Falun Gong’u öğrenmek istediğimi söyledim. Bunun üzerine bana Zhuan Falun kitabını verdi. Böylece spiritüel arınma yolculuğum başladı ve Shifu kısa sürede bedenimi arındırdı.
Shifu’nun Dafa öğretilerinden derinden etkilendim. Ne zaman Shifu’nun fotoğrafına baksam, içimin derinliklerinden bir ses şöyle derdi: “Kararlılığımı koruyacağım. Manevi gelişimimde başarılı olacağım. Sonuna kadar devam edecek ve Shifu’yu takip ederek eve döneceğim.”
İlk Adımın Zorluğu
Uygulamaya başladıktan kısa süre sonra deneyimli bir uygulayıcı bana, “Benimle gel. İnsanlara Dafa hakkındaki gerçekleri anlatalım,” dedi. Ona eşlik ettim, doğru düşünceler gönderdim ve o insanlara Dafa’yı anlatırken onu izledim. Birkaç kez birlikte dışarı çıktıktan sonra her zaman bana eşlik edemeyeceğini söyledi ama ne yapmam gerektiğini de gösterdi. O günden sonra tek başıma dışarı çıkmaya başladım.
Başlangıçta kendimi çok beceriksiz hissediyordum. Dafa hakkında konuşmaya her başladığımda zihnim boşalıyor, ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Bu yüzden konuşmalar kısa sürede sona eriyordu. Böyle devam edemeyeceğimi biliyordum. Falun Gong konusunu açtığımda insanlar korkup uzaklaşıyordu. Onların yanımda kalıp beni dinlemelerini nasıl sağlayabileceğimi düşünüyordum.
Bir gün bacak ağrısı çeken biriyle karşılaştım. Ona, işe yarayabilecek bir yöntem bildiğimi ama bunun gerçekten inanıp inanmamasına bağlı olduğunu söyledim. Meraklanarak ne olduğunu sordu. Ona tekrar edip üzerinde düşünebileceği yedi kelime olduğunu açıkladım: “Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi.” Falun Dafa olduğunu duyar duymaz bunu birçok kez duyduğunu söyledi. Ben de ona, “Peki, bu sözleri hiç tekrarladın mı? Gerçekten inandın mı?” diye sordum. Ne tekrarladığını ne de inandığını kabul etti.
Bana peş peşe sorular sormaya devam etti ve hepsini yanıtlayamadım. Şöyle dedim: “Dafa’yı daha yeni öğrendim, her sorunun cevabını bilmiyorum. Dafa’ya inanıyorum ama her şeyi açıklayamam. Lütfen beni acele ettirme ve düşüncelerimi sürekli bölme.” Dafa’yı öğrenmeye daha yeni başladığımı duyunca beni dinlemeyi kabul etti.
Şöyle devam ettim: “Falun Dafa iyidir. Neden? Çünkü rahatsızlıklarınızdan kurtulmanıza ve sağlığınızı iyileştirmenize yardımcı olabilir. Neden denemiyorsunuz? Ben faydasını gördüm. İnsanlara gerçekleri anlatmamın nedeni bu. Hiçbir faydasını görmeseydim size bunları anlatmazdım. Her gün ‘Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi’ sözlerini tekrarlamanızı tavsiye ediyorum. Ne kadar içten inanır ve bu sözleri ne kadar çok tekrarlarsanız o kadar fazla faydasını görürsünüz. Bu yedi kelime çok değerlidir ve kurtuluşunuza yardımcı olacaktır.” Şaşkınlıkla bana baktı ve gerçekten bu kadar güçlü olup olmadıklarını sordu.
Şöyle yanıtladım: “Bunlara inanan ya da gerçeği anlayan herkes kutsanır ve felaketlerden korunabilir. Asıl büyük felaket henüz gelmedi. Birbirimizi tanımıyoruz ama söylediklerim size mantıklı geliyorsa neden denemiyorsunuz? Doğru çıkmazsa hiçbir şey kaybetmezsiniz. Anlıyor musunuz?”
Kabul etti. Çin Komünist Partisine (ÇKP) ve onun gençlik örgütlerine katılıp katılmadığını sordum ve güvende olmak için bunlardan ayrılması gerektiğini söyledim.
“Gençlik Birliğine ve Genç Öncüler’e katılmıştım,” diye yanıtladı.
“Öyleyse neden şimdi ayrılmayalım?” diye karşılık verdim. Hem onun hem de kendim adına mutlu oldum. Sonunda insanlara Dafa’yı yüz yüze anlatma cesaretini bulmuştum.
İnsanları Kurtarma Kararlılığımı Güçlendirmek
Her sabah beş egzersizin tamamını yapıyor, ardından doğru düşünceler gönderiyorum. Kahvaltıdan sonra insanlara gerçekleri anlatmak için dışarı çıkıyorum. Bütün sabah dışarıda kalıyorum ve ne kadar uzağa yürürsem yürüyeyim kendimi yorgun hissetmiyorum. Öğle vakti eve dönüyor, öğleden sonra Fa’yı çalışıyor, akşamları ise Haftalık Minghui dergisini okuyorum. On iki yıldır günlük düzenim böyle. Shifu’nun bizden yapmamızı istediği üç işi ciddiyetle yerine getiriyor ve kendimi bunları tamamlamaya bütünüyle adıyorum.
Hava elverdiği sürece her gün dışarı çıkıyorum. Öğle vakti eve döndüğümde eşim benimle şakalaşarak ne kadar para kazandığımı soruyor. Ben de şöyle yanıtlıyorum: “Dünyadaki bütün parayla bile sağlıklı bir bedeni satın alamazsın. Evdeki ilaç şişelerinin hepsi sana ait. Sağlıklı olmak büyük bir zenginliktir. Senin de Shifu’nun konuşmalarını dinlemen gerekiyor.”
İnsanlara Dafa’yı anlatmaya ilk başladığımda yüzlerine dikkatle bakardım. Sert görünümlü biriyle karşılaştığımda gözüm korkardı. Bu konuda ilerleme kaydetmiş olsam da hâlâ biraz etkileniyorum ve karşılaştığım herkesle konuşamıyorum. İçimde hâlâ bir miktar korku takıntısı var.
İnsanlara gerçekleri açıklarken her türden insanla karşılaştım. Bana küfredenler, yüzüme tükürenler oldu. Shifu’nun da söylediği gibi, insan dolaşırken pek çok zorlukla karşılaşır. Başlangıçta kendimi haksızlığa uğramış hissediyor ve içerliyordum. Ancak Shifu’nun öğretileri üzerinde düşündükçe insanları kurtarma konusundaki kararlılığım güçlendi. Kendi takıntılarımı da fark ettim ve bu zorlukları kendimi geliştirmek için fırsatlar olarak görmeye başladım. Zamanla bu tür durumlarla daha rahat başa çıkmayı öğrendim. Artık bu olaylar çok daha seyrek yaşanıyor.
Bana küfredenlere şöyle diyordum: “Hükümet bize bu kadar ağır baskı uygularken ben bu gerçeği sizinle paylaşmak için büyük tehlikeleri, hatta hayatımı göze alıyorum. Neden bana inanmıyorsunuz?” Bunları söylerken gözlerim yaşlarla doluyordu. İçten kaygımı gören bazı insanlar duygulanıyor ve kendilerinden ÇKP’den ayrılmalarını istediğimde bunu kabul etmeye daha istekli oluyordu.
Beni dinlemek istemeyenlere ise şöyle diyordum: “Sizden para istemedim. Hiçbir şey kaybetmiyorsunuz ama böylesine değerli bir fırsatı kaçırdığınıza pişman olabilirsiniz. Ne olursa olsun lütfen şu sözleri unutmayın: ‘Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi.’ Kritik anlarda bu sözleri kalbinizde taşıyın. İnsanların kurtuluşuna yardımcı olan bu değerli sözleri lütfen ailenizle de paylaşın.”
Yıllar içinde pek çok yere gittim. ÇKP’den ayrılan bazı insanlar beni daha sonra yeniden gördüklerinde uzaktan seslenerek şöyle diyorlardı: “Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi.”
Gerçek İsimlerle ÇKP’den Ayrılmak
Kol değnekleriyle yürüyen, öfkeli görünen 92 yaşında emekli bir askerî yetkiliyle karşılaştım. Ona sabırla yaklaşıp teselli ettim. Bana, oğlunun da benim gibi biri olmasını istediğini söyledi. Ben de “Sizinle güzel bir şey paylaşmak istiyorum. Lütfen beni dinleyin,” dedim.
Dafa hakkındaki gerçekleri anlatmaya, yolsuzluğa bulaşmış yetkililerin cezalandırıldığından ve ÇKP’nin cennetin onu yok etmesiyle birlikte çökeceğinden, kötülük yapanların da ağır sonuçlarla karşılaşacağından söz ederek başladım. Kendisi de Partideki yolsuzlukların farkındaydı ve Tanrı’ya inanıyordu. Benden, gerçek adını kullanarak ÇKP’den ayrılmasına yardımcı olmamı istedi.
Bir gün geri dönüşüm için şişe toplayan bir adamla karşılaştım. Elinde Altın Tohum adlı yayının bir nüshası vardı. Üzerindeki kiri temizledi, giysisine silerek tozu aldı ve küçük bir çantaya koydu. Ona, “Ne buldunuz böyle? Bakabilir miyim?” diye sordum. Bana baktı ve tereddüt etti.
Gülümsedim ve “Gördüm. Yerden ne aldığınızı biliyorum,” dedim. Bana yayını gösterdi. Ben de “İşte bu yayını ben dağıtıyorum,” dedim.
Şöyle karşılık verdi: “Aman Tanrım, sizinle karşılaştığıma inanamıyorum. Eşim bu kitapçıkları okumayı çok seviyor. Benim eğitimim pek yok; o okuduktan sonra bana açıklıyor. Başka nüshalarınız var mı?” Ona iki nüsha daha, bir uğurluk ve küçük bir lotus çiçeği verdim.
“Ah, ne kadar çok şey!” diye sevinçle karşılık verdi. “Eşim çok mutlu olacak.” Ona ÇKP’den ayrılıp ayrılmadığını sordum. Ayrıldığını ancak eşinin henüz ayrılmadığını söyledi. Eşi, kendisine yardımcı olması için bir uygulayıcı bulmasını istemişti. Bu yüzden her gün burada bekleyip bir uygulayıcıyla karşılaşmayı umuyordu. Sonunda benimle karşılaşmıştı. Eşi, gerçek adını kullanarak Partiden ayrılmak istiyordu.
Ona, “Her gün ‘Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi’ sözlerini tekrarlıyor musunuz?” diye sordum. Tekrarladığını ve eşinden de bu sözleri tekrar etmesini istediğini söyledi. İçim ısındı, duygulandım. Bunun, daha gayretli olmam için Shifu’nun beni teşvik etmesi olduğunu biliyorum. Canlı varlıkların hepsi bekliyor.
Sonuç
Eşim iki ay önce vefat etti. Ona karşı duygusal bağlılığımı büyük ölçüde bırakmış olsam da bu bağlılık tamamen ortadan kalkmış değil. Eşimin hayatının son üç ayında ona bakmak için evde kaldım ve eskisi gibi insanlara gerçekleri anlatmak üzere dışarı çıkamadım. İnsanları kurtarmanın benim görevim olduğunu düşündüğüm için çok kaygılanıyor, sık sık ağlıyordum. Alışveriş yapmak için dışarı çıktığımda bile konuşabileceğim insanları arıyordum ama zamanım kısıtlıydı. Eşimin vefatından beş gün sonra evdeki işleri toparlayıp kaybettiğim zamanı telafi etmek için yeniden insanlara gerçekleri anlatmaya başladım.
Shifu’nun sözünü dinlemek, bu üç işi en iyi şekilde yapmak ve onunla birlikte eve dönmek istiyorum.
Teşekkür ederim, Shifu.
Telif Hakkı © 2026 Minghui.org'a aittir. Her hakkı saklıdır.
Kategori: Gerçeği Açıklama