(Minghui.org) Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) Falun Dafa’ya yönelik zulmü başladığından beri, gerçeği açıklamak için diğer uygulayıcılarla birlikte çalışıyorum. Bazen insanlarla yüz yüze konuşarak bilgi paylaşıyor, bazen de onları telefonla arıyorduk. Son 20 yılda yaşadığımız pek çok dokunaklı olaydan bazılarını paylaşmak istiyorum.
Kader Bağı Olan Bir Polis Memuru Dafa’yı Öğreniyor
Bir Falun Dafa uygulayıcısı ile birlikte, yaklaşık 20 kişinin bulunduğu özel bir minibüsle bir şehre gidiyorduk. Otobüsteki insanlara Dafa hakkında nasıl yaklaşacağımızı ve onlarla nasıl konuşacağımızı konuştuk. Ben minibüsün ön sırasından başlayacak, o ise arka taraftan başlayacaktı.
İnsanları yaşlarına göre farklı şekillerde selamlıyordum. Beş altı kişiyle konuştuktan sonra, kıyafeti sıradan insanlarınkine pek benzemeyen bir beyefendinin farkına vardım. Onunla konuşmanın zor olabileceğinden endişelendim. Bana karşı çıkmasının diğer insanları da etkileyebileceğini düşündüğüm için onu atladım. Minibüsün ortasında diğer uygulayıcıyla karşılaştığımda, 10’dan fazla kişinin ÇKP’den ayrılmasına yardımcı olmuştum. Ancak bir kişiyi geride bırakmamam ve bu beyefendiye Dafa ve zulüm hakkındaki gerçeği anlatmam gerektiğini düşündüm. Yanına gidip, “Diğerleriyle ne konuştuğumu duydunuz mu?” diye sordum.
“Evet, duydum,” diye cevap verdi.
Açıkça cevap verdim: “Sıradan biri gibi görünmüyorsunuz, bu yüzden biraz çekindim ve daha önce sizinle konuşmadım. Sonra bu kadar bencil olmamam gerektiğini düşündüm. Belki de burada karşılaşmamızın bir nedeni var; bu yüzden size Dafa hakkındaki gerçeği anlatmalıyım.”
Adam bana kim olduğumu bilip bilmediğimi sordu. Bilmediğimi söyleyince, polis memuru olduğunu ve hangi birimde görev yaptığını söyledi. Ben de devam ettim: “Polis memurlarının da kendilerini güvende tutabilmeleri için gerçeği öğrenme hakkı var.”
“Gerçekten cesursun,” dedi. “Komünist Parti sana maaş veriyor, ama sen yine de ona karşı gelmeye cesaret ediyorsun. Bir günde kaç kişinin Parti’den ayrılmasını sağlayabiliyorsun?”
“Ah, ben karşıma çıkan herkese rastgele konuşmuyorum,” diye gülümseyerek cevap verdim. “Gerçeği öğrenmeye kaderi olan insanlarla konuşuyorum.”
Yanımızdaki bir kişi otobüsten indi ve bir koltuk boşaldı. O ve ben nazikçe koltuğu birbirimize teklif ettik. Ardından başka biri daha indi ve bir koltuk daha boşaldı. Böylece yan yana iki koltukta oturduk.
Bu, Shifu Li Hongzhi’nin bu adama gerçeği daha ayrıntılı anlatmam için hazırladığı bir fırsattı. Sohbetimize devam ederken polis memuru bana ne zamandır Dafa uyguladığımı ve bu nedenle gözaltına alınıp alınmadığımı sordu. Ona iyi bir insan olduğumu düşünüp düşünmediğini sordum; bana çok iyi kalpli biri gibi göründüğümü söyledi.
Dafa uyguladığım için tutuklandığımı ve gözaltında tutulduğumu doğruladım. “Neden uygulamaya devam etmekte ısrar ediyorsun?” diye sordu. Daha önce yaşadığım çeşitli hastalıklardan, bunların arasında mide kanamasından da söz ettim ve Falun Dafa’yı uygulamaya başladıktan sonra bunların tıbbi tedavi görmeden mucizevi bir şekilde iyileştiğini anlattım.
Meraklandı ve “Falun Dafa’nın ilkesi Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü değil mi? O zaman neden siz hükümete dilekçe vermeye kalkışıyorsunuz?” diye sordu.
Buna karşılık Shifu’nun sözlerinden alıntı yaptım:
“Hoşgörü-Tahammül (Ren) korkaklık değildir, kişinin kendisine uygulanan zorluklara boyun eğmesi hiç değildir.” (Daha İleri Yükselmeler İçin Esaslar II, Hoşgörünün Sınırlarının Ötesinde)
“Haksızca davranıldığında, insanların konuşmalarına izin verilmelidir -bu bir insanın en temel hakkıdır.” (Batı Amerika Fa Konferansı)
Devam etti: “Uygulamanın yasak olduğunu biliyorsun, bu yeterli olmalı. ÇKP’nin bunu bastıracağını çok iyi bildiğin halde neden hükümete dilekçe vermek için dışarı çıkmakta ısrar ediyorsun?”
Örnek vererek cevap verdim: “Babanın iyi bir insan olduğunu çok iyi biliyorsun. Eğer zulme uğrasaydı, çocuğu olarak gerçekten sessizce oturup onun için adalet talep etmeden durabilir miydin?”
Düşünceli bir şekilde bana baktı ve “Bu doğru!” dedi.
Daha sonra kendi xiulian uygulamamdan, Dafa’nın dünyaya nasıl yayıldığından, ÇKP’nin Dafa uygulayıcılarına neden zulmettiğinden söz ettim ve iyiliğin karşılığının iyilik, kötülüğün karşılığının ise ceza olduğunu gösteren bazı örnekler verdim. Yaklaşık yarım saat konuştum. Dikkatle dinliyordu ve söylediklerimi kabul ettiğini görebiliyordum. Bunun üzerine ÇKP’den ayrılmayı duyup duymadığını sordum. Kabul edercesine bir ses çıkardı.
“ÇKP’nin herhangi bir kuruluşuna katıldıysan ve kalbinden onlardan ayrılırsan, tanrılar bunu bilir ve seni korur.” ÇKP üyesi olduğunu kabul etti. Ayrılmak için kullanabileceği bir takma ad seçtim ve kabul etti.
Otobüs, çalıştığı yere ait durağa geldi. Ayağa kalkarken, “Çok güzel anlattın. İstasyondaki arkadaşlarla da konuşmaya gelir misin?” dedi.
“Size anlattıklarımı anladıysanız, lütfen siz onlara anlatın. Siz de ölçülemeyecek kadar büyük bir erdem kazanmış olursunuz,” dedim.
“Tamam, öyleyse,” diye karşılık verdi ve otobüsten indi.
Evrenin Yasası
Birkaç yıl önce, Fa çalışma grubumuzun üyeleri sabahları Zhuan Falun’u okuyor, öğleden sonra bir saat boyunca Shifu’nun son konuşmalarını çalışıyor ve ardından insanlara telefonla Dafa’yı anlatıyordu. Bir öğleden sonra bir uygulayıcı, iki adamın binadan binaya dolaşıp Dafa hakkında hazırladığımız bilgi posterlerini söktüğünü gördüğünü söyledi. “Sorunun etrafından dolaşamayız,” dedim. “Onlara gerçeği anlatarak neden durdurmuyoruz?”
Doğru düşünceler gönderdikten sonra, bu adamlarla konuşmanın en iyi yolunu tartıştık. Bir uygulayıcıyla birlikte, duvara yapıştırılmış posterlerimizden birine su sıktıkları sırada yanlarına gittik. Başka biri de kazıyıcı bir aletle yapışkanı çıkarmaya çalışıyordu. Öne çıkıp posteri sökmemelerini rica ettim, ama beni görmezden gelip devam ettiler. Sökmeye çalıştıkları poster, canlı organ toplama hakkındaydı. Posterin kalan kısmında hâlâ bir kalp resmi görünüyordu.
Kalbi göstererek, “Şu kanlı kalbe bakın. ÇKP, Falun Dafa uygulayıcılarının organlarını para kazanmak için topluyor. Bundan sorumlu ÇKP yetkilileri Zhou Yongkang, Wang Lijun ve Bo Xilai’nin hepsi yaptıklarının karşılığını gördü,” dedim. Falun Dafa uygulayıcılarının zulme uğradığını ve haksızlığa maruz kaldığını anlattım. “Onlar Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine göre yaşıyor. Falun Dafa dünya çapında 100’den fazla ülke ve bölgeye yayıldı. En az 3.000 uygulayıcı bu zulüm sonucunda hayatını kaybetti.”
ÇKP’nin Kültür Devrimi de dahil olmak üzere gerçekleştirdiği çeşitli siyasi hareketlerden söz etmeye devam ettim. Bunların sonucunda 80 milyon Çinlinin öldüğünü ve bu sayının iki dünya savaşında ölenlerin toplamından daha fazla olduğunu söyledim. Falun Gong’a yönelik zulmün başka bir Kültür Devrimi’ne benzediğine dikkat çektim.
“Kültür Devrimi sona erip deneyimli kadroların itibarları iade edildikten sonra, onlara zulmeden eski Pekin Kamu Güvenliği Bürosu şefi Liu Chuanxin’in cezalandırılma korkusuyla intihar etmesine bakın. Bu arada, zulme katılan 700’den fazla polis memuru ve askerî yetkili Yunnan’a götürülüp gizlice idam edildi. Bu, ÇKP’nin işini gördükten sonra kullandığı araçları bir kenara atmasının tipik bir örneğiydi. Dafa uygulayıcıları gerçeği dünyaya anlatmak için hayatlarını riske attı. Siz ise kendi küçük çıkarlarınız uğruna gerçeği örtbas ediyorsunuz.”
Posterleri söken adamın titrediğini gördüm. “Beyefendi, hangi mahalledensiniz? Bunu yapmanız için size ne kadar para veriyorlar? Birkaç dolar uğruna hayatınızı riske atmayın. Beyefendi para kazanmak ister, ama bunu dürüstçe kazanır. Bu kadar bencil olmamalısınız. Belki bakmanız gereken yaşlı anne babanız ve desteklemeniz gereken küçük çocuklarınız var. Kendi hayatınızdan da siz sorumlusunuz. İyilik iyilikle, kötülük ise cezayla karşılık bulur—bu evrenin yasasıdır,” dedim. Bunun üzerine posteri sökmeyi bıraktılar. Sadece şaşkın ve hareketsiz bir şekilde orada durdular.
Onlara, “Kendi iyiliğiniz ve güvenliğiniz için lütfen bir daha böyle şeyler yapmayın,” dedim. Sonra konuşmayı bitirip uygulayıcı arkadaşım ile binadan ayrıldık. Biraz uzakta oturup adamların bundan sonra ne yapacağını izledik. Tam o sırada binadan çıktılar ve moralleri bozulmuş bir şekilde sessizce uzaklaştılar. Başka binalara gittiklerini görmedik.
Bir ay sonra, yerel bir pazarda yanımda alışveriş yapan bir adamla konuştum. Ona bir Shen Yun DVD’si gösterdim ve bunun geleneksel Çin kültürünü temsil eden dünya çapında bir gösteri olduğunu anlattım. İsteyip istemediğini sordum, o da istediğini belirtti. ÇKP’den ayrılmayı daha önce duymamıştı. Bunun üzerine daha önce Komünist Parti’ye, Komünist Gençlik Birliği’ne veya Genç Öncüler’e katılıp katılmadığını sordum. “Sadece Gençlik Birliği’ne katıldım,” diye cevap verdi.
“Bu örgütten kalben ve içtenlikle ayrılmaya ne dersiniz?” Adam kabul etti ve ayrılmak için ona bir takma ad verdim. Ayrıca söylediklerimi hatırlamasını tavsiye ettim.
Hatırlayacağını söyledi ve içtenlikle, “Hanımefendi, size gerçekten teşekkür ederim!” dedi.
Bu adam neden bana bu kadar tanıdık geliyordu? Sonra birden hatırladım. Geçen gün posteri söken adam buydu! Shifu Li’nin onu yeniden karşıma çıkarmasını sağladığı bu düzenleme için çok minnettardım!
Hükümet Yetkililerine Gerçeği Anlatmak
On iki yıl önce yerel bir uygulayıcı tutuklandı ve ailesi onu serbest bıraktırmak için 100.000 yuan’dan (14.770 dolar) fazla para harcadı, ancak başarılı olamadı. Uygulayıcı hâlâ gözaltındayken, yerel 610 Ofisi’nin başkanını birkaç kez arayarak ona gerçeği anlattım. Aramalarım güçlü bir caydırıcı etki yarattı, ancak aile korktuğu için bunun üzerine gitmedi. Sonunda uygulayıcı hapis cezasına çarptırıldı.
Ertesi yıl Çin Yeni Yılı sırasında 610 Ofisi’nin başkanını tekrar aradım. Ben telefonla konuşurken uygulayıcılar doğru düşünceler gönderdi. Başkan telefonu açtığında kendisinin Yeni Yılını kutladım. Hemen tam adımı sordu.
Bir takma ad kullanarak, “Benim adım Hao Xinyu. [Xinyu, ‘yeni evren’ anlamına geliyor.] Dafa uygulayıcılarının ailelerinin bu Yeni Yıl tatilinde ne yaptığını biliyor musunuz?” dedim. Ailelerimizin para kazanmak için fazla mesai yaptığını söylediğimde nedenini sordu.
“Borçlarını ödemek zorundalar çünkü sizin 610 Ofisiniz uygulayıcıların ailelerinden yüz binlerce yuan zorla aldı. Bu nedenle bu ailelerin o borçları geri ödemesi gerekiyor. Bunun sonucunda aileler parçalandı ve insanlar hayatını kaybetti. Hâlâ gözaltında tutulan çok sayıda Dafa uygulayıcısı var,” diye cevap verdim.
Devam ettim: “Zulüm sonucunda en az 3.000 uygulayıcı hayatını kaybetti ve hepsi iyi insanlardı. Jiang Zemin [Falun Dafa’ya yönelik zulmü başlatan eski ÇKP lideri], kıskançlığı nedeniyle uygulayıcıları karalamaya çalıştı ve Tiananmen Meydanı’ndaki kendini yakma olayını sahneledi. Falun Dafa, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü’yü öğretir ve uygulayıcılar televizyonda gösterildikleri gibi değildir.”
Başkanı uyardım: “Polis üniformasını çıkardığınızda siz de sıradan bir vatandaşsınız. Lütfen küçük çıkarlar uğruna geleceğinizi mahvetmeyin. Aslında bu sizin suçunuz değil. Gerçeği bilmiyordunuz. Size gerçeği daha önce anlatamadık. Sizi suçlamıyorum.
“Bugün gerçeği öğrendiniz. İyiliğin ödüllendirileceği, kötülüğün cezalandırılacağı Cennetin Yasası’dır. Bundan sonra yanlış yapmaya devam ederseniz, sonuçlarını bilerek yapmış olacaksınız.” Ona anlattıklarımı anlayıp anlamadığını sorduğumda, anladığını belirtti.
Sevinçle ve içtenlikle şöyle söyledim: “Artık gerçeği anladığınıza göre bugün hayatınızda bir dönüm noktası olacak. Umarım bundan sonraki görevlerinizde adaletin yanında yer alırsınız. Böylece ölçülemeyecek kadar büyük bir erdem kazanırsınız. Lütfen ‘Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi’ sözlerini hatırlayın. Size ve tüm ailenize huzur ve güvenlik diliyorum.”
“Size gerçekten minnettarım!” diye karşılık verdi başkan.
O Yeni Yıl tatilinde, birçok üst düzey yetkiliyi arayarak onlara Dafa’yı ve zulmü anlattım. Hepsi aradığım için minnettarlıklarını ifade etti. Yerel bir adalet bürosunun müdürüyle uzun süre konuştum. Kendisine anlattıklarımı anladığını doğruladı. Yanında konuşulanları dinleyen eşi ise aceleyle söze girip, “Bize daha fazlasını anlatın! Lütfen daha fazlasını anlatın!” dedi. Bu samimiyet, Dafa’nın kurtarmasını bekleyen insanların içlerindeki iyiliği hissetmemi sağladı!
Yerel Çiftçilerin Minnettarlığı
Bir yıl, uygulayıcılar bir ilan panosuna Dafa hakkında bir poster astı. Bir dahaki sefere oradan geçtiğimizde ilan panosunun kaldırıldığını ve yaklaşık yarım düzine çiftçinin panonun bulunduğu ağacın altında oturduğunu gördük.
Onları selamladık ve güvenliklerini sağlamak için ÇKP’den ayrılmayı duyup duymadıklarını sorduk. Bazıları duyduğunu, bazıları ise duymadığını söyledi. Bunun üzerine insanları neden Parti’den ayrılması gerektiğini, neden bu kadar çok felaket yaşandığını, insanların kendilerini nasıl güvende tutabileceğini ve Falun Dafa’nın dünyaya nasıl yayıldığını anlatmaya başladım.
Bir kişi sessiz kalmaya devam etse de hepsi söylediklerimize tamamen katıldı. Sonra biri, “O anlamıyor. Daha birkaç gün önce sizin astığınız bilgileri söktü,” dedi.
O kişiye dönüp, “Bunu gerçekten anlamadığınız için yaptınız. Peki biz bu bilgileri neden astık? Çünkü poster, Falun Dafa’ya yönelik zulmün gerçeğini gösteriyordu. Dafa, insanlara yardım etmek için getirilmiş bir nimettir. Posteri gören insanlar gerçeği anlayacak ve güzel bir geleceği kucaklayacaktı. Posteri korusaydınız, bunun size de bir faydası olacaktı,” dedim.
Şimdi anlamıştı ve, “Bunu bir daha asla yapmayacağım!” diye haykırdı.
Tüm çiftçilere Dafa hakkında bilgi veren bazı materyaller verdik. Ayrılırken bize el salladılar. İçlerinden biri, “Gerçeği bize getirdiğiniz için teşekkür ederiz; bu kavurucu sıcakta buralara kadar gelerek bunu yaptınız!” dedi.
Yıllar boyunca gerçeği kaç kişiye anlattığımı veya kaç kişinin ÇKP’den ayrılmasına yardımcı olduğumu hiç saymadım. Shifu Li’nin bu iyi insanlara yardım ederek onları kurtarmama vesile olabildiği için çok minnettarım!
Telif Hakkı © 2026 Minghui.org'a aittir. Her hakkı saklıdır.
Kategori: Gerçeği Açıklama