(Minghui.org) İyi olmak, insan olmanın önemli bir parçasıdır. Antik Çinli bilge Lao Zi şöyle yazmıştır: “En yüce iyilik su gibidir; tüm varlıklara fayda sağlar ve rekabet etmez.” İsa da benzer düşünceleri açıklamış ve bunlar Luka İncili’nde kaydedilmiştir.
İyi Olan Samiriyeli
Luka İncili 10:35–27’de İsa’nın anlattığı bir hikâye yer alır (hikâyedeki kişinin Yahudi olduğu ima edilir). Adam dövülmüş, kıyafetleri alınmış ve yol kenarında yarı ölü halde bırakılmıştır. Önce bir Yahudi rahip, ardından bir Levili yoldan geçer—ikisi de adamdan uzak durur. Daha sonra bir Samiriyeli onu görür.
Samiriyeliler ile Yahudiler genellikle birbirine karşı düşmanca davranırdı, ancak Samiriyeli bu yolcuya yardım etti. İsa bu hikâyeyi bir hukukçunun “Komşum kimdir?” sorusuna cevap olarak anlatmıştı. Komşu, başkalarına merhamet gösteren kişidir.
Ortak iyiliği korumanın önemini fark eden birçok yer, başkalarına gönüllü olarak yardım edenleri korumak için “İyi Samiriyeli yasaları”nı yürürlüğe koymuştur.
Modern Çin’de Sert Gerçeklik
İyilik, Çin’de binlerce yıl boyunca değer görmüş olsa da, Çin Komünist Partisi (ÇKP) 1949’da iktidarı ele geçirdikten sonra nadiren görülür hale geldi. Sınıf mücadelesi ve şiddeti teşvik eden rejim, toprak sahiplerini ve kapitalistleri hedef aldı ve mallarına el koydu. Masum insanlar öldürülürken, komşuları çoğu zaman buna göz yumdu.
Bu eğilim, Kültür Devrimi de dahil olmak üzere ÇKP’nin birçok siyasi kampanyası boyunca devam etti. İnsanlar, kendi aile üyeleri dahil olmak üzere başkalarına saldırmaya teşvik edildi. Çinliler artık birbirine güvenmemektedir.
Çin’de tanınmış bir internet sitesi, “Sokakta düşen yaşlı birine yardım etmeli mi?” sorusuyla bir anket düzenledi. Ankete katılan yaklaşık 130.000 kişinin %62,54’ü “Sorun yaşayabileceğim korkusuyla kesinlikle yardım etmem” şeklinde oy kullandı. Yalnızca %4,01’i “Yaşlılara kesinlikle yardım edilmelidir; bu temel bir toplumsal ahlak meselesidir” seçeneğini tercih etti.
Ne Ekersen Onu Biçersin
Bu tablo, Çin toplumunu etkisi altına alan duyarsızlığın çarpıcı bir göstergesidir. Bazıları, Çin’deki ahlaki gerilemenin, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü ilkelerine dayanan bir meditasyon sistemi olan Falun Gong’a yönelik 27 yıllık baskıyla bağlantılı olduğunu düşünmektedir. Uygulayıcılar işte, evde ve toplum içinde daha iyi bireyler olmaya çalışır.
Ancak Falun Gong’un teşvik ettiği ortak iyilik anlayışı, ÇKP’nin sınıf mücadelesi ve şiddet ideolojisiyle çeliştiği için bastırılmıştır. Temmuz 1999’da başlayan zulümden bir ay önce, dönemin ÇKP lideri Jiang Zemin 610 Ofisi’nin kurulmasını emretti. Bu ofis, Falun Gong’a yönelik ülke çapındaki baskıyı denetleyen yargı dışı bir yapıdır. Temmuz 1999’dan bu yana Çin’deki tüm devlet aygıtı, özellikle adalet sistemi, Falun Gong uygulayıcılarını hedef alan bu kampanyada kullanılmıştır.
Liaoning eyaletindeki Lingyuan Hapishane İdaresi Bürosu’nun eski siyasi sorumlusu Guo Yuansheng, 610 Ofisi’nin kilit isimlerinden biriydi. Falun Gong uygulayıcılarını inançlarından vazgeçmeye zorlamak için çeşitli yöntemler kullandı; çocuklarının üniversite sınavlarını hedef almak, işten atılmakla ya da terfi edememekle tehdit etmek ve maaşlarını kesmek bunlar arasındaydı.
Zulüm başladıktan sonraki beş yıl içinde, bölgede 70’ten fazla uygulayıcı gözaltına alındı, 14’ü zorunlu çalışmaya mahkûm edildi ve 100.000 yuan’dan (14.659 dolar) fazla para zorla alındı. Bu durum uygulayıcılar ve aileleri için büyük fiziksel ve zihinsel acılara yol açtı.
Batı’daki “Ne ekersen onu biçersin” sözüne benzer şekilde, Çin’de de “İyilik iyilik getirir, kötülük ise kötülüğü çağırır” şeklinde eski bir deyim vardır. 2003 yılının sonunda düzenlenen büyük bir konferans sırasında Guo Yuansheng beyin sapı kanaması geçirdi. Pekin’deki bir hastanede yapılan acil müdahaleye rağmen, Şubat 2004’te 58 yaşında hayatını kaybetti.
Shandong eyaletine bağlı Feicheng şehrinde görev yapan memur Liang Junhong, Falun Gong uygulayıcılarının gözaltına alınması, dövülmesi ve zulme uğratılmasında aktif rol aldı ve milisleri yönlendirdi. Ayrıca uygulayıcıların akrabalarının çocuklarının askere alınmasını da engelledi. “Falun Gong uygulamak tüm aileyi etkiler; orduya katılmayı ya da üniversiteye gitmeyi aklınızdan bile geçirmeyin,” diyordu.
1999’un sonlarında, Anzhuang köyünde bir uygulayıcının yeğeni Özel Kuvvetler’e katılmak için tüm sınavları ve sağlık kontrollerini başarıyla geçti. Ancak Liang’ın talimatı nedeniyle reddedildi. Bu olay köylüler arasında büyük tepkiye yol açtı.
Liang, kanser teşhisi konduktan sonra Mayıs 2000’de hayatını kaybetti. Henüz 46 yaşındaydı ve köylüler bunun Falun Gong uygulayıcılarına ve ailelerine yaptığı kötü muamelenin bir sonucu olduğuna inandı.
Temel insanlık değerleri tehdit altına girdiğinde, eninde sonunda hepimiz bundan etkileniriz.
İlgili Çince Makale:
https://www.minghui.org/mh/articles/2026/4/13/从“好撒玛利亚人”看现实中的善恶抉择-508582.html
Telif Hakkı © 2026 Minghui.org'a aittir. Her hakkı saklıdır.
Kategori: Görüşler ve Bakış Açıları