(Minghui.org) Çin Komünist Partisi (ÇKP) Falun Dafa'ya zulmederken, uygulama yapmayı bırakmayı reddettiğim için birçok kez tutuklandım. Benim yirmi yıldan fazla bir süre boyunca xiulian uygulamaya devam etmemi mümkün kılan merhametli kurtarışı, rehberliği ve koruması için Shifu’ya derinden minnettarım. Zorlu ortama rağmen zihnim ve bedenim sağlıklı.

Yıllar boyunca beni teşvik ettikleri için aileme teşekkür ediyorum. Onlar, Falun Dafa'nın iyi olduğunu ve uygulayıcıların iyi insanlar olduğunu biliyorlar - nazikler ve kötü şeyler yapmıyorlar. Ailemde hiç kimse Dafa'ya karşı değil, kimse de beni uygulama yapmaktan alıkoymaya çalışmadı. Size onların bana nasıl destek olduklarını ve cesaretlendirdiklerini anlatmak istiyorum.

Dürüst ve Sorumluluk Sahibi Bir Baba

Babam dürüst, nazik ve namuslu bir adamdır. Geniş ailemizde, arkadaşlarımız, komşularımız ve akrabalarımız arasında mükemmel bir itibara sahip ve herkesin saygı ve güvenini kazanmış biridir. Uzun yıllar devlet dairesinde, her zaman liderlik pozisyonunda çalıştı. Çin Komünist Partisi'nin uzun yıllar süren ateist telkininden dolayı Tanrı'nın varlığına inanmazdı.

Annem ve ben Falun Dafa uygulamaya başladıktan sonra, babam bize çok destek oldu. Annem birçok kelimeyi bilmediği için babam ona sabırla yardımcı oldu. Şimdi Dafa kitaplarındaki tüm kelimeleri okuyabiliyor. Babam diğer Dafa kitaplarında tanımadığı kelimeleri de anneme öğretti. Ayrıca sık sık anneme Dafa kitapları okudu ve sabahları parkta egzersizlerini yaparken ona eşlik etti. Akşamları ise, diğer uygulayıcılarla birlikte Fa çalışması için onu ana yolun karşısına götürdü.

Bana birkaç kez, “Falun Dafa sağlığı iyileştirmede çok etkili, kişiye doğru yolda yürümeyi öğretiyor, bu iyi. Sen ve annen bunu çabalı bir şeklde uygulama yapın ve kendinizi zinde tutun. Tanrılar ve Budalar dışında hiçbir şey düşünmeyin, kimse onları görmemiş olsa da.” dedi. Ona birkaç kez bizimle birlikte uygulama yapmasını rica ettim ama reddetti.

On yıldan fazla bir süre önce yengem aniden ciddi bir hastalığa yakalandı. Ameliyattan sonra doktor kardeşime sadece altı ay ömrü kaldığını söyledi. Ailedeki herkes üzgündü. Ona, “Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi” diye tekrarlamasını rica ettim. Hastanede yatarken bu sözleri tekrarladı. Hızla iyileşti ve doktorlar bunun bir mucize olduğunu söylediler. Eve döndüğümde babama durumunu anlattım ve tekrar uygulama yapmasını rica ettim. “Eğer yengen bu sefer hastalığından iyileşirse, ben de uygulama yapacağım” dedi.

Hastaneden taburcu olduktan sonra, yengem sürekli, “Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi” diyordu. Ona egzersizleri de öğrettim. Gün geçtikçe iyileşti ve birkaç kez kemoterapi seansları için hastaneye gitti. Birkaç ay sonra sağlığına kavuştu. Hastanenin kendisine sadece altı ay ömrü kaldığını söylediği kişi, on yıldan fazla bir süredir hayatta ve sağlıklı.

Babamın inatçı ateist düşünceleri, yaşayan gerçekler karşısında yok oldu. Falun Dafa'ya gerçekten inandı. Anneme, “Tanrılar ve Budalar bu dünyada gerçekten var!” dedi. Uygulama yapmaya başladı. Yıllarca onu rahatsız eden kalp hastalığı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve bronşit gibi çeşitli rahatsızlıklardan kurtuldu. Bu, babamın Dafa'nın ne kadar olağanüstü olduğuna daha da inanmasını sağladı.

Zulmün ilk yıllarında, Dafa uygulayı bırakmayı reddettiğim için birçok kez tutuklandım ve gözaltına alındım. Her seferinde babam, büyük baskı altında serbest bırakılmam için büyük çaba sarf etti. Bir keresinde Dafa için seslenmek üzere Pekin'e gittim ve Tiananmen Meydanı'nda pankart açtığım için tutuklandım. Adımı ve adresimi vermediğim için, Pekin'deki iki polis karakolunda 40 günden fazla gözaltında tutuldum.

Ben polis tarafından gözaltında tutulurken babam bir ameliyat geçirdi. Taburcu olduktan sonra yarası tamamen iyileşmemişti ve nerede gözaltında tutulduğumu bilmediğinden son derece endişeliydi. Ailemin itirazlarını görmezden gelerek, şehrimdeki birçok polis karakolunu aradı. Ayrıca nerede olduğumu öğrenmek için beni tanıyan insanlarla da iletişime geçti. Birileri, Pekin'de dövülerek öldürüldüğümü ve oraya gömüldüğümü iddia eden söylentiler yaydı. Babam bunu duyduğunda anneme söylemeye cesaret edemedi. Mutfakta yemek yaparken gizlice gözyaşı döktü. Annem bana, “Bütün bu yıllar babanla birlikte yaşadım ve onu nadiren ağlarken gördüm. Sen tutuklandığından beri baban çok ağladı” dedi. Babam genellikle az konuşan ve duygularını ifade edemeyen bir adamdır, ama güçlü iradeye sahip bir kişidir. Ne kadar acı ve baskı çektiğini tahmin edebilirsiniz!

Bir keresinde tutuklandım ve bir polis karakolunun bodrumunda tutuldum. İş birliği yapmayı ve uygulayıcı arkadaşlarımı ele vermeyi reddettiğim için, acımasızlığıyla ünlü bir polis memuru tarafından defalarca tokatlandım. Bir gecede yüzüm kızardı, şişti ve ateşim çıktı. Ertesi sabah, şafak sökmeden önce babam bodruma koştu. Yanıma gelmeden önce bile kızarmış, şişmiş yüzümü gördü. Yüksek sesle şöyle sordu: “Yüzüne ne oldu?” Ona, “Şu kişi beni tokatladı” dedim. Tek kelime etmedi ve yüzünde korkunç bir ifadeyle gitti.

Ertesi öğleden sonra, davamla ilgilenen başka bir polis memuru, beni döven meslektaşını affetmemi istedi. Müdürün onu şiddetle eleştirdiğini ve bir daha beni dövmeyeceğine dair bir rapor yazmasını istediğini söyledi. Ayrıca onun adına benden özür diledi. Ben de, “Polislerin insanları dövmesi kanuna aykırı ve diğer Falun Dafa uygulayıcılarını dövmesi de yasak” dedim.

Daha sonra annem, “Baban polis karakolundan ayrıldıktan sonra doğrudan Kamu Güvenlik Bürosu’na gitti ve müdürü ve tutuklanmanla ilgili amirlerini buldu. Onlara kesin bir dille seni tokatlayan polis memurunu dava etmeyi düşündüğünü söyledi. Amirleri onu sakinleştirdi ve seni döven polis memurunu azarladı” dedi. Sonraki tutuklamalarda, beni döven polis memuru bana nispeten daha kibar davrandı.

Annem Daha Yetenekli Hale Geliyor

Annem okur yazar olmayan bir ev hanımıdır. Nazik ve pratik bir kişiliğe sahiptir. Hayatının yarısını hastalıkla boğuşarak geçirdi. Ben uygulama yapmaya başladıktan sonra, ailemdeki herkes fayda gördü ve Falun Dafa öğrenmek istedi. Sadece annem hemen öğrenmeye başladı. Babamın sabırlı rehberliği altında, çok az kelime bilen annem kısa sürede Zhuan Falun’u okuyabildi. Daha sonra Dafa kitaplarını akıcı bir şekilde okuyabilir hale geldi. Şimdi geleneksel Çince karakterlerle yazılmış birkaç Dafa kitabını okuyabiliyor. Lise öğrencisi olan ben bile kendimi yetersiz hissettim. Annemin Dafa'ya karşı içten bir kalbi var, bu yüzden Shifu ona bilgelik verdi.

Annem Fa'yı öğrenmeye ve egzersizleri yapmaya devam ettikçe, yıllarca şiddetli baş ağrıları nedeniyle çıkarmaktan korktuğu şapkasını çıkardı, yıllarca taktığı okuma gözlüklerine artık ihtiyacı kalmadı ve dar görüşlü ve çabuk sinirlenen mizacı büyük ölçüde azaldı. O, neredeyse otuz yıldır xiulian uyguluyor. Annem ilaç kullanmayı bıraktı ve asla iğne olmadı. Hem fiziksel hem de zihinsel olarak sağlıklı. Birçok kişi onu övdü ve genç göründüğünü söyledi.

Annem eskiden hiçbir becerisi olmayan bir kadındı. Gençliğinde köyde yaşarken, tarlalarda çalışmanın yanı sıra evde oturup ev işleriyle uğraşırdı. Komşularını nadiren ziyaret eder ve sosyalleşmeyi sevmezdi. Dafa'yı uygulamaya başladıktan sonra, sadece sağlığı iyileşmekle kalmadı, aynı zamanda kendine güveni geldi ve yetenekli oldu. Birçok insanın önünde konuşmaktan korkmuyor. Sözleri mantıklı, sağlam temellere dayalı ve ikna edici, bu da tüm ailenin hayranlığını kazanıyor.

Ben ağır bir şekilde zulüm gördüğümde, bir zamanlar sıradan olan annem büyük bir rol oynadı. Defalarca, küçük kardeşlerimi gözaltında tutulduğum yerlere, örneğin gözaltı merkezine, polis karakoluna ve beyin yıkama merkezine götürdü ve haklı olarak serbest bırakılmamı talep etti. O kibirli polis memurlarının karşısında korkusuzdu ve onlarla mantıklı bir şekilde konuştu.

Bir keresinde, polis memuru yemek yememizi yasakladı ve hatta ailelerimizin gönderdiği yiyecekleri yere attı. Annem bunu duyunca, kız kardeşimi polis karakoluna götürdü ve müdürün odasına gitti. Orada müdür, müdür yardımcısı ve Parti yetkilisi vardı. En ufak bir korku duymadan onlara ciddi bir şekilde şöyle dedi: “Ben filancanın annesiyim. Bu polis memurlarının yaptığı kötü şeyleri size bildirmek için geldim. Ölüm cezasına çarptırılan mahkumların bile yemek yemesine izin veriliyor. Kızım Falun Dafa uygulayarak tüm hastalıklarından iyileşti ve sadece iyi şeyler yapıyor. Hangi yasayı ihlal etti? Bu yıllar boyunca defalarca tutuklandı. Sadece bu da değil, şimdi de polis memurlarınız onun yemek yemesine izin vermiyor. Onu açlıktan öldürmeye çalışıyorsunuz! Küfür edemem ama bu yapılan gerçekten kanunsuzluk. Bunu yapmalarını kim istedi? Yetkililer olarak bunu araştıracak mısınız?”

Parti yetkilisi aceleyle, “Bunu bizim personelimiz yapmadı. Geçici çalışanlar yaptı. Kızmayın, telefon açıp kızınızın öğle yemeğini yemesine izin vermeleri için talimat vereceğim.” dedi. Hemen telefonu alıp gözaltında tutulduğum polis karakolunu aradı ve polis memurlarını azarlayarak aynı şeyin tekrar yaşanmaması gerektiğini söyledi. O öğleden sonra bana yemek verildi.

Sonrasında anneme, “Anne, sen çok çekingen birisin. Bu sefer polis karakoluna gittiğinde korkmadın mı?” diye sordum. Biraz gururla, “Biz kötü bir şey yapmadık. Biz uygulayıcılar iyi insanlar olmaya çalışıyoruz ve hiçbir yanlış yapmıyoruz. Suç işleyenler uygulayıcıları tutuklayanlar. Benim korkacak neyim var ki?! Onlar bizden korkmalı.” dedi.

Ayrıca, “O gün polis karakolundan çıktığımda, birdenbire sanki gökyüzünü tutuyormuşum gibi bedenimin uzadığını hissettim. Daha önce hiç böyle hissetmemiştim.” dedi. Ben de, “Anne, sen doğru olanı yaptın, Shifu seni cesaretlendiriyordu!” dedim. "Ben işe yaramaz biriyim, derin anlamlı bir şey söylemeyi bilmem, ama Shifu gerçekten bana sahip çıktı ve bana bilgelik verdi, hatta o yetkililerin önünde konuşmaya bile cesaret ettim. Korkmadım. Söylediğim sözler oldukça güçlüydü. Gerçekten de yeteneklerim gelişmiş! Shifu’yu hayal kırıklığına uğratmamak için çabalı bir şekilde xiulian uygulamaya devam etmeliyim" dedi.

Annemi tanıyan insanlar ona birkaç kez, “Falun Dafa uyguladıktan sonra hiçbir hastalığın yok. Tiananmen Meydanı'na koşup kendilerini yakarak 'tamamlanma'dan bahsedenlerin aksine, sen iyi bir iş çıkardın. Onların akıl sağlığı sorunları var ve insanlar onları anlayamıyor.” dediler. Annem, “Bizim Shifu’muz kitaplarında bize can almanın yanlış olduğunu öğretti. Kendini öldürmek de yanlış. Falun Gong uygulayanlar iyi insanlar. Suç işlemezler. Eğer gerçekten kendini yakarak tamamlanmak mümkün olsaydı, Pekin'e kadar gitmelerine gerek yok. Evde kendilerini yakmak daha kolay olmaz mıydı? Seyahat masrafı ödemek zorunda kalmazlardı.” dedi. Annemin söylediklerinin doğru olduğunu düşündüler.

Nazik ve Dürüst Kocam

Kocamla 45 yıldır evliyiz. O içe dönük, kelimelerle arası iyi olmayan ve nazik bir insan. Ben de 30 yıldır xiulian uyguluyorum. O sessizce beni destekledi ve inancıma asla karşı çıkmadı. Zulmün en şiddetli olduğu dönemde birçok kez tutuklandım ve gözaltına alındım. O asla şikayet etmedi veya beni suçlamadı.

Bir yıl içinde Falun Dafa uygulayan iki görümcemle birlikte tutuklandım. İki aydan fazla bir süre gözaltı merkezlerinde ve polis karakollarında tutulduk. Kocamın iş yeri araba ticareti yapıyor. O bir sürücü ve her gün arabaları toplamak ve müşterilere teslim etmek zorunda. Çok büyük bir baskı altındaydı. Buna rağmen, her hafta sabahları annesini ziyaret etmek için eve geliyor, öğleden sonra da üçümüzü ziyaret ediyordu. Sık sık yiyecek ve ihtiyaç malzemeleri getiriyordu.

Cezaevine eşya göndermekle görevli polis memuru, birçok mahkumun önünde bana şöyle demişti: “Burada neredeyse 30 yıldır çalışıyorum. Sizin gibi iyi bir aile hiç görmedim. Birçoğu aile üyelerini azarlamaya geliyor, hatta bazıları onlara vuruyor veya boşanmak istiyor. Ancak aileniz sizi kaç kez ziyarete gelirse gelsin, onun size kötü bir şey söylediğini hiç duymadım. Gerçekten sizi önemsediğini ve iyi, nazik bir adam olduğunu anlayabiliyorum. Günümüzde toplumda onun gibi çok az insan var.”

Polis karakoluna götürüldüğümüzde, kocam gündüzleri işe gidiyor, akşamları bizi ziyaret ediyordu. Demir kapılardan yüksek sesle bize sorardı: “Sizi dövdüler mi?” Hayır dediğimde ise eve giderdi.

2001 yılında çalışma kampına gönderildim. Üç aydan kısa bir süre içinde, eşim kardeşlerimi beni ziyaret etmeleri için 800 kilometreden fazla uzaklıktaki çalışma kampına dört kez getirdi. Her seferinde yanlarında lezzetli yemekler getirirlerdi. Aileleri onları görmeye gelmeyenler imrenerek, “Ailen sana çok iyi davranıyor” dediler. Ben hastalanınca, çalışma kampı beni geri alması için şehrimdeki Kamu Güvenlik Bürosu’nu aradı. Birkaç telefon görüşmesi yaptılar ama kimse gelmedi. Ailemden beni eve götürmelerini istemekten başka çareleri kalmadı. Eşim evrak işlerini tamamlarken, bir polis memuru birkaç kişinin önünde ona, “Bu kişi [beni kastederek] gerçekten şanslı. Bu kadar kötü durumda olmasına rağmen ailesi ona hâlâ çok iyi davranıyor” dedi.

Bir yıl, eski iş yerim Falun Dafa'ya karşı bir kart imzalamam için birini gönderdi. İmzalamayı reddedeceğimi bildikleri için eşime gittiler. Eşim bu isteği duyunca çok sinirlendi. “Tarikat nedir? Tarikat kim? Sizin daha iyi yapacak bir şeyiniz yok mu? Bunu imzalamayacağım!” dedi. Kişi geri dönüp iş yerindeki yöneticilerime durumu anlattığında, diğer çalışanlara, “Filancanın evine gidemeyiz. Kocası onu çok koruyor, hatta öfkeye kapıldı. Kendimizi rezil etmeyelim.” dediler. O zamandan beri, iş yerim Falun Dafa ile ilgili hiçbir şey için bana veya kocama bir daha asla başvurmadı.

Kocamın iş yerinde kötü niyetli bir kişi vardı, onu iki kez benden boşanmaya ikna etmeye çalıştı ve ona daha genç bir eş bulma sözü verdi. Birisi bana bunu anlattı. Bir keresinde, kocamla sohbet ederken, ona şöyle bir soru sordum: “Filanca senin benden boşanmanı istedi. O zaman ne düşündün?”

"Onu tamamen görmezden geldim" dedi. “Sen zaten zor zamanlardan geçiyorsun. Eğer senden boşanmak istersem, hâlâ karı koca sayılır mıyız? İnsan böyle mi davranır? Bir çift zorluklarla karşılaştığında, yükü paylaşmalı ve sorumluluktan kaçınmamalı. Merak etme, vicdanıma aykırı hiçbir şey yapmayacağım. Tabii ki boşanmak istemiyor ve kesinlikle benimle yaşamak istemiyorsan."

Ona şöyle sordum: “Yıllarca benimle birlikte çok zorluk çektin. Benden nefret etmiyor musun, bana kırgın değil misin?” Şöyle dedi: “Senden asla nefret etmedim, seni suçlamadım da. Güzel şeyler söylemeyi bilmiyorum ama kalbimde çok net biliyorum ki Falun Dafa uygulayan insanlar hiçbir yanlış yapmadılar veya yasayı çiğnemediler. Siz sadece inancınızı koruyorsunuz ve ülkeye veya aileye hiçbir zarar vermiyorsunuz. Yasaya karşı gelenler, bu iyi insanları baskı altına alanlar iktidardakiler. Bunun ne önemi var ki?”

Kocamla yıllarca birlikte yaşadım. Ondan böyle dokunaklı sözler ilk kez duydum. Bunların onun içten gelen sözleri olduğunu biliyorum çünkü o sadece bir şeyler yapan ama asla bunlardan bahsetmeyen biri. Asla başkalarını memnun etmeye çalışmaz. O kadar duygulandım ki ağladım. Ona ne diyeceğimi bilmiyorum. Sadece kalbimden ona içtenlikle teşekkür edebilir ve bundan sonra ona iyi davranıp ilgilenebilirim.

Sevgili Küçük Kardeşlerim

Yıllar geçti ve küçük kardeşlerimi asla unutmayacağım. Fiziksel ve zihinsel olarak acı çektiğim ve zor koşullar altında olduğum zamanlarda bana gösterdikleri ilgi ve yardımı asla unutmayacağım. Ablam çalışırken, bir finans departmanında çalışıyordu. Çalıştığı iş yeri o yıllarda nispeten iyi durumdaydı ve çalışanlar iyi maaşlar alıyordu. Ben ise inancımdan vazgeçmeyi reddettiğim için çalışma kamplarına gönderildim ve kamu hizmetindeki işimden kovuldum.

Eşimin çalıştığı iş yeri o zamanlar iyi durumda değildi ve çalışanlarının maaşlarını altı ay boyunca ödemedi. Oğlum o zamanlar üniversitedeydi. Ablam aileme maddi olarak çok yardımcı oldu. Ablam yiyecek, giyim, oğlumun okul harcı ve temel yaşam giderlerinin çoğunu karşıladı. Annem ve babam ve kardeşlerim de bize yardımcı oldular, oğlumun yükseköğrenimini başarıyla tamamlamasını ve istikrarlı bir gelirle iş bulmasını sağladılar. Bu, aile hayatımızda büyük bir değişikliği önledi. Çok duygulandım ve ablama çok şey borçlu olduğumu hissediyorum. Gelecekte işlerim düzeldiğinde ona borcumu ödeyeceğime söz verdim. Şimdi sözümü yerine getiriyorum.

Birkaç kez tutuklandığımda, kız kardeşim ve annem serbest bırakılmam için her yere gittiler. Bir keresinde, beyin yıkama merkezine götürüldükten birkaç gün sonra, kız kardeşimi de tutukladılar. Artık uygulama yapmayan bir uygulayıcı ona, “Seni bir amaç için tutukladık” dedi. Kız kardeşimden bana karşı sözde deliller elde etmeye ve beni daha fazla zulmetmeye çalışıyorlardı. Ancak kız kardeşim işbirliği yapmayı reddetti ve planları başarısız oldu. Erkek kardeşim de yasadışı olarak gözaltında tutulduğum zamanlarda ailemle birlikte beni birkaç kez ziyaret etti ve aktif olarak serbest bırakılmam için çabaladı. Bir de yengem var. Onun dürüst davranışı beni etkiledi.

Tutuklandıktan sonra açlık grevine başladım. Birkaç gün sonra bilincimi kaybettim ve acil tedavi için hastaneye kaldırıldım. Bana eşlik eden sağlık çalışanları ailemi bilgilendirme fırsatı buldu. Bütün ailem hemen hastaneye koştu. Beni yatakta baygın halde görünce, büyük bir üzüntü ve öfkeye kapıldılar. Polis memurlarını azarladılar. Memurlar ise sessiz kaldılar.

Hastanede bir gün kaldıktan sonra bilincimi geri kazandım. Birçok polis memuru, odanın dışında beni sırayla izlemek üzere görevlendirilmişti. Yengem beni ikinci kattaki odadan alıp köydeki bir akrabamızın evine götürmek istedi. Bu planını, aynı zamanda sağlık çalışanı olan bir aile üyesine anlattı. Polislerin sıkı gözetimi altında beni götürmek çok riskliydi. Yengemin ve benim güvenliğim için, aile üyesi durumu yengeme anlattı. Yengem sağlık çalışanının tavsiyesini kabul etti ve beni götürme planından vazgeçti.

Tutuklanmamdan sonra, yengem serbest bırakılmam için birkaç kez Ulusal Güvenlik Tugayı'na gitti. Tanıdığı bir polis memuru ona, “Bu kişinin serbest bırakılması için neden bu kadar zahmete giriyorsun? Bu kişiyle ilişkiniz ne?” diye sordu.

Yengem, “O benim görümcem” diye cevap verdi. Polis memuru, “Sadece görümce, kız kardeşin değil. Bu kadar çabaya değer mi?” dedi.

Yengem ona, “Doğruyu söylemek gerekirse, bu görümcem bana gerçek kız kardeşimden daha iyi davranıyor. Biz kardeşlere karşı gerçekten iyi, bizimle ilgileniyor, bize yardım ediyor. Ailede gerçekten abla rolünü üstlendi. Hepimiz ona saygı duyuyor ve güveniyoruz. Onu tanıyanlar onun iyi bir insan olduğunu söylüyor. Böylesine iyi bir insanı tutukladınız, serbest bırakmayı reddettiniz ve bunun etkisi iyi değil. Bu kişiyi en kısa sürede serbest bırakmanızı rica ediyoruz.” dedi. Birkaç gün sonra eve gitmeme izin verildi.

Dafa, İyi İnsanları Kutsar

Ailem Falun Dafa'ya inanıyor. Doğru düşüncelere sahipler ve ÇKP'nin zulmüne direnmede her zaman yanımda oldular. Tüm aile gerçekleri anlıyor ve ÇKP'den ayrıldı. Ayrıca Jiang'a karşı dava açmaya aktif olarak katıldılar. Sonuç olarak Dafa'dan kutsama aldılar. Dört neslin de sağlığı yerinde ve aile ilişkilerimiz uyumlu.

Kardeşlerim ve ben, ailelerimizle birlikte emeklilik başvurusu yaptık ve başarılı olduk. İstikrarlı bir gelirimiz var ve temel ihtiyaçlarımız karşılanıyor. Son yıllarda her aile 100 metrekareden büyük yeni daireler satın aldı. Arabalarımız ve mülklerimiz var ve bir gelir kaynağımız var. Hayatımız endişesiz, olaylardan uzak ve güvenli. Bunların hepsinin Dafa'dan gelen kutsamalar olduğunu biliyoruz.

Birkaç yıl önce erkek kardeşim, yengem ve eniştem aniden ciddi hastalıklara yakalandılar. Hayatları tehlikedeyken bir mucize oldu ve ölümden kurtuldular. Kardeşimin evinde gaz vanası arızalandı. Tam patlamak üzereyken, “Falun Dafa iyi, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi” dedik. Gaz akışı aniden durdu ve bu, hayal edilemez bir felaketi önledi.

Dafa, neredeyse 90 yaşındaki annemi birkaç düşmeden korudu.

Bir yıl, eşim kardeşlerimi ve üç kişilik başka bir aileyi beni ziyaret etmek için çalışma kampına getirirken, hızla giderken, mallarla dolu büyük bir kamyon aniden döndü. İki araç çarpışmak üzereyken, eşim direksiyonu 180 derece çevirmesine yardımcı olan bir güç hissetti ve potansiyel olarak ölümcül bir trafik kazasından kurtuldular. Hedeflerine başarıyla ulaştılar.

Daha sonra kız kardeşim bana olayı anlattı. O kadar duygulandım ki ağladım. Shifu’nun ailemi koruduğunu biliyorum. Bu sefer, aile üyelerimden birkaçının hayatını tehdit eden bir sıkıntıyı çözdü. Bunu bizzat yaşayan akrabalarım daha sonra Shifu’ya ve Falun Dafa'ya daha da çok inandılar ve saygı duydular.

(Minghui.org'da 2026 Dünya Falun Dafa Günü kutlaması kapsamında seçilmiş gönderim)

Orijinal Çince makale