(Minghui.org) Kuzeydeki kırsal köyümüzde, sabahları genellikle en hareketli yer tofu dükkânıydı – insanlar lezzetli bir kahvaltının tadını çıkarmak için oraya gitmeyi dört gözle beklerdi. Ancak bir gün, dükkân neredeyse şiddetli bir kavganın sahnesi olacaktı.
2009 yılının bir sabahı, kocam biraz tofu pudingi yemek için tofu dükkânına gitti. Eve döndüğünde ağlamaya başladı. Şaşkınlıkla ona ne olduğunu sordum. Bana, tofu dükkânının sahibi Bay Hu tarafından dövüldüğünü anlattı.
Olay şöyle ortaya çıkmıştı: O sabah kocam dükkâna girdiğinde, köy muhtarının karısı girişte onu bekliyordu. Ona şöyle demiş: “Bayan Hu’ya (dükkân sahibinin eşi) dün yemeğimin parasını ödemediğimi söylemişsiniz. Köyde saygın bir kişisiniz ve normalde size saygı duyarım. Böyle bir şeyi nasıl yapabildiniz?”
Kocam ise şöyle cevap vermiş: “Ben öyle bir şey yapmadım! Dün sizi yemeğe gelirken bile görmedim, o halde nasıl ödeme yapmadığınızı iddia edebilirim ki?”
Bunun üzerine ikisi Bayan Hu’nun yanına gitti. Kocam ona şöyle sordu: “Ne zaman size bu kadının dün yemeğinin parasını ödemediğini söyledim? Dün onu hiç görmedim. Böyle bir şeyi nasıl uydurursunuz?”
Bayan Hu sessiz kaldı. Kocası yakınlarda durmuş, kocama öfkeli bakışlar atıyor ve ona susması için bağırıyordu. Kocam ise şöyle karşılık verdi: “Siz açıkça yalanlar yayarken, birinin kendini savunmasını nasıl yasaklayabilirsiniz?” Bay Hu bunu duyunca, bambudan yapılmış bir süpürgeye uzandı ve onunla kocama şiddetle vurdu.
Bayan Hu, kocamın dört yıl önce mide kanseri ameliyatı geçirdiğini ve bu nedenle kesinlikle sinirlenmemesi gerektiğini biliyordu. Bu yüzden hemen müdahale etti ve kocasını kenara çekti. Kocam her zaman dürüst ve terbiyeli bir adam olarak biliniyordu, asla kavga çıkarmazdı. Bu şekilde muamele gördükten sonra, bu aşağılanmaya dayanamadı ve eve gelir gelmez bana olanları anlattı.
Çok sinirlendim ve "Bu kadar zorbalık yeter artık!" dedim. Düşündükçe daha da sinirlendim. Kocam, bu aşağılanmaya dayanamadığı için gidip onlarla konuşmamı istedi!
76 yaşındayım ve eskiden “sert bir insan” olarak biliniyordum. İradeli, sivri dilli ve çabuk öfkelenen bir insandım; en ufak bir hakareti bile kabul etmeye hazır değildim. 1996 yılında Falun Dafa’yı uygulamaya başladım. Doğruluk, Merhamet ve Hoşgörü ilkelerini takip ettim ve Fa’nın standarlarına göre davranmaya öğrendiğim için yavaş yavaş değiştim.
Sonra kocamın bu aşağılanmayı kabullenemeyeceğini söylediğini duyunca, birdenbire sakinleştim. Olaylara kişisel bir kırgınlık açısından baktığımı fark ettim. Ama biri bir başkasını dövüp tekmelediğinde, bunun arkasında karmik bir bağ yok mu? Öfke, düşmanlıkla karşılık verilmek yerine çözümlenmelidir.
Kocama şöyle dedim: “Oraya gidip onlarla tartışamam. Fa standardına göre hareket etmeli ve Shifu’nun öğretilerini dinlemeliyim. Oraya gidip başkalarıyla tartışırsam, hâlâ bir Falun Dafa uygulayıcısı olabilir miyim? Bu, Fa’ya utanç getirmez mi?”
Kocam bunu duyunca yeniden ağlamaya başladı. “Benim duygularımı umursamıyor musun? Öfkeden ölmemi öylece izlemek mi istiyorsun?” dedi. Onu daha fazla üzmemek için, yine de tofu dükkânına gitmeye karar verdim. Oraya giderken, bu durumu nasıl ele almam gerektiğini durmadan düşündüm.
Birkaç dakika sonra tofu dükkânına vardığımda, girişin önünde pek çok insan durmuş, az önce orada yaşanan tartışmayı konuşuyordu. Bunların arasında, Çin Komünist Partisi (ÇKP) ve bağlı örgütlerinden ayrılmalarına yardım ettiğim pek çok kişi de vardı.
İnsanlar beni gördüklerinde, kavgayı devam ettirmek için geldiğimi sandılar. Dükkâna girer girmez, büyük bir kalabalık peşimden geldi. Hatta mahallede kızarmış hamur çubukları satan bir satıcı bile işini bırakıp bizi içeriye kadar takip etti. Herkes büyük bir olay bekliyordu.
Dükkâna girer girmez, Bayan Hu’nun adını yüksek sesle seslendim. O da cevap verdi ve elinde bir kepçeyle dışarı çıktı. “Duyduğuma göre, benim kocamla sizin kocanız arasında bir ‘dünya savaşı’ çıkmış?” dedim. Bu sözlerin ardından güldüm.
Ben gülmeye başlar başlamaz, etrafta duran herkes de gülmeye başladı. Bayan Hu şöyle cevap verdi: “Bugünkü olayın ne sizin kocanızla ne de benim kocamla bir ilgisi yok. Bu olay, tamamen benim bir yalan söylememden kaynaklandı. Kocanız her sabah buraya geldiği ve insanlar onun sözlerine güvendiğinden, onu referans olarak gösterdim. Artık yaşlandım ve zihnim eskisi kadar net değil. Aslında köy muhtarının karısı dün buraya yemek yemeye gelmemişti. Bu tamamen benim hatamdı.”
Ben ona hiçbir suçlama yöneltmemiş olmama rağmen, her defasında her şeyin kendi hatası olduğunu ısrarla vurguladı.
Sonunda şöyle dedi: “Lütfen kocanıza özürlerimi iletin. Ona artık kızgın olmaması gerektiğini, yarın sabah kahvaltıya tekrar gelmesini söyleyin.” Sonra gidip mısır ve buğday karışımından yapılmış birkaç buğday ekmeği getirdi ve şöyle dedi: “Kocanızın bunları sevdiğini biliyorum. Lütfen ona biraz götürün.” Normalde başkalarından hediye kabul etmem, ama o gün kızgın olmadığımı göstermek için kabul ettim. Gülümseyerek ekmeklerle oradan ayrıldım ve Hu çifti, etraftakilerle birlikte beni kapıya kadar geçirdi.
Birkaç gün sonra yine o tofu dükkânının önünden geçtim. Bay Hu hemen bir sandalye çıkardı ve bir süre oturmam için ısrar etti. Gülümsedim, oturdum ve tüm ailesinin ÇKP’den ayrılmasına yardım ettim.
O olaydan bu yana on yıldan fazla bir zaman geçti. Bunu yazma fikri beni hiç rahat hissettirmedi, çünkü bunun övünme olarak yanlış anlaşılabileceğini düşündüm. Eğitimim sınırlı ve zarif bir ifade tarzım yok. Sadece Shifu'ya olan minnettarlığımı ifade etmek istiyorum. Beni kaba bir kadından nazik ve yumuşak huylu bir insana dönüştüren Shifu’dur.
(Minghui.org'da 2026 Dünya Falun Dafa Günü kutlaması kapsamında seçilmiş gönderim)
Telif Hakkı © 2026 Minghui.org'a aittir. Her hakkı saklıdır.
Kategori: Dafa Günü Bakış Açıları